“Dalgalandım da duruldum…” derken Müzeyyen, bir plak iğnesi yüreğimin en eski çiziklerine takılıyor.
Akşam yine yola çıkıyor, zaman omuzuma abanıyor.
Bedenim yorgun, evet, yaşlı biraz; ama ruh dediğin aklı başında durur mu?
Kâfir beynim alttan alta fısıldıyor hâlâ: Aşk…
Sus diyorum, yoksa kim tutar beni.
Hatıralar imdada yetişiyor sonra, bozdur bozdur harcanan bir eski para gibi. İstanbul’u dolaşıyorum: Adalar’a uzanıyor yolum, mimoza kokuyor ellerim, erguvanlar altında şiirle oyalanıyorum.
Aşiyan’da Orhan Veli,
mezarı bile genç.
Biraz ilerde Yahya Kemal, son faslın nağmesinde aşkı ağır ağır içiyor.
Yelkovan kuşları martılarla çarpışıyor Boğaz’da, Çamlıca uzun boylu, aziz İstanbul’a yukarıdan bakıyor.
Ama gözleri yaşlı şehrin, bağrına dikilmiş altı minareli bir suskunluk.
Oysa bir zamanlar minik ormanlardı o ağacın altı.
Geçiyorum…
Amasya’ya varıyorum. Doğduğum toprağa.
Irmak boyunca iki tur atıyorum; çınarın komşusu Örnek Otel’de kendime bir yatak ayırıyorum.
Şehrin göbeği burası, hatıralara yakın.
Selağzı’na uzanıyorum, önce Kale’yi selâmlıyorum, sonra Mahzen’e iniyorum.
Gençlik yadigârı bu mekân, bir yirmilik rakı söylüyorum, muhabbet kendiliğinden açılıyor.
Muhacir hikâyeleri dolaşıyor masada, Süer kardeşler, Selim Salim amcalar birer birer geliyor aklıma.
Nurlar içinde uyusunlar, meyhane adabını taşırmadan öğrettiler bu şehre.
Hesabı ödüyorum, fazla uzatmıyorum.
Hükümet Köprüsü bekliyor beni.
Irmağı seyrediyorum doya doya, Gümüşlü Camii sessizce bakıyor yüzüme.
Yok olan mahalleme el sallıyorum; çocukluğum, gençliğim orada saklı.
Ağlamıyorum, gözyaşlarını içe akıtmayı çoktan öğrendim.
İstikâmet İlâankaya, Kuş Köprü…
Yol üstünde Hilton’un duvarına bir itiraz bırakıyorum.
Biliyorum, sağ omzuma yazılacak bu.
Yitip giden parklar için bir küçük isyan sayılır.
Kumacık Hamamı’na giriyorum, halvet sonrası kese, lif…
İyi geliyor insana arınmak.
Savadiye’ye çıkıyorum sonra, Ulu Mama bekliyor beni. İstavroz çıkarmasam da ayazmasından su içiyorum, uzaklarda yaşayan Ermeni ahpariglerimi içimden selâmlıyorum.
Bugünlük bu kadar hasbıhal. Ramazan boyunca Amasya yürüyüşlerim sürecek.
Yeter ki biri sayfayı açık tutsun.
Çünkü söz uçar, yazı kalır.
Hele mevzu Amasya olunca gerisi teferruattır.
Nokta.
İstanbul’dan canım memleketime gani gani selâm olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder