07 Şubat 2026

VİCDANIN YIL DÖNÜMÜ

Yıl döndü,
takvim aynı günü gösterdi yine
ama biz aynı yerde değiliz artık.
Toprak hâlâ sıcak,
enkazın hafızası taze,
elli binin üzerinde isim
sessiz bir yoklamada hâlâ eksik.

Bir şehir değil,
bir çağ çöktü aslında.
Duvarlar değil yalnızca,
insanın insana eğilen tarafı yıkıldı.
Çocuklar…
kimliksiz, fotoğrafsız,
bir ihtimalin içinde büyüyemeden
kayıp hanesine yazıldı.

Ama biz ne yaptık?
Bir acının başında durup
başka felaketlerin dedikodusunu tuttuk.
Dünyanın öbür ucunda bir sapığın
çürümüş defterlerini karıştırdık
ve buradan
ahlâk nutukları attık,
ellerimiz harç,
dilimiz kan kokarken.

Utanmak eski bir kelime şimdi,
sözlükte duruyor ama hayatta yok.
Ar, iffet, merhamet
bir enkazdan çıkarılamadı henüz.
İnsanlık,
derin bir kör kuyuya düşmüş,
sesleniyoruz ama
kimse ip sarkıtmıyor.

Depremden sonra
binalar yeniden yapılır sanıldı,
oysa asıl yıkım
kalbin kolonlarındaydı.
Vicdan çürük çıktı,
raporlar suskun,
müteahhit belli değil.
Yas tutmak zor geldi bize,
unutmak daha konforlu.

Bir paylaşım kadar ağladık,
bir sonraki gündeme kadar.
Sonra yüksek sesle konuştuk,
suskunluğumuz anlaşılmasın diye.
O çocuklar
hâlâ bir yerlerde
adlarını arıyor.
O anneler
beklemeyi biliyor ama
biz bakmayı unuttuk.
Yıl döndü.

Depremi andık,
ama kendimizi anmadık.
Çünkü bazı felaketlerin
yıl dönümü olmaz;
onlar
her gün içimizde yaşar ve ölür.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...