Silinmiş adımlarım
Yollar mı reddetti
Yoksa toprak mı
Belki rüzgâr
Ayak izlerimin hepsi yok olmuş.
Oysa dünya bu sabah
yeniden kuruldu
Ya dün?
Gece mi örttü ayak izlerimi.
Bak yine güneşin aydınlığında kayboldum.
Bilirim, sık sık başıma gelir
Ne zaman aşka yakın dursam
Önce başım döner
Sonra gölgem kaybolur.
Bir şarkı düşer dudaklarıma
Segâhtan: "Ayrılık Yaman Kelime..."
Ah be Sadettin usta,
yine damardan girdin...
"Ah" çektirdin yorgun gönlüme.
Öyleyse "kapat gözlerini, kimse görmesin..."
Madem şarkılar doğdu segâhtan: "Ben seni unutmak için sevmedim..."
Of ki offf!
Hep geçmiş hep geçmiş
Bırak artık yakamı
Kaybolmak istiyorum anılarda, yarınlarda.
Zaten aşk için doğmuşum
Ah çekmek için sık sık
segâhta dolaşırım.
İyi gelir yalnızlığıma...
Bir de kapanmayan yaralarıma.
Ne çok el tuttum
Ne çok gözde yitip gittim
Adına sonsuzluk diyorlar
Bense sevdanın derinliği.
Evet, zamana yenildi hafızam
Silinmiş adımlarım
Her sabah yeniden başlayan bir dünya vardı
Gece dünü örttü,
Artık her şey yabancı.
Hayatımın emeği toz ve rüzgâr
Sanki rüzgârın önündeki ince bir toz tabakası.
Yollar sahipsiz
Yürüdüğüm sokaklar yabancı
Biriktirdiğim anılar bir başkasının zihninde kök salmaz.
Yoksulluk ve kimsesizlik de hayatın içine karıştığında, kendi izini kendi karanlığıyla örter.
Dünya sizi öyle bir susturmuştur ki, varlığınız bir gürültü bile koparamaz.
Hiç var olmamış gibi
En çok can yakanı da budur; silinmiş adımlar, sadece geride bir iz bırakmamak değil, geçtiğiniz yolların hafızasından da kovulmaktır.
Bir insanın yokluğu, arkasında bıraktığı boşluğun büyüklüğüyle ölçülür.
İz bırakmayanların yokluğu ise hissedilmez; çünkü yerleri zaten hiçbir zaman dolmamış,
hep boş kalmıştır
Bir vedanın vefasız şiiri gibi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder