23 Ocak 2026

VEFASIZ ŞİİRLER



Silinmiş adımlarım
Yollar mı reddetti
Yoksa toprak mı
Belki rüzgâr
Ayak izlerimin hepsi yok olmuş.

Oysa dünya bu sabah  
yeniden kuruldu 
Ya dün?
Gece mi örttü ayak izlerimi.
Bak yine güneşin aydınlığında kayboldum.

Bilirim, sık sık başıma gelir
Ne zaman aşka yakın dursam
Önce başım döner
Sonra gölgem kaybolur.

Bir şarkı düşer dudaklarıma
Segâhtan: "Ayrılık Yaman Kelime..."
Ah be Sadettin usta,
yine damardan girdin...
"Ah" çektirdin yorgun gönlüme.
Öyleyse "kapat gözlerini, kimse görmesin..."

Madem şarkılar doğdu  segâhtan: "Ben seni unutmak için sevmedim..."
Of ki offf!
Hep geçmiş hep geçmiş 
Bırak artık yakamı 
Kaybolmak istiyorum anılarda, yarınlarda.

Zaten aşk için doğmuşum 
Ah çekmek için sık sık
segâhta dolaşırım.
İyi gelir yalnızlığıma...
Bir de kapanmayan yaralarıma.

Ne çok el tuttum
Ne çok gözde yitip gittim
Adına sonsuzluk diyorlar 
Bense sevdanın derinliği.

Evet, zamana yenildi hafızam
Silinmiş adımlarım 
Her sabah yeniden başlayan bir dünya vardı
Gece dünü örttü, 
Artık her şey yabancı.

Hayatımın emeği toz ve rüzgâr 
Sanki rüzgârın önündeki ince bir toz tabakası.
Yollar sahipsiz 
Yürüdüğüm sokaklar yabancı 
Biriktirdiğim anılar bir başkasının zihninde kök salmaz.

Yoksulluk ve kimsesizlik de hayatın içine karıştığında, kendi izini kendi karanlığıyla örter.
Dünya sizi öyle bir susturmuştur ki, varlığınız bir gürültü bile koparamaz.

​Hiç var olmamış gibi
​En çok can yakanı da budur; silinmiş adımlar, sadece geride bir iz bırakmamak değil, geçtiğiniz yolların hafızasından da kovulmaktır. 

Bir insanın yokluğu, arkasında bıraktığı boşluğun büyüklüğüyle ölçülür. 
İz bırakmayanların yokluğu ise hissedilmez; çünkü yerleri zaten hiçbir zaman dolmamış, 
hep boş kalmıştır
Bir vedanın vefasız şiiri gibi.


Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...