04 Şubat 2026

BİR O KALDI

Herkes gitti, bir o kaldı.
Yeşilırmak akıyor,
kim bilir kaç ismi taşıyarak,
kaç dili yıkayarak kıyılarından.
Su unutmaz,
taş hatırlar,
insan susar bazen;
susmak da bir hatırlama biçimidir çünkü.

Bir şehir vardı bir zamanlar,
elmaları kokusundan tanınan,
çekiç sesiyle, değirmen uğultusuyla
sabahlarını açan.
Bir şehir ki
farklı diller
aynı sokakta
aynı gökyüzüne çarpardı.
Şimdi o sokaklarda
yalnız ayak izleri var,
kime ait oldukları bilinmeyen.

Bir soyağacı çizilmişti,
dallarında çiçek yerine
işaretler açmıştı.
Her işaret bir mezardı,
yeri olmayan.
Toprak bile yetmemişti
ölülere.
Rüzgâr,
o günden beri
bu şehirde
hep hüzünlü eser.
Herkes gitti.
Kimi uzak limanlara,
kimi adı zor söylenen sokaklara.
Gittiler çünkü kalmak
her gün biraz daha eksilmekti.

Bir ad bırakmak zorunda kaldılar,
bir dili,
bir mezarı.
Bir kişi kaldı.
Adını değiştirdi,
çünkü korkunun
resmî bir dili vardı.
Bunu söylerken
sanki bir suçu itiraf eder gibiydi.
Kalbi hâlâ
kendi adıyla çarpıyordu.
Bir kunduracı tezgâhında
bir tarih oturuyordu aslında.
Eğilmiş,
eski ayakkabıları onarırken
kırık bir yüzyılı
tutkalıyla birleştirmeye çalışıyordu.
Her çivi darbesinde
bir isim daha düşüyordu aklından,
ama kimse sormuyordu artık.
Bir rütbe fazla gelmişti ona
bu ülkede.
Bir kürek indi sırtına,
yalnızca kim olduğu için.
Acı sessizdi,
itiraz da.

Çünkü hayatta kalmak
bazen susmayı gerektirir.
Bir ibadet yerinin köşesinde
tezgâh açtı farkında olmadan.
Taşlar hâlâ oradaydı,
isimler silinmişti ama.
Tarihin ironisi
bazen acı bir gülümsemedir.
“Eskiden kalabalıktı” dedi,
ve kalabalık kelimesi
birden yetim kaldı.

Şimdi bir mezarlık var sadece,
o da yarım.
Ölüler bile
tam kalamamıştı bu şehirde.
Herkes gitti.
Gidenlerin ardından
bir ülke kaldı ama eksik,
bir şehir kaldı ama sessiz.
Bir adam kaldı.
İnkârın tam ortasında
bir kanıt gibi duran.
Bir müze değildi;
canlıydı,
yaralıydı,
hatırlıyordu.
Ve hatırlamak,
bazen en büyük direniştir.

Yeşilırmak hâlâ akıyor.
Belki bir gün
su isimleri geri getirir.
Belki bir gün
taşlar konuşur.
Ama bugün,
bu şehirde
herkes gitti
bir o kaldı.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...