03 Şubat 2026

PİRLER'İN MARTISI

Amasya küçüktü derler,
inanma.
Bazı şehirler haritada değil,
insanın içindedir.
İki parkı vardı evet,
ama iki parkla
bir ömür büyütürdü insanı.

Biri Yeşilırmak’a yaslanırdı,
suya bakarak yaşlanırdı çınarlar.
Belediye bahçesi…
Pikabın iğnesi plağa değince
zaman çizilirdi.
Şükran Ay söylerdi,
“Sevemedim kara gözlüm…”
Ses, ırmağı aşar,
karşı mahallelerin akşamına karışırdı.

Diğeri Pirler…
Hem park,
hem mesire,
hem de çocukluğumun açık defteri.
Hıdırellez geldi mi
yokuşlar sevinçle aşılırdı.
Örtüler serilirdi toprağa,
bakla dolması menünün efendisi,
anneler gülümser,
babalar sessizleşirdi.

Ben o günlerde
dünyanın ağır bir kelime olduğunu bilmiyordum.
Bir salıncak yeterdi göğe çıkmaya,
bir martı
yeterdi özgürlüğe inanmak için.

Belediye parkında
Emrullah Usta’nın dondurması
yalnızca serinlik değildi,
bir mevsimdi.
Erirdi dilimde,
ama hatıramda kalırdı.

Amasya kendi yağıyla kavrulurdu,
kimse acele etmezdi.
Herkes herkesi tanırdı,
en çok da suskunluğunu.
Eğlence azdı ama sahiciydi:
sinema,
park,
bir de Ziyere havuz başı.
Ah Ziyere…
Suyun sesiyle büyüdük biz.
Yenice sonra geldi,
ama yüzmenin aslı
orada öğrenildi.
Büyükler rakı masalarını kurardı,
karpuzlar suyun altında serinlerdi.
Sazlar varsa
şarkılar uzardı geceye,
kahkahalar
salkım söğütlere asılırdı.
Bunlar sefalı günlerdi,
itirazım yok.

Ama içimde hâlâ
bir bayram sabahı saklı.
Amasya’yı yazdıkça
çocuk yanım uyanıyor,
iştahım kabarıyor,
kalemim hafifliyor.

Roman yazacak sabrım olmadı belki,
ama hatırayı dürüstçe anlatmak
başlı başına bir iştir.
Süslenmiş cümleye değil,
doğru kelimeye inanırım.
Yoksa söz boşalır,
geriye bir çuval kalır,
içi rüzgâr.

Bu şehir
kanaviçe gibi işlenmeli.
Sokak sokak,
taş taş,
gölge gölge.
Ben de elimden geldiğince
onu yapıyorum.
Layık olabildim mi,
onu zaman bilir.

Ama bildiğim bir şey var:
Amasya yazılmadan durulmaz.
Orada doğmuşum,
orayla büyümüşüm.
Her mahallesinde
bir yaşım durur.
Her sokağında
bir hatıram nefes alır.
Hafızam bedenimle yürür,
altmış yetmiş yıl öncesi
bugün gibi taze.
Üzerine hasret eklerim,
karşınıza eski Amasya çıkar.
Kötü mü?
Değil.

Bu bir şarkıdır aslında.
İçinde sevda vardır,
hüzün vardır,
umut vardır.
Ben de Samanyolu’nu mırıldanır gibi
yazarım bazen.
Gözlerimdeki yaşı
yüreğime akıtırım.
Ve Pirler’in martısı
döner dolaşır,
bir gün yine
çocukluğuma konar.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...