30 Ocak 2026

PINAR'IN İZİNDEN



Bir bahar akşamı
rastladım size
diyor eski bir plak,
iğne bozuk, ses yorgun.

Gözlerinizden geçerken yıllar
başımı eğiyorum ben de,
sormaya utanarak:
Daha önceleri nerelerdeydiniz?

Ne zaman Selahattin Pınar çalsa içimde bir masa kurulur:
rakı beyaz, hüzün saydam,
kadehler suskun.
Kalamış olur kalbim,
Todori’ye bakar gönlüm,
geceyi omuzlamış gibi.

Altı Şubat bin dokuz yüz altmış…
Bir usta düşer notadan,
ezgiden, hayattan.
Rastlantı bu ya,
bir hafta sonra da 
babam durdurur vakti,
Amasya’da,
elli dokuzunda.

İki ölüm,
aynı hüzne bağlanır.
Mustafa Kemal severdi 
O'nu derler,
bir bestede durur zaman.
Afife’nin gölgesi düşer
her şarkının arasına.
“Nereden sevdim o zalim kadını”
diye sorar ud,
cevabı denize bırakır.

Şarkılar kadın olur,
kadınlar yara.
Pınar, yaşadıkça nota olur,
nota oldukça kalp.
Sol anahtarıdır kaderin,
yüreği Kalamış’ta susar.

Dün eski bir dostla konuştum
sanal bir akşamda.
Mutluluk dedik, direnç dedik ve müzik dedik.
Osho bile geçti masadan.

Derken düştü aklıma Pınar,
rastlantı bu ya
geçen hafta Todori’nin bahçesindeydim.
Fotoğraflar çektim,
gönlümüzün pınarına.
Bir kez daha inandım.

İyi ki sanat var.
İyi ki musîki,
kalbi hâlâ atanlara
yavaşça dokunuyor.

Şimdi yola çıkmalıyım
Adalar’a doğru.
Rüzgâr sert ama
Sait Faik bekliyor,
Hüseyin Rahmi,
Yesârî Asım.

Mırıldanıyorum:
“Ömrüm seni sevmekle 
nihayet bulacak…”
Dönüşte uğrarım Pınar’ın masasına,
ruhu mutlaka oradadır.
İki tek parlatırız; 
geceyi selâmlar, yollarız
nurlu yarınlara.

Macit CÜNÜNOĞLU
🎶

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...