Akşamın moru inerken Yeşilırmak’a,
dağların omzunda ağır bir sükût…
Ferhat’ın sabrı kadar eski,
Şirin’in bakışı kadar ince bir ışık
dolanır Amasya’nın sokaklarında.
Köprüler birer birer yanar,
suya düşer sarı lambaların titrek duası.
Kırmızı kiremitler gündüzün telaşını bırakır,
minareler göğe ince bir çizgi çeker;
ezanla birlikte şehir derin bir nefes alır.
Kayalar kararır,
ama içlerindeki efsane aydınlıktır hâlâ.
Bir yanda sarp yamaçlar,
bir yanda suya yaslanmış ahşap evler
akşam, hepsini aynı hüzünle örter.
Yeşilırmak ağır ağır akar,
sanki geçmişi taşır kıyıdan kıyıya.
Bir çay buharı yükselir pencerelerden,
bir sohbet başlar dar sokaklarda;
Amasya, geceye usulca hazırlanır.
Ve ben bilirim,
bu şehirde akşam
yalnız bir vakit değildir
bir masaldır,
bir sevda hatırası,
bir efsanenin kalbidir.
İyi akşamlar,
Ferhat ile Şirin’in şehrine.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder