Bazı şehirler vardır,
insanın adını ezberler çocukluğundan.
Sokakları seni tanır,
ağaçları sesinden bilir kim olduğunu.
Benim kalbim
bir kentin yamaçlarında kaldı,
ırmağın suyuna karıştı
ve bir daha tam olarak dönmedi.
Bir zamanlar
ellerim toprak kokardı,
avuçlarımda meyvenin güneşi vardı.
Bir dala uzanırken
geleceği düşünmezdim,
çünkü gelecek
o anın kendisiydi.
Sonra büyüdük…
Büyümek dedikleri şey
biraz unutmakmış meğer.
Beton geldikçe
hatıralar çekildi kenara,
ağaçlar sustu,
kuşlar başka semtlere taşındı.
Şimdi dönüp baktığımda
en çok neyi özlüyorum biliyor musun?
İsmi olmayan mutlulukları…
Sebepsiz gülüşleri,
bir incirin yarılışındaki sesi,
bir dutun parmakta bıraktığı lekeyi.
Zaman acımasız değil,
insan acımasız.
Toprağı unutan,
yeşili görmeyen,
anıdan utanır hale gelen insan…
Ama yine de
kalbimde bir yer var hâlâ,
kimseye vermediğim.
Orada bir kent durur,
bir bağ, bir ağaç,
bir çocuk
ve hiç kaybolmayan bir ses:
“Unutma…”
Unutmuyorum.
Yazıyorum.
Çünkü bazı sevdalar
susarak ölür,
yazılarak yaşar.
Ve ben
yaşatıyorum.
Macit CÜNÜNOĞLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder