22 Ocak 2026

YOLCULUKLAR



Martıların kanadında Amasya
Bahar rüzgârları esiyor içimde,
Yılın daha başı
ama yüreğim erkenci bir çiçek gibi
zamansız açıyor.
Bir yerlerden çağrılıyorum,
bedenim değil de hatıralarım yola çıkıyor.
Nereye?
Belki memlekete,
belki çocukluğumun çamurlu sokaklarına.

Bir martının kanatlarındayım şimdi,
bulutlara yakın,
aşağısı masmavi.
Dağların gölgesi düşüyor denize,
bir şarkı dolanıyor dudaklarımda:
“Uçun kuşlar uçun,
İzmir’e doğru…”

Yelkovan kuşları uzaktan selâm duruyor,
erguvanlar bahçelerden el sallıyor.
Adalar yakın,
mimozalar altın sarısı,
davetkâr.
Tanrım, bu güzellik gerçek mi,
yoksa kısa bir rüya mı?
Silkiniyorum.
Biliyorum benim yolum
doğduğum topraklara çıkar.
Ve yüksek huzurlarınızda Amasya…
Yeşilırmak’ın can verdiği şehir.

Bizim oralarda martı yoktur,
güvercin vardır cami avlularında,
serçe vardır parkların çınarlarında.
Ama yine de soruyorum martıya:
“Götürür müsün beni sevdaya?”
İlk seferi olur onun da,
benim gibi.
İki kanatlı yolcu,
bembeyaz
delikanlı bir martı.

Varınca
ırmak kenarında çay içeriz,
çöreklerin en lezzetlisi benden.
Rıfkı amcadan yarım kilo pullu sazan…
Karaköy simidi yok, 
kusura bakmasın.
O yerken
ben de iki duble mehtap patlatırım.

Hüzzam dolaşır gecemde:
“Gecenin matemini
aşkıma örtüp sarayım…”
Yetmişi geçmiş yaş,
ama gönül hâlâ çocuk.
Memleket siyasetle çalkalanır,
baharlar beklenir.
Ben derim ki
bir kapansın cehennemin kapısı,
üstü kalsın,
güzellik bize yeter.

Amasya çok yakında 
bahar kokar,
erik dalları seslenir:
“Gel kopar beni,
nasıl olsa sahibim görmez.”
Bilirim,
meyveler paylaştıkça çoğalır.
Gecenin sessizliğinde ilerlerken
uzaktan meydanlar coşar,
genç sesler zincirleri kırar.

Ah gençliğim…
Bu yürek o bedende olsaydı…
Yine de razıyım.
İki duble rakı,
bir kuple şarkı,
bir ömür dolusu hatıra.
İşte
ben buyum.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...