On dört Şubat
bizim takvimimizde bir tarihten ibaret değildir,
Amasya’nın kalbi o gün
biraz daha yüksek atar.
Çünkü biz sevgiyi
kartpostallardan öğrenmedik,
taş sokaklarda dizimizi kanatırken,
ırmak kıyısında hayal kurarken
öğrendik.
Bizimkisi salt şehir sevgisi değil,
çocuklukla gençliğin
aynı masada çay içmesidir.
Bir yanımız masum,
bir yanımız çoktan hüzünlü.
Yeşilırmak bilir bunu,
her akşam aynasına bakıp
bizden bir yüz seçer.
Kimi zaman bir çocuk gülüşü,
kimi zaman yarım kalmış
bir aşk.
Kral mezarları yukarıdan susarak sever,
fazla söze gerek duymaz.
Onlar da bilir:
Bu şehirde aşk
yüksek sesle yaşanmaz.
Bir pencere önünde bekleyen akşamlar vardır,
bir mektup hiç gitmemiştir belki
ama kalpte çoktan okunmuştur.
Bir bakış,
yıllar boyu süren bir cümle olur.
Sevgililer Günü derler ya,
bizim sevgimiz
tek güne sığmaz.
Bir ömürlük yürüyüştür
aynı sokakta defalarca geçmek.
Ve Amasya…
Sen bizim ilk aşkımızsın.
Ne vazgeçilir,
ne unutulur.
Her on dört Şubat’ta
adını kalbimizin en eski yerine
bir kez daha yazarız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder