06 Şubat 2026

BİR KİTAP OKUDUM

Bir kitap okudum,
ama yalnız gözümle değil,
omuzlarıma çöken yıllarla,
cebimde taşıdığım suskunluklarla,
adını unuttuğum ama sesini hâlâ duyduğum
bütün öğretmenlerle birlikte okudum.

Dün,
zaman dedikleri şey biraz yavaşladı,
torunum Nehir geldi,
ortaokul iki de,
çocuklukla ciddiyet arasında
ince bir köprü kurmuş.
Çantasında bir çuval ödev,
aklında bin soru,
kalbinde henüz kirlenmemiş bir dünya.

Masanın etrafına oturduk,
defterler açıldı,
kurşun kalemler dirildi.
Ben bildiklerimi koydum ortaya,
o merakını.
Bazen yanlış yaptı,
bazen doğrudan bildi,
ama her seferinde
insanın öğrenirken büyüdüğünü gördüm.

Sonra,
en sevdiğimiz yere geldik:
kelimelere.
Laptop açıldı,
Word sayfası bembeyaz,
henüz kirletilmemiş bir vicdan gibi.
Yanlış yazılan sözcüklerin altı
kırmızıyla çizildi,
sanki dilin kanayan yerleri gösterildi bize.
Dikkat edersen düzeliyor her şey,
edemezsen kırmızı kalıyor hata,
hayat gibi.

Bu kez ben geçmedim klavyenin başına,
Nehir oturdu.
Parmakları hızlı,
aklı yaramaz,
düşüncesi biraz şeytani belki
ama temeli sağlam,
çünkü henüz kalbiyle düşünüyor.

Dur dedim.
Yazmadan önce okuyalım.
Çünkü okumadan yazan,
suyunu görmeden yüzmeye kalkar.
Mark Twain geldi aklıma,
eski bir dost gibi.
Mizahı kahkaha değil,
aklın tokadıdır onun.
Tom Sawyer yıllar önce
gençliğimin ceplerinde dolaşmıştı,
bir çocuğun haylazlığında
özgürlüğü öğretmişti bana.

Twain anlatır:
Bir gün hocasına der ki,
“Bir kitap okudum
ama zihnimde hiçbir şey kalmadı.”
Hoca bir hurma uzatır,
“Çiğne” der,
“Ye.”
Yer.
Sonra sorar hoca:
“Büyüdün mü?”
“Hayır” der çocuk.
“Büyümedin ama o hurma
etin oldu, kemiğin oldu,
sinirin, derin, tırnağın,
hücren oldu…”
İşte o an anlar insan,
kitap da böyledir.

Dağılır içine.
Sessizce.
Görünmeden.
Bir kısmı kelime olur,
dilini genişletir.
Bir kısmı bilgi olur,
aklına yerleşir.
Bir kısmı ahlâkına dokunur,
bir kısmı yazına, konuşmana
ince bir terbiye katar.
Bir cümle hayata başka yerden baktırır,
bir paragraf merhameti çoğaltır,
bir sayfa özgüvenini büyütür.
Düşünmeyi öğretir kitap,
sorgulamayı,
susmayı,
gerektiğinde yüksek sesle
itiraz etmeyi.
Sen farkında olmasan da
kitap çalışır içinde.
“Kitap okumak bir şeye yaramaz” derler,
yanılırlar.

Çünkü kitap okumak
çok şeye yarar.
O kadar çok şeye yarar ki
neye yaradığını
saymaya insanın ömrü yetmez.
İyi dostlar,
iyi kitaplar,
bir de huzurlu bir vicdan…
İşte insanın kendine kurabileceği
en sağlam ev budur.

Nehir dinledi,
gözleri kelimelere değdi.
Belki telefon daha parlak,
belki ekran daha cazip,
ama yine de kitapta
başka bir ışık var.
Denemek gerek,
ısrar etmeden,
korkutmadan.
Bazen maya tutar.
Bir de yazıya başlarsa çocuk,
işte o zaman
hayat kendini anlatmaya başlar.

Ben bir kitap okudum dün,
aslında bir çocuğun
geleceğini okudum.
Ve anladım:
Kelimelerle büyüyen çocuklar
dünyayı daha az kırar.
Kolay gelsin dostlar,
yolunuz kelimeden geçsin.
Gazanız mübarek ola.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...