18 Şubat 2026

ÇOĞALAN GÖZYAŞLARI

Plânsız bir sabahın omzuna astım kendimi,
serseri bir yürüyüş bu,
aylak sanılır.
Oysa ciddi bir kalp yoklamasıdır.

Cûlüs tepedeyim,
sağa düşer yolum,
Ziyere Köprüsü’ne selam veririm önce.
Bahçelerin içine dalar adımlarım,
Mezbaha’dan çıkarım,
yeryüzünün gizli cennetlerinden birinde.

Altımdan salına salına akar Yeşilırmak,
söğüt dalları
bir gelin tacı gibi dizilmiş suyuna.
Irmağın aynasında
zaman saçlarını tarar.
Az ötede Tersakan kavuşur O'na,
iki kader birleşir,
ver elini Karadeniz.

Ama yürürken
ezgiler takılır aklıma
Meram’dan, Gesi’den, Ankara’dan…
Topraklar türküyle konuşur,
bağını, bahçesini ballandıra ballandıra anlatır.
Kıskanırım.

Sanki başka memleketin toprağıymış gibi.
Sorular düşer aklıma:
Neden Amasya’nın
bağlık, bahçelik bir türküsü yok?
Sitemim ustalara,
türkü hasadı neden
bizim topraklara uğramadı diye.
Söğüt dalına manda yuvası konduruldu da,
Yeşilırmak boyunca dizilen
gelin tacı dallar neden unutulur?

Derken gerçeğin taşına çarpar adımım:
Bağlar yok artık.
Yerlerinde apartmanlar,
betonun sessiz istilası.
Babil’in Asma Bahçeleri gibi,
bir dünya harikasıydı belki,
şimdi yalnızca
kitapların hafızasında yaşıyor.

Olsun.
Biz yazmaya devam ederiz Amasya’nın bağlarını,
türküleşmese bile.
Ziyaret ederiz sık sık,
dallarına çıkar,
meyvenin en güzeline uzanırız.

Fotoğraf çekmesek de
yazıyla bırakırız izimizi
gelecek zamanlara.
Dün bir dost dedi ki:
“Bir bir eksildik abi,
kalan beş kişiyle bağlara gidiyoruz.”
Mangal başı, semaver,
dostlar sofrası
hayatın en kıymetli dergâhı bu.

İçime bir türkü aktı o an,
bağlar gibi göçen dostların ardından:
“Bir of çeksem
karşıki dağlar yıkılır…”

Anladım:
Kalan ömrümüz
arayışlarla, hasretlerle geçecek.
Çoğumuz eski dostları,
bağları, bahçeleri arayacak.
Hele Amasya ile yoğrulmuşsak,
özlenen ne çok güzellik var
tek tek yok olan,
dalından koparılan.
Bize kalan
iki damla gözyaşı…
Yaşanmış,
yaşlanmış hatıralar için
yüreğimize çoğalarak akan.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...