22 Ocak 2026

NASIL BİLİRSİNİZ?


Barış hayâl ettim,
olmadı.
“Savaşsız dünya” diye bağırdım,
sesim duvarlara çarpıp geri döndü.
Sömürüsüz bir düşe inandım,
kavga verdim,
cezamı mahpus damlarında çektim.

Yine de vazgeçmedim.
Şimdi yetmişin üzerindeyim.
Torunların sesi var evde,
beni seven bir eş,
martılarla çiçekler yoldaşım.
Kahveyle camiyle aram yok,
bir küçük rakı,
bir kaç sigara
ve uzun susuşlarım var.

Emekli maaşıyla
kısa bir hayat hesabı tutuyorum.
Kimseye borcum yok,
sabıkam var,
o da siyasetten.

Alnı açık yaşadım,
bu en büyük lüksüm oldu.
Erasmus fısıldar kulağıma:
“Yaşarken ölümü düşünmem,
ölüm geldiğinde ben yokum.”

Benjamin Franklin ekler ardından:
“Öğrenme isteği bitti mi,
işte orada yaşlanırsın.”
O yüzden beynimi diri tutarım,
beden ne derse desin.
Geçenlerde rüyamda
Sharon Stone vardı,
bütün cazibesiyle.
Davetkârdı hayat,
ama bende tık yoktu.
Dostça gülümsedik,
kardeşçe ayrıldık.
Üzülmedim,
doğanın kanunlarıyla pazarlık yapılmaz.

Yalan dünya işte,
gençlikte hayâl sandıklarımız
yaşlılıkta gerçek oldu.
Kanaatkârım.
Müzik, edebiyat sığınağım,
biraz da eski alışkanlık: siyaset.

Fotoğraf çekerim,
anı biriktiririm.
Telefonum sessiz,
dostlarım az
çoğu toprağın altında.
Bundan sonra hayat 
değerliymiş,
öyle diyorlar.
“Kitap yaz” diye ısrar ederler.
Diyemem ki
yazacaklarımı yaşadım.
Ben yazar değilim,
kırk kere söyledim.

Yalnızca
yüreğimden sızanı
kâğıda bıraktım.
Okuyan sağ olsun,
okumayan da.
Geldik,
gidiyoruz bu fani dünyadan.
Arkamdan ne derler bilmem,
ama derlerse eğer:
“İyi bilirdik,”
işte bana bu
fazlasıyla yeter.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...