08 Şubat 2026

SAAT BEŞTEN SONRA

Saat beşten sonra
gün, kendini savunmayı bırakır.
Güneş bile acele eder batmaya,
çünkü bu ülkede
akşamlar ağırdır.

İnsan, tam o saatte
kendine rastlar.
Ne iş kalır,
ne gürültü,
ne yalanın mesaisi…
Sadece içimizde biriken
o suskun kalabalık.

Ben akşamı çocukluğumdan bilirim.
Annemin sesi kısılırdı,
babam eve biraz daha yorgun gelirdi.
Radyo konuşmazdı,
iç çekerdi.
Bir şehir,
bir ev,
bir kalp
aynı anda kararırdı.

Beyin derler buna,
hafıza derler,
bilimle açıklarlar.
Yalan.
Bu, insanın kendine
geri çağrılmasıdır.
Kaçtığın ne varsa
akşam seni bulur.

Rüyalar bu yüzden acımasızdır.
Gündüz cesaret edemediklerimizi
gece yüzümüze vurur.
Bir mezarlık gibi dizilir
yarım kalmış hayatlar.
Uyanırsın;
kalbin hâlâ oradadır.

Bir de memleket vardır…
İnsanı yoran
kendi gölgesidir bazen.
Aynaya bakarsın:
bir insan.
Devlete bakarsın:
bir yalan.
Bir sesin vardır
ama yankısı yoktur.
Yetmiş altı yaşında
ifade özgürlüğü
bir hatıraya dönüşür.
Konuşursan sus derler,
susarsan kabullen derler.

Elinde tespih,
zamanı sayarsın,
çünkü artık
zaman seni saymamaktadır.
Ama şarkılar…
İşte onlar hâlâ direniyor.
Hüner’in sesi
boğazına takılmış bir ülke gibidir.
Buğulu,
kırık,
ama sahici.

Saat beşten sonra
damara girer,
ruhu yoklar.
Radyo Alaturka
gaza basar,
akşam çöker,
insan ağırlaşır.
Ve ben tam da o anda
dünyayla arama
mesafe koyarım.
Dokunmayın bana.
Bu hüzün bana emanet.
Bu akşam,
"son kalemdir" derim.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...