26 Ocak 2026

SU YOLUNU ARARKEN

Akıp gidiyor hayat,
bir nehir gibi değil,
daha çok sızıntı halinde.
Acı, endişe, sevinç
aynı çuvala doldurulmuş,
omuzlarımızda taşınıyor.

Gelecek kaygısı en ağır yük,
ülke denen kelime
boğazda düğüm.
Barış, uzakta bir ses
kulağımıza değip geçiyor
ama kalmıyor.

Bir gün Su fısıldadı bana,
daha on beş yaşında,
oyunla dünya arasında ince bir çizgi.
“Eğitim sistemini beğenmedim” dedi,
ne büyük cümle
bu kadar küçük bir ağızdan.

Ne anlatılır ki?
Değişimi, kökünden sökülmüş düzeni,
ezber bozmayı değil
ezberi dayatmayı…
“Su çatlağını bulur” dedim,
masumiyetle geçiştirdim.

Ama sordu yine:
“Nasıl yani?”
İçim kan ağladı,
kelimelerim tutuklandı.
Ben bile anlamakta zorlanırken
bu dünyayı
bir çocuğa nasıl anlatılır karanlık?

Batı, batılılığını yitirmiş,
bizim topraklar
bataklık gibi ağır.
Nefes almak bile izinle,
hapishaneler dolu
düşüncelerle.

Bir zamanlar 141–142 vardı,
duvarlar yıkıldı sanmıştık.
Şimdi OHAL, şimdi KHK,
adı ileri
kendi geri demokrasi.
Faşizmin süslü hali.

Bizden geçti belki,
biliyorum.
Ama torunlar…
İkisi de kız.
Yarın başlarına ne örülür
kim bilir?
Göç etmek kaçmak mı,
kalmak direniş mi
bilemiyorum.
Tek umudum
suyun yolunu bulması.
Kurbağanın gözü çatlamadan.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...