Bu akşam rast makamından gidelim,
çünkü rast
söze doğruluk öğretir,
fazlasını sevmez
eksiği affetmez.
Sabah gibi başlar,
perdeleri açık bir evde
sessizce dolaşır.
İçeri güneş de girer
dün de.
Bir çay konur ocağa,
tam vaktinde.
Ne erken
ne geç.
Rast, zamanı incitmez.
Derken bir ses düşer masaya,
eskiden kalma bir plak gibi:
“Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin…”
Kimse devamını söylemez,
çünkü herkes bilir.
Sokaklar yerli yerindedir,
taşlar bile yerini ezbere bilir.
Bir başka masadan
yarım bir mısra sızar:
“Bak yeşil yeşil…”
Devamı suskunluk.
Rasttan söylenen şarkı
yük bindirmez insana,
hatırlatır.
“Üzülme” demez,
“buradayım” der sadece.
Bir usta başını sallar,
eli masada,
gözü boşlukta.
Dudaklarından dökülür:
“Kimseye etmem şikâyet…”
Söz orada durur,
tam karar perdesinde.
Akşam yaklaşır,
ışık sararır.
Son bir cümle asılı kalır havada:
“Bu akşam gün batarken gel…”
Gelen olmaz,
ama beklemek de rasttandır.
İşte böyle gider bugün.
Söz az,
his yerinde.
Rast makamı budur:
şarkıyı bitirir
ama insanı yarım bırakmaz.
Eski dostlar da düştü mü akla, hatıralar tamamlar
yorgun gönülleri...
Ve bir umut yayılır kalbe,
nemli gözlerle
bir ses duymak için
geçmişe
selâm gönderir...
"İçime hep hüzün doluyor"
şarkıları eşliğinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder