10 Şubat 2026

BİR ŞARKI

Gönül Dünyamdan
Türk müziğinin dokunduğu 
bir yer vardır,
adını bilmez insan
ama tanır acısını.

Bir eski şarkı girer içeri
kapıyı çalmadan,
gündüz vakti yakalar seni
en savunmasız yerinden.

Masa büyür, zaman daralır,
insan bir anlığına
rakı şişesinde balık olur,
itiraz etmez,
çünkü teslimiyet bazen
en zarif hâlidir kalbin.

Makamlar ardı ardına dizilir
bir iç yolculuk gibi:
Hüzzamda ağırlaşır akşam,
Karcığar’da çözülür düğüm,
bulutlar dağılır,
hülyalar başlar.
Hatıralar sessiz bir geçit yapar
hafızanın dar sokaklarında;
bir koku,
bir yarım cümle,
bir daha geri gelmeyen bakış…

Gözler kayar,
ama umut inatçıdır,
küçük bir ışık gibi
sönmeyi bilmez.
Şiir dökülür yürekten
fark etmeden,
kelimeler içki gibidir
fazlası zarar
azı yetmez.

Maksat unutmaktır biraz,
hafiflemektir,
günlük yükleri
kapının eşiğinde bırakmak.
Bazen bir şarkı
yorgun bir ruha
bir ömürlük merhem olur.

Eski zamanlar gelir akla
daha yavaş,
daha insani.
Sesler daha sahici,
suskunluklar daha anlamlıdır.

Bir şarkıcı sahneden seslenir,
sanki yalnız sana,
ve sen o anda anlarsın
kalabalıklar içinde
yalnız olmadığını.
Bu bir kaçış değildir,
bir dönüş belki;
kendine,
gönlünün eski odalarına.

Ne büyük iddialar vardır burada
ne de yüksek sesler,
sadece bir kalp
kendiyle baş başa.
Ve bir kaset dönüyordur hâlâ
hafifçe cızırtılı,
neşeyi de hüznü de
aynı şeride sığdırarak.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...