Bir gün geliyor insan,
kendi sesini bile
uzaktan duyar oluyor.
İşte o gün
albümler konuşmaya başlıyor,
fotoğraflar dile geliyor,
zaman susuyor.
Yaşlılık dedikleri,
bedenin değil
hatıraların yorulması aslında.
Yedi yaşında başlıyor her şey,
bir sokakla,
bir bakışla,
bir annenin seslenişiyle…
Yetmişinde bile
aynı sesle irkiliyorsun.
Elimde bir fotoğraf var şimdi,
kağıt sararmış,
kenarları yıpranmış.
Ama içi capcanlı.
Gümüşlü Mahallesi’nden
bir gün düşmüş içine.
Piknikti belki,
Pirler Parkı’ydı,
muhtemelen de komşuların bağıydı.
Çimenler yumuşak,
gökyüzü bol,
gelecek masum.
Sakibe Abla orada,
hayatın yükünü
gülüşüne sığdırmış.
Sühendan Teyze
sessizce bakıyor,
sanki olacakları sezmiş gibi.
Annem…
Dünyanın bütün telaşına rağmen
bizi bir arada tutan
tek merkez.
Bakışıyla ev kuran kadın.
Ve biz çocuklar…
Sühran, Benan, Fatma, Rezzan, Okan
ve ben.
İsimler yan yana durunca
bir mahalle tamamlanıyor.
Bir şehir nefes alıyor.
Ellili yılların sonlarıydı...
Kimse yalnız değildi,
yalnız kalmak ayıptı.
Kapılar kilitlenmezdi,
gönüller hiç.
Aradan yarım yüzyıl geçti.
Şimdi zaman
bizden hızlı koşuyor.
Komşuluk,
eski bir kelime gibi
ağzımızda eğreti duruyor.
Birer birer çekildik hayattan,
ya da hayat bizden.
Kimi göçtü,
kimi sustu,
kimi sadece hatıra oldu.
Şimdi başka bir çağdayız.
Adına ne dersen de,
ben yalnızlık diyorum.
Kalabalıklar içinde
kimsesiz bir çağ.
Anne baba evlâda hasret,
evlât anne babaya.
Kardeş kardeşe uzak,
aynı evde bile.
Akrabalık,
fotoğraflarda kalmış bir bağ.
Herkes kendi derdine düşmüş,
kimisi geçimle boğuşuyor,
kimisi içindeki sessizlikle.
Kapılar kapalı,
perdeler sıkı,
hayatlar kilitli.
Bayramlar yük oldu,
ziyaretler zahmet.
Gönül yoruldu Macit,
çok yoruldu.
Cenazelerde bile
buluşamıyoruz artık.
Ölüm dahi
bir araya getiremiyor bizi.
Can tatlı elbet,
yaşamak lâzım,
bunu inkâr etmem.
Ama insan
yaşarken eksiliyor.
Ah ne günlere kaldık…
Bizim nesil
buna şahit olmak için mi doğdu?
Daha dün
hayâl bile edemezdik
böyle bir soğukluğu.
Hayat,
ömrün son demlerine
böyle bir armağan bıraktı bize:
Kabullen ya da git.
İşte kapı,
işte sapı.
Ama ben dönüp
bir kez daha bakıyorum albüme.
Gümüşlü’ye,
annemin bakışına,
komşuların sesine.
Ve anlıyorum ki
her şeye rağmen
biz güzel yaşadık.
Acı olan bu değil,
acı olan
bunu bilenlerin artık
birer birer azalması.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder