Akşama doğru
sözler de yorulur,
gürültü susar,
hakikat kalır geriye.
Gündüz bağıranlar
akşam olunca
aynaya bakamaz.
Koltuğun gölgesi uzar,
vicdan kısalır.
Bir ülke düşün
cehaletle idare edilir,
muhalefeti de
kaderine razı.
Al birini vur ötekine
ama yara hep aynı yerde.
Akşama doğru
demokrasi bir kelime olur,
herkes ağzında çiğner
kimse tadını bilmez.
Kurultaylar geçer,
bahanesi bol zamanlar…
Birlik çağrıları
hep yukarıdan aşağıya.
“Öpün beni” der güç,
alkışlar gecenin içine karışır.
Kimse sormaz
Magna Carta’yı,
1789'un ruhunu…
Zümrüdüanka sanılır
elde kalan serçe.
Ben siyasetçi derken
zarafet demiştim,
bilgi, incelik,
biraz da utanma…
Ama akşama doğru anladım:
halk neyse ayna da o.
Kubbelere çökerken akşam
dualardan çok kameralar vardı.
Secde eden huzurlu,
öteki dünya kederli.
Bir taş daha kondu
insanlığın ayrılığına.
Ve karanlık
usulca yaklaştı.
Ne sloganla geldi
ne marşla.
Sadece ışığı söndürdü
birer birer.
Akşama doğru
sormak zor gelir artık:
“Nereye gidiyoruz?”
Çünkü cevap
çoktan kararmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder