19 Ocak 2026

KARDA HÜZÜN



Hafta başı…
İstanbul karlar altında.
Çamların omzuna çöken beyaz,
bahçede suskun bir masal gibi.
Kar yağınca
insan yaşını unutur,
çocukluğuna koşar.

Çünkü sevinç,
en çok karla tanışır çocukken
ve bir ömür silinmez hafızadan.
Ama her çocukluk
aynı sıcaklıkta büyümez.
Ayazın dişi
yoksul evlerde daha keskindir,
annelerin ellerinde,
babaların sessizliğinde hissedilir.

Amasya'da yokuş çoktur.
Her yokuş
fakirliğin kayak pistidir.
Ne kask vardır ne takım,
bir domates kasası
bir çocuğun talihidir.
Paylaşılırsa kızak,
mahalle ısınır.
Paylaşılmazsa,
kar bile üşür.

Sabah kuru çıkan çocuk
akşam sırılsıklam döner eve.
Su geçirmez hayaller icat edilmemiştir daha.
Islak çoraplar soba başında umutla asılır,
ayakkabılar mangala yaslanır,
yarın yeniden düşmek için kara.

Çocuk olmak güzeldir.
Bir tas çorba varsa evde,
kış bile korkmaz insandan.
Vermişli dayım gelir akşamüstü,
eşeğinin sırtında meşe kökleri.
Kor olur ateşte
külünde patates pişer,
açlık susar bir süreliğine.

Ama ekmek zordur.
Odun eşek yüküyle taşınır,
veresiye işlemez bu soğukta.
Fakirlik,  her gün yeniden öğrenilen
ağır bir zanaattır.
Yine de kış güzeldir.
Çocuklar kızak hayali kurar,
babalar sobayı düşünür.
Ve benim yüreğim
bu beyaz sessizlikte
en çok onların üşümesine yanar.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...