Bugün kızım Sıla sayfamızın konuğu; Hıdırellez esintilerini paylaşmış, umarım ilginizi çeker.
Bugün Hıdırellez.
Ritüellerin arasında bırakmak istediklerimizi bir kağıda yazıp yakmak var.
Fikir ayrılıklarında, sonuna kadar kendi fikrini savunanlardan.
Dinlemeden konuşanlardan. Kabalıktan.
Sabit fikirli insanlardan.
Sadece kendini anlatanlardan.
Yaptığınızı da yapamadığınızı da sert bir dille eleştirenlerden.
Takdir bilmeyenlerden, teşekkür etmeyenlerden.
Gidiş yolundan puan vermeyip çabayı görmeyenlerden.
Size tavsiye ve akıl verirken kendi hayatına dair hiçbir farkındalığı olmayanlardan.
Kendi söylediklerinin, yaptıklarının, duygularının sorumluluğunu almak yerine sadece karşı tarafı suçlayanlardan ve her şeyden şikayet edenlerden.
Sahip olduklarına odaklanmak yerine olmadıklarıyla ilgili söylenip duranlardan.
Sizi desteklemek yerine aşağı çekenlerden.
Çöplüğünü üstünüze boşaltanlardan.
Başarılarınızla mutlu olmayanlardan.
Derdinizle mutlu olanlardan. Hasetlikten.
Hakkınızda hiçbir doğruluğu olmayan şeyleri sıfır rahatsızlıkla başkasına anlatanlardan.
Kendinden çok başkaları ile uğraşanlardan.
Sahte mutluluk çabalarından.
Mutsuzluğa tahammülsüzlükten.
Sahte yüzlerden...
Sürekli güzel, bakımlı, akıllı, doğru olmaya çalışmaktan
bıkmadınız mı?
Sürekli onaylanma ihtiyacından, görülme arzusundan.
Geldiğimiz nokta:
Güzel kelimeler konusunda cimriliğimiz tavan yaptı.
Günaydın demez olduk.
Kolay gelsin demez olduk.
Özür dilemek yanından geçmeyiz.
Yapılandan çok yapılmayanın peşine düştük.
Hep yargı.
Hep eleştiri.
Birilerini düzeltme çabası, olmadı hemen cezalandırma.
Bence insanlık olarak bırakmamız gerekenlerin listesi çok uzun, duygusal yüklerimizden, birikimlerimizden ve tortularımızdan kurtulup bahar temizliğini içimizde, kendimizde yapmalıyız.
Biz ne yaparsak yapalım, hayat akmaya devam ediyor.
Her şey bizim için, biz hazır olsak da olmasak da.
İçimizdeki baharın uyandığı bir Hıdırellez olsun 🌿