03 Şubat 2026

HEYBELİ'DE AKŞAM

Heybeli’deyiz
mehtap masaya eğilmiş
kadehin dudağında ince bir titreme
deniz rast tutuyor bu gece
ve ben
yıllardır içimde biriktirdiğim suskunluğu
yavaşça açıyorum.

Masamda Yesari Asım
harfleri yorgun
elif biraz kambur
mim içe dönük
nun kaderle barışık
mürekkep değil bu
zaman akıyor kâğıttan.

Nihavent giriyor akşamla
yarım kalmış sevinç gibi
bir kadının adı
dilimin ucunda değil
kalbimin arka sokağında
ne tam gitti
ne kaldı
işte o aralık
buseliktir.

Hüzzam ağır adımlarla
çöküyor omuzlarıma
“dayandın” diyor
“çok şey sustun”
erkekliğin sessiz hâli
en çok burada öğrenilir
kimseye anlatmadan
ayakta kalmak.

Uşşak dokunuyor içime
ana sesi gibi
ilk utanma
ilk bekleyiş
sokak lambasının altında
kendimle ilk tanışmam
insan en çok uşşakta
masumdur
en çok orada affeder kendini.

Segâh kırık
ama gururlu
eksik tarafımla
barışıyorum
“olsun” diyorum
“böylesi de yakıştı bana”
yaş almak
biraz da segâh bilmektir.

Rast tutuyorum geceye
denge için
hayata küsmeden
devam edebilmek için
ne kahkaha
ne ağıt
sadece nefes
sadece sürmek.

Hicaz uzaktan geliyor
göçmen bir sızı
dönülmeyen yerler
söylenmeyen cümleler
memleket bazen
bir şehir değil
bir makam olur.

Kadehler azalıyor
gönüller çoğalıyor
sarhoşluk bu değil
hatırlamanın baş dönmesi
mehtap hâlâ masada
Heybeli hâlâ şahit
Yesari Asım susuyor
ben de...

Ama bu masa dağılmaz
bu şiir bitmez
çünkü bazı geceler
insan eğlenmez
sadece meşk eder ve mehtaba çıkar Heybeli'de...
"Yaşasın aşk" diye diye.
🌙🍷

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...