Kim ne derse desin
ben bu kenti seviyorum.
Taşıyla değil yalnız,
zamanla yoğrulmuş gölgesiyle,
adımı bilmeden beni çağıran sokaklarıyla.
Burada doğdum.
Bir doğumdan çok,
bir çağın içine bırakıldım sanki.
Dağların arasına sıkışmış
inatçı bir tarih gibi
Amasya’nın kalbine.
Gençliğim burada geçti,
ama gençlik dediğin
takvimle ölçülmez;
bazen bir cami avlusunda
uzayan gölgedir,
bazen taş basamaklara sinmiş
çıplak ayak izleri.
O sokaklar…
Her biri ayrı bir ders kitabıydı bize.
Duvarlarında fermanlar yoktu belki
ama susarak anlatırlardı
kimler geldi,
kimler geçti,
kimlerin adı yalnızca
taş aralarında kaldı.
Cami avluları
bir mabetten çok
hayata açılan meydandı.
Top oynadık,
kavga ettik,
barıştık.
Dualarla küfürler
aynı gökyüzüne karıştı,
kimse yadırgamadı.
Ve Yeşilırmak…
Ah Yeşilırmak!
Bir ırmaktan fazlasıydı;
Amasya gençliğinin
ilk sınavıydı cesaretle.
Coşkun sularıyla
bir devrin yüzme hocası,
soğuğuyla karakter terbiyesi.
Korkuyu orada öğrendik,
yenmeyi de.
Salkım söğütler
ne romantikti ne süs;
gölgeydi,
saklanma yeriydi,
ilk sigaranın tanığıydı.
Çocukların yoldaşıydı,
ırmağın sırdaşıydı.
Tabii kara donluların…
Bizim üniformamız oydu.
Fakirliğin rengi siyahtı,
ama utancı yoktu.
Zengin çocuğunun
ne işi vardı ırmağın içinde?
O bilirdi çünkü
kaç şehrin lağımı
o suyun bileşeni.
Biz bilmezdik.
Biz suyu su sanırdık.
Serinliği bilirdik,
taşın kayganlığını,
dibe çeken akıntıyı.
Bir de güneş batarken
ıslak donla eve dönüşü,
ve azarla karışık cezayı.
Tarih de öyleydi işte…
Biz onu kirli bilmezdik.
Masaldı bize,
efsane,
biraz da gurur.
Kral mezarları
oyun parkımızdı,
harabeler saklambaç.
Sonra büyüdük.
Tarihin yükü ağırlaştı,
ırmak kirlendi,
sokaklar daraldı.
Bazı dostlar gitti,
bazıları sustu.
Bazıları da
hiç dönmedi.
Şimdi hasret
bir sızı gibi duruyor içimde.
Ne zaman bu kenti hatırlasam
bir taş yerinden oynuyor.
Geçmiş,
omzuma elini koyup
“Beni unutma” diyor.
Kim ne derse desin
ben bu kenti seviyorum.
Çünkü bu şehir
beni büyütmedi sadece,
beni eksiltti,
yaraladı,
ama insan yaptı.
Ve bu insan
en çok
tarihle yoğrulmuş
çocukluğunu gençliğini unutmayan sevdalıya dönüştü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder