Yavan bir çağdayız,
ekmeğin tuzu kaçmış,
kelimelerin tadı.
Renkli ekranlar var,
ama siyah beyaz düşüyor
içimize akşamlar.
Ne sevinç sevinç gibi
ne de keder eskisi kadar sahici.
Gülüyoruz, evet…
ama yüzümüz gülüyor yalnız,
kalbimiz izinli bugün.
Yalnızız.
Kalabalıklar içinde üstelik.
Omzumuza çarpıp geçenlerin
ne adını biliyoruz
ne acısını.
Her biri kendi iç yangınına
kendi küllüğünü taşıyor.
Birbirimize dokunmadan
yanıp sönüyoruz.
Eskiden böyle miydi?
Değildi.
İnanırdık bir şeye;
bir söze, bir kavgaya, bir aşka.
Mangal gibi yüreklerimiz vardı,
omurgalı hayallerimiz.
Bir masaya oturduk mu
dünyayı değil,
evreni meze yapardık dostluğa.
Şimdi masalar var,
ama dostluk yok;
sandalyeler dolu,
yürekler ayakta.
Şarkılar sustu.
Ezberimizdeki dizeler
uzak bir ülke artık.
Necip Fazıl’ı bir çırpıda söyleyemez olduk,
beklemek bile yoruyor insanı.
Kimi bekliyorduk o dizelerde?
Bir kadın mıydı,
bir devrim mi,
yoksa kendimizin eski hâli mi?
Atilla İlhan’ın
hiç yaşamayan kadınları gibi
biz de hiç olmamış mıyız aslında?
Bu vatan çok güzel.
Bunu inkâr edemem.
Güneşin en iyisi bizde,
suların en çağlayanı.
Bulutlar sevda taşıyor hâlâ,
rüzgârlar inatla anlatıyor kendini.
Ama bayram sabahı
çarpmaz oldu yürek.
Pencere aralanıyor,
içeri giren yalnız sessizlik.
Yorgunuz.
Kavgadan değil sadece,
anlaşılmamaktan.
Didişmekten değil,
duyulmamaktan.
Kolumuz kanadımız kırık,
süt dökmüş kedi misâli
sessiz ve tedirgin.
En küçük hayat belirtisini
bir mucize sanacak hâle geldik.
Bazen Pavese düşüyor aklıma.
“Artık sabahı da kaplıyor acı.”
Ne ağır cümle…
Güçsüzlüğünü seyreden bir adamın
kendiyle yaptığı son hesaplaşma.
Sokakta çarpıp geçenlerin
hiçbir şeyden habersiz oluşuna şaşırırken
biz de kaç acının yanından
başımızı çevirerek geçtik,
kim bilir?
Yazmak…
Bir direnme biçimi belki de.
“Artık yazmayacağım” diyenlerin
en çok yazdığı yerden kırılıyor insan.
Biraz cesaret diyor ya,
bütün mesele o işte.
Yaşamak için de
ölmeyi düşünmek için de
aynı cesaret gerekiyor.
Ama bak,
her şeye rağmen
hayat hâlâ güzel.
Bayramlar hâlâ bayram.
Bir çocuk gülüyorsa bir yerde,
dünya henüz bitmedi demektir.
Öyleyse neşen bol olsun,
sevgin eksilmesin.
Kararmasın yürekler,
kurumasın göz pınarları.
Barış selamlasın insanlığı,
açlığın ve yoksulluğun utandığı
savaşsız, sömürüsüz
bir dünya sabahında.
Ve biz…
Her şeye rağmen
insan kalabilmenin gururuyla
yaşayalım umut dolu yarınlarla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder