03 Şubat 2026

SON UMUT

İnsan bazen
doğruyu bilmekten yorulur.
Çünkü doğru,
her zaman rahatlatmaz;
bazen uykuyu böler,
bazen ekmeğin tadını kaçırır,
bazen susmayı suç ortaklığına çevirir.

Bize
“idare et” dediler,
“herkes böyle” dediler,
“zamanı değil” diye diye
zamanın kendisini çürüttüler.

Bir çocuğun gözleri
erken büyüdü bu yüzden,
bir annenin duası
boğazında düğümlendi,
bir babanın suskunluğu
eve akşamdan önce girdi.

Biz neyi kaybettik?
Parayı değil,
çünkü yoksulluk 
eskiden de vardı.
Gücü değil,
çünkü zalim her 
çağda güçlüydü.
Biz
utanmayı kaybettik.

Yanlışa bakınca
gözlerini kaçırabilme yeteneğini.
Haklıyken bağırmamayı,
haksızken susmayı.
Bir masa kuruldu dünyaya,
ama herkes davetli değildi.

Bazıları artıklardan pay aldı,
bazıları sofrasını sırtında taşıdı.
Birileri tok yattı
“şükür” diyerek,
birileri aç uyudu
“ayıp olmasın” diye ses çıkarmadan.

Adalet dediler,
ama terazinin kefeleri
önceden ayarlanmıştı.
Eşitlik dediler,
ama bazı isimler
doğuştan ağır basıyordu.
Biz bunu gördük,
görmezden gelmeyi öğrendik,
sonra da
öğrendiğimiz şeye benzedik.

Ahlâk
yüksek kürsülerde anlatılmadı bize;
bir annenin
yalan söyleme dediği 
ilk anda,
bir babanın
haksız kazanca el uzatmadığı o suskunlukta
öğrendik biz ahlâkı.

Şimdi
o suskunluk gürültüde kayboldu,
yalan makbul,
haksızlık “akıl” oldu.
En çok da
iyi insanlar yoruldu.
Kötüler değil
onlar rahat uyudu.

Çünkü kötülük
kendini sorgulamaz.
Ama iyilik,
her gece vicdanına 
hesap verir,
“bir şey yapmalıydım” diye
uykusuz kalır.
Bir çocuk
soruyor artık:
“Büyüyünce ne olacağım?”
Eskiden meslekti cevap,
şimdi
“adam kalabilecek miyim?”
diye soruyor içinden herkes.

Yine de
tam burada bırakmıyorum sözü.
Çünkü bu şiir
yenilginin değil,
inatla insan kalmanın defteridir.
Kalp hâlâ sızlıyorsa,
vicdan hâlâ geceye sığmıyorsa,
demek ki
her şey bitmedi.

Belki dünya düzelmez,
ama insan
kendini tamamen kaybetmez.
Birinin elini tutmakla başlar bazen ahlâk,
susmamakla,
yalanı alkışlamamakla,
kötülüğe benzememekte ısrar etmekle.

Ben hâlâ
iyiliğin modası geçmedi diyorum.
Belki pahalıya mal oluyor,
belki yalnız bırakıyor insanı,
ama ucuz yaşatmadığı kesin.
Ve eğer
bu kadar kirin içinde
hâlâ rahatsız oluyorsak,
işte bu
en büyük derttir
ve aynı zamanda
son umuttur.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...