Oldum olası ''Devlet Sanatçısı'' fikrine karşı çıkmışımdır.
Bence sanatçı bağımsız özgür ve muhalif olmalıdır.
Çünkü iktidarda hangi zihniyet olursa olsun kaçınılmaz olarak güç zehirlenmesi yaşar.
Bu da başlangıçta verdikleri parlak sözleri unutup yoldan çıkmasına sebep olur.
Neyse, gelelim güzelim memleketimiz Amasya'ya.
Dün ne demiştik?
Osmanlı mirası 1913 doğumlu Musiki Cemiyeti'imize n'oldu?
Soru basit, cevabı da açık ve net olmalı.
Valla bendeniz 12 Eylül sürecine kadar geçen evreleri biliyorum.
En son Gündüz ağabey (Türem) başkandı, sonra darbe oldu...
Ya gerisi?
Irmak kenarındaki cemiyet binası yıkıldı mı?
Biliyorsunuz cemiyetler ''Sivil Toplum Kuruluşu'' statüsünde olup ''Dernekler Kanunu''na tabidir.
Öyleyse yöneticiler buhar olmadıklarına göre neredeler?
Veya cemiyet mutasyona uğrayıp başka bir kuruluşa mı devroldu?
Örneğin belediyeye, öyle olsa bile böyle bir şey yasal olarak mümkün mü?
Evet, gecikmiş deli sorular!
Oysa olayın sırrı başta belirttiğim sanatçının ''bağımsız, özgür'' niteliğinde yatıyor.
Yaşı müsait hemşerilerim hatırlar: Amasya Musiki Cemiyeti sivil toplum kuruluşu özelliklerinden çok daha öte özelliklere sahipti.
Şöyle ki, devlet organlarına göbekten bağlı değildi.
Hükümetler, yerel yönetimler değişir, gelen ağam giden paşam ilkesinden hareketle varlığını sürdürüdü.
Çünkü 1913 yılında kurulmuş, üstelik banisi tarihi kişilik Giriftzen Asım Bey ve hepsinden önemlisi Anadolu'da bir ilk.
Az şey mi?
Ayrıca güzel sanatlar sevdalısı Amasya halkı yıllarca bağrına basmış, nice müzisyenin yetişmesine vesile olmuştu.
Eğitim metodu basit ve mütevazı, tamamen çırak usta ilişkisi, tek kelimeyle alaylı.
Ahilik tekniklerinin doğaçlama uygulanışına şahit olmuştuk.
Tabii işaret fişeği Asım bey ve ardılları.
Elbette Amasya için büyük şans, Cemiyet kapıları herkese açık, din dil ırk mezhep yaş ayırımı mevzu bahis değil.
Ver parayı düdüğü çal ilkesi geçersiz, sadece müziği sev, katıl meclise.
Oh ne alâ, var mı böyle dünya, bilhassa günümüzde?
Deniyor ki cemiyet ''Belediye Konservatuarı'' oldu.
Eyvallah, aynı şey mi aynı yapı mı?
Cevabım asla ve kat'â, bir kere cemiyet gibi örgütlenmeler doğal akan su yatağı gibidir.
Gönüllü katılımlarla büyür büyür çağlayan olurlar.
Hele hele de güzel sanatlar temelli oluşumlar kentlerin, ilçelerin ışık saçan vitrinleridirler.
Genç nesiller bu tür aktivitilere katılım sağladığı oranda toplumsal sorumlulukları artar, çok yönlü gelişim sağlar.
Örneğin sanatın ahlâki boyutu çağlar boyunca dinsel ahlâkın önüne geçmiştir, üstelik de kalıcı olmuştur.
Bir de sanat özgürleştiği ölçüde bağımsızlaşmış, siyasetin kulu kölesi olmamıştır.
Meyve veren ağaçlar gibi korunması, gelişmesi sağlanmalıdır...
Ki güzel nağmelerle bu gök kubbede hoş bir seda kalsın.
Son olarak da kulaklara küpe bir vakaya değineceğim.
Biliyorsunuz 10 Ocak günü ''Gazeteciler Cemiyeti''nin Amasya'nın ''Enleri'' ödül töreni vardı.
40 muhterem kişi ve kuruluşa verildi.
Yalnız biri var ki evlere şenlik, traji-komik türden.
Hani bizim toplum için:''Sevdiğini önce başına taç, sonra kıçına tıkaç'' yapar derler ya...
Tahmin etmişsinizdir kimden söz edeceğimi, daha doğrusu hangi işyerinden, elbette Amasya'nın gururu Ali Kaya Restoran'dan.
Yerel yönetimlerle başı bir tür belâdan kurtulmayan talihsiz işletme yakın zamanda kapatılmak istendi...
Sebep malûm da, neyse...
Bugün de ''Amasya'nın Kültürel Mirası Restoran'' olarak Davut Keleş'e takdim edildi ''EN'' ödülü(!)
Haydaaa, hayırlı işler Türkiye...
Olur böyle numaralar!
Bu arada Amasya Musiki Cemiyeti'nin cenaze töreni gerçeklemiş sessiz ve derinden...
Ruhuna Fatiha okuyacak cemaat yok...
''Nasıl bilirdiniz?'' sorusuna da verilecek tek cevap var:
''İyi bilirdik, hem de çok iyi. Gerçek kültürel mirasımızdı O, ya sizin gibi zamane fırıldaklar, doluştunuz bir taş hana , al takke ver kûlâh!''
Bu kadar basit mi tatlı hayat?
Macit CÜNÜNOĞLU
Not: Bu mesele daha çok su kaldırır,
devamı yarın değerli dostlar.
16 Ocak 2026
KAPILDIM GİDİYORUM
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
TARİHİN İZİNDEN
Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder