19 Ocak 2026

KARDA HÜZÜN




Hafta başı, İstanbul'da kar var.
Bahçemizde çam ağaçları, manzara çok güzel.
Hangi yaşta olursak olalım kar yağınca insan çocukluğuna koşar.
Çünkü doğanın bembeyaz örtüyle kaplanmasına en çok çocuklar sevinir.
Bu sevinç duyguları da hafızaya öyle bir kaydolurki ömür boyu unutulmaz.
Tabii çocuklukta yaşanan her hayat eşit değildir.
Daha açıkçası fakirlik zenginlik meselesi.
Çünkü kış mevsiminin acı soğuğunu, ayazını en çok yoksul ailelerin anne babaları hisseder.
Savadiye'de, Dere Mahalle'de yokuş çoktur.
Her bir yokuş kendi çapında kayak pistidir.
Sakın kayak takımından falan söz ettiğimi sanmayın.
İyi bir kızağı olan çocuk daima şanslıdır.
Nasıl ki Mercedes sahibi sonradan görme birisi için
hava atmak ne anlama geliyorsa, domates kasasından yapılmış konforlu bir kızak da çocuğu ayrıcalıklı yapar.
Bir de paylaşımcıysa mahallenin gözdesi olur.
Siz hiç bu duyguyu yaşadınız mı?
Su geçirmez diye semboller taşıyan giysiler, ayakkabılar henüz icat edilmemiş, sabah evden kuru çıkılır, akşam dönüşü sudan çıkmış sıpa misâli sırılsıklam olmak doya doya oynamış olmanın ağır bedelidir.
Ancak evde çare vardır.
Kuzine veya sobanın bacasına tutturulmuş askılara başta çoraplar mendiller asılır.
Islak ayakkabılar da dik bir şekilde mangala yaslanır.
Ve büyük bir iştahla sabahın hayâli kurulur.
Evet, güzel şeydir çocuk olmak.
Hele hele de evde bir tas çorba kaynıyorsa değmeyin keyfine.
Vermişli dayım pala bıyıklıdır, kollar güçlü kuvvetli...
Eşeğinin sırtında meşe odunu ve ağaç kökleri.
Ağaç kökünün kömürü kavi olur, mangal keyfinin gösterişli kor ateşidir.
Bir de külüne gömersen patatesi; amelin, üşümüş midenin ve bağırsakların en iyi ilacıdır.
Çocuk olmak rüyadır, hayâl dünyasında yaşamaktır.
Doğa bembeyaz, Savadiye'de, Dere Mahalle'de yaşamak ayrıcalıktır.
Aynen ''Alttakiler-Üsttekiler'' gibi dizi film hikâyesidir.
Kentte yokluk ırmak çukurundan yukarıya doğru yayılır dalga dalga.
Zordur ekmek parası kazanmak...
Eşek yüküyle odun almak.
Veresiyesi olmaz bu işin, Vermişli de evine ekmek götürecek.
Zaten tek bir geliri var, yazın dondurmacılara kar, kışın da dar gelirli vatandaşa odun satmak.
Elbette Orman İdaresi, Yeni Çeltek gibi tedarikçiler de var ama...
Toptan alış veriş fakir fukarayı bozar, zaten istese de alamaz, o nedenle eşeğin sırtındaki oduna muhtaçtır...
Çünkü günlük haftalık yaşar...
Velhasılıkelâm fakir olmak zor zenaattır.
Benim hikâyelerimde genellikle onların hayatı vardır.
Yine de kış güzeldir, çocukların en coşkulu mevsimi.
Onlar kızak kaymayı, babalar soba yakmayı düşünür.
Ve benim yüreğim böylesi hazin sahneleri hiç kaldıramaz.
Nokta!

Macit CÜNÜNOĞLU


Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...