Taşı toprağı altın dediler,
biz altını avuçlarımızda değil
çekiç seslerinin yankısında tanıdık.
Bakırcılar Çarşısı’ndan geçerek
okula değil, hayata giderdik aslında;
her adımda bir meslek,
her vitrinde yarım kalmış bir ömür
bize bakardı.
Demirin ateşle imtihanı vardı orada,
bakırın sabırla incelmesi,
ustanın alnından damlayan terle
çocuğun gözünde büyüyen hayranlık
aynı havayı solurdu.
Aytekin abi dururdu örsün başında,
iri gövdesiyle ateşi gölgelerdi,
bir elinde çekiç
bir elinde uzun pense,
toprağın kaderini döver gibi
aletler yapardı çiftçiye.
Biz bakardık,
sözsüz bir ders alırdık:
Emek böyle bir şeydir,
insanı insana benzetir.
Sonra zaman değişti,
sessizce değil, hoyratça.
Fabrika geldi, seri geldi,
hafif dediler, parlak dediler,
bakırı dolaplardan kovdular.
Alüminyum yerleşti mutfaklara,
melamin girdi sofralara,
petrol kokulu tabaklarla
alıştık geçici olana.
Çarşı sustu,
çekiçler yetim kaldı,
ustaların elleri
zamanın gerisinde kaldı.
Belki Burhan abi hâlâ direniyordur,
bakırdan âlemler yapıyordur,
minarelerin ucuna
göğe bakan umutlar koyuyordur.
Zaten bu ülkede
dua bitmez, inşaat bitmez,
bir şeyler hep yükselir
bir şeyler hep eksilir.
Ne zaman Amasya’ya dönsem
Burmalı Minare’ye uğrarım.
Yedi yüz yıllık bir sessizliktir orası,
insanı kendine çağırır.
Bir köşeye oturur,
çocukluğumu yoklarım,
gençliğimin izlerini taşlarda ararım.
Böyle bir kentte doğmuş olmanın
sessiz bir şükrü çöker içime.
Aidiyet dedikleri
tam da budur işte,
insanın kendini bir yere
emanet edebilmesi.
Yeşilırmak akar,
adını boşa taşımıyordur.
Toprak bereketlidir,
insanı kanaatkâr.
Ramazanlarda
yardım gizli yapılırdı,
veren bilinmez,
alan incinmezdi.
Amasya çelebidir,
gürültüyü sevmez,
iyiliği bağırmaz.
Eczacı Sabahat gelir aklıma,
babamın şakası,
sokağın gülüşü…
Kimi yükselir bu şehirden,
kimi savrulur.
Sıdıka çıkar aklıma,
öğretmenlikten imparatorluğa,
İstanbul’a sığanlar olur,
Amasya’da kalanlar…
Ama bilirim,
taşı toprağı altın denilen yer
her zaman zengin etmez insanı.
Bazı şehirler
para vermez,
hafıza verir.
İnsan ömrü boyunca
oradan beslenir.
Amasya böyle bir yer.
Sevenine yurt,
unutana sızı.
Gidene yol,
kalanına dua.
Tercih senin,
ister kal, ister git.
Ama bil ki
bazı şehirler
insanı hiç bırakmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder