15 Ocak 2026

ACEMAŞİRAN



Abdülhamid'i seven de çoktur sevmeyen de.
Bendeniz iki görüşten de uzak durmayı tercih ederim.
Çünkü 34. Osmanlı padişahının hayatını tarafsız kaynaklardan öğrendim, özellikle Avrupalı tarihçilerden.
Evet, yaptıkları onca olumlu icraatlarının yanı sıra
baskıcı istibdat rejimini şiddetle uygulaması dikkat çekmiştir.
Az buz da değil, 33 yıla yakın süre aydınların başında belâ olmuş, astığı astık kestiği kestik, kan kusturmuştur.

Fakat fazla zulümden bazen iyilik, güzellik de doğar.
Sultanımız da tutmuş asker kökenli itfaiye müdürü Asım Bey'i Amasya'ya sürgün etmiş.
Oh ne alâ!
Adam neyzen, girift çalıyor.
İlk iş olarak da sürgünde musiki cemiyetini örgütlüyor,
ve Anadolu'da bir ilki başarıyor.
Yıl: 1913, Amasya Musiki Cemiyeti artık sanatseverlerin hizmetinde.
Üsküdar Musiki Cemiyeti'nin doğumuna daha yıllar var.
Tabii o devirlerde Amasya Osmanlı'nın müstesna illerinden biri...
Aristokrat gelenekleri kentte hüküm sürüyor.
Halk bağrına basmış Giriftzen Asım Bey'i...
Cemiyet yaptığı çalışmalarla şöhretini her geçen gün daha da artırmış.

60'lı yılların başlarını hatırlıyorum, Cemiyet  o tarihlerde Pirinççi mahallesindeki adresinde.
Kocaman bahçeli bir konak, ırmak kenarında.
Haftanın üç dört günü fasıl çalışmaları yapıyor.
Sazendelerin başında neyzen Asım hoca (Kemeroğlu),
udlarda Kazım Kocaman ile rahmetli ağabeyim Adnan Cününoğlu, keman da Necmi abi, ritm sazda Hamdi...
Ve isimlerini hatırlayamadığım bir kaç kişi daha.
Girişte büyük bir salon, sağ dipte küçük bir oda...
Fasıl geçiyorlar, nihaventten, hüzzamdan, rasttan...
Bimen Şen eserleri baş rolde.

Hey gidi günler hey, daha gençliğimin başındayım...
Damarlarımda dolaşan kan hızlı akıyor, tam deli zamanı...
Bense sevgili ağabeyimin yanı başında Giriftzen Asım Bey'in uşşak makamındaki ''Cana rakibi handan edersin'' bestesini dinliyorum!
Ne keyif ama(!)

Yine de o günleri özlüyorum, hatta çalınan şarkılar yüreğime o kadar işlemiş ki gün batıp akşam oldu mu doğal olarak uduma ve olmazsa olmaz kutsal suyla dolu bardağıma uzanıyorum.
İşte geçmişten günümüze intikâl eden gerçek saadet...
Ve de şad olan gönlümde Cemiyet hayatında tanıma fırsatı bulduğum büyük ustaları yad etmek...
Bilseniz, ne değerli mutluluk, inanın ömre bedel.

Ya konserler, balolar...
Amasya Musiki Cemiyeti'nin periyodik gösterileri hiç bir zaman bitmezdi.
Âdeta halk musikiyle bütünleşir, şarkıların dünyasında kendinden geçerdi.
Yaşlısıyla genciyle Amasya ince ruhlu olmanın her hâlini sergilerdi.
Gel de özleme?
Hakikaten zarif yıllardı, nezaket letafet sevgi saygı henüz hayattaydı...
Ve insanlar bugünkü gibi yorgun, ıslak gözlü değildi.
Bir kuple hicaz bir kuple acemaşiran, radyoda Müzeyyen Senar ile Zeki Müren...
Mutlu olmak için fazlasıyla yeterdi.

Peki bu cemiyete n'oldu?
Yerini yurdunu bilen var mı?
Amasya Musiki Cemiyeti bir zamanlar markaydı, 
ulusal çapta tanınırlığı vardı.
Çünkü ustalar kurmuş, ustalar devam ettirmişti.
Başta giriftzen Asım Bey, peşinden neyzen Asım Bey ve diğerleri...
Sonsuzluğa göç edenleri biliyoruz, mekânları cennet olsun...
Ya genç nesiller, bayrağı devralan Amasyalı sanatseverler...
Göç mü ettiler, Amasya dar mı geldi onlara?
Yoksa koca memlekette kafalarını sokacak bir delik bulamadılar mı?
Ne dersiniz?
Öyleyse bu meseleyi enine boyuna konuşmak umuduyla yarın görüşürüz...
Saygıyla.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...