16 Şubat 2026

AMASYALI ESTER’E AĞIT

Yeşilırmak bir sabah
uyandı kırmızı,
su değil hatıra taşıyordu
taşlarına çarpa çarpa.
Kimse “akıyor” demedi,
çünkü akan şey sudan ağırdı.

Ester,
adın bir sokağın hafızasında kaldı.
Savadiye’de bir kapı gıcırtısı,
bir avluda yarım kalmış çocukluk.
On beş yaşındaydın,
daha saçına rüzgâr yakışıyordu
ölüm değil.

Evleri ezberlemiştin,
duvarların nabzını,
pencerelerin öğle uykusunu.
Sonra bir emir indi gökten,
insan sesiyle değil
demir bir sessizlikle.

Ve hayatın
bir gecede
valize sığdırıldı.
Yürüdün.
Yürümek denirse buna…
Ayakların değil, korkun ilerledi.
Malatya,
Sivas,
adı olan ama yüzü olmayan duraklar.

Her durakta bir eksilme,
her gecede biraz daha yetim dünya.
Çığlıklar vardı
ama ağız yoktu,
gözyaşı vardı
ama toprak içmiyordu.

Anneler susarak öldü,
çocuklar adlarını unutarak.
Sen unutmadın Ester,
çünkü yaşamak
inatçı bir duaydı sende.

Bir mucize gibi
okyanus geçti önünden.
Sular seni boğmadı,
ama memleket
boğazında kaldı.

New York’ta bir pencere kenarı,
Amasya’ya bakmayan
her yer kadar yabancıydı.
Yaşlandın.
Her gün biraz daha öldün.
Bir kez değil,
her sabah.
Ve her sabah
Yeşilırmak yeniden aktı içinde.

Şimdi sen yoksun,
ama sokaklar hâlâ seni biliyor.
Savadiye’de bir gül açarsa
nedensiz,
bil ki kalbin
toprağa değmiştir.
Rahat uyu Ester,
sen ölmedin.
Biz eksildik.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...