Sene 1979, aylardan Şubat...
Ülke karışık, faşistlerin saldırganlığı gemi azıya almış,
gazteciler, üniversite hocaları ve öğrenciler kurşunlarla sapır sapır dökülüyor...
Sokaklar, caddeler âdeta kan gölü.
Kahveler taranıyor, resmen terör ülkeyi teslim almış.
Lâkin en örgütlü ve dirençli güç DİSK boş durmuyor, askerî darbenin ayak seslerini hissediyor.
Bu nedenle de ''faşizme geçit yok'' diyerek ''Ulusal Demokratik Cephe'' çağrısı yapıyor.
Fakat CHP dahil takan kim?
Sol örgütler arasındaki bölünme daha da hızlanıyor.
Yine de bütün iyimserliğimizle devrim günlerinin yakın olduğuna inancımız tam.
O zamanlar Ankara'da DİSK'e bağlı bir sendikanın genel merkezinde yöneticilik yapıyorum.
Bu arada bir yıl önce İran'da başlayan isyan fırtınası son evresine girmiş, zalim Şah düştü düşecek.
Elbette Türkiye ilerici hareketi sürgündeki Humeyni'nin arkasında tam destek.
Çünü İran Komünist Partisi TUDEH de ''kahrolsun monarşi, kahrolsun Şah'' diye haykırıyor...
CIA güdümlü İran İstihbarat örgütü SAVAK da tüm acımasızlığıyla işkencehanelerine insan taşıyor...
Ve olan oluyor, Paris'ten yola çıkan Humeyni anavatan topraklarına ayak basıyor...
Tabii Şah Rıza Pehlevi ailesiyle birlikte vınnn, ver elini Mısır.
Sonra, doğal olarak monarşi yıkılıyor, İran İslâm Cumhuriyeti ilân ediliyor.
Tüm dünya ayakta, Humeyni artık devlet başkanı, ülkenin rejimi şeriat...
Biz kerizler hâlâ alkışlıyoruz, ''hele durun bakalım'' diyenimiz yok.
Fakat o da ne?
İşin foyası çabuk meydana çıkıyor, TUDEH üyesi komünistler vinçlerin ucunda tek tek asılıyor.
Ve kısa sürede de kökü kazınıyor.
Hoş geldin şeriat soslu Naizizm...
Ytüreklerimiz paramparça, bizdeki ''Yetmez ama Evetçiler'' gibi kafamızı vuracak taş arıyoruz.
İktidarı ele geçiren Humeyni zalim mi zalim, Mollalar düzeni ülkeye hakim...
Günümüzde bir yerlere benziyor ama döt korkusundan yazamıyorum...
Daha dün yakın dostum hiktiri moktan bir Facebook yazısından ötürü savcılığa çağrılmış...
Fena hâlde canım sıkıldı.
Neyse, asıl merak konusu önümüzdeki ay Şubat, İran'da başlayan devrim rüzgârları Hümeyni alçağının iktidarı ele geçirişinin 37. yıldönümüne ulaşır mı?
Ne dersiniz?
Oldu ki işlem tamam, ancak kendi adıma şimdiden karar aldım; uzunca bir süre alkışlamam...
Neme lâzım, sazanlık bir kere olur, ikincisi de olursa Einstein'in dediği gibi resmen aptalım!
Haydi bakalım hep beraber göreceğiz, komşu da pişer bize de düşer...
O zaman bir kere değil kırk bir kere amin diyelim değerli dostlar.
Macit CÜNÜNOĞLU
12 Ocak 2026
UMUT HEP VAR
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
TARİHİN İZİNDEN
Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder