bir sesle:
Gönül Gezdirme
Küçük kentler
zamanı cebine koyar insanın.
Mesafeler ürkütmez,
saatler kimseye küfretmez.
Sabah Hasbahçe’de
çayın buğusu yükselir Yeşilırmak’tan,
öğle Anadolu Mutfağı’nda
ev tadı kalır damağımda.
Akşam olunca
Emin Efendi Konağı’ndan
bir şarkı sızar taş duvarlara,
insan kendini biraz daha az
yalnız hisseder.
Ama hayat pahalıdır,
hayaller ucuzlatılamaz.
Asgari ücretli düşler
cam vitrinlerin gerisinde kalır.
Olsun,
yazarız yine de;
belki bir gün yolumuz düşer Amasya’ya,
cüzdanımıza bakar
kalbimize göre yaşarız.
Ben zaten
gönül gezdiririm.
Bedava bu yolculuk,
pasaport istemez.
Serseri mayın gibi
bir orada bir burada,
kimseye çarpmadan,
dünyayı incitmeden.
Kadıköy’de
iki içecek, bir dost sohbeti
beş yüz lira.
Tabure üstünde memleket kurtarırız,
lüks yok,
sadece hayatın kendisi.
Çiçek Pasajı suskun,
Nevizade yorgun.
Eski sesler göç etmiş.
Kadıköy hâlâ
biraz nefes alıyor,
bu yüzden çekim merkezi.
Meyhaneler camlara yazı asmış:
“İçki sizden, mezeler bizden.”
Garip zamanlar…
Ev rakıları masaya çıkmış,
alan razı, satan razı,
yoksulluk bile uyum sağlamış.
Ben dar bütçeli bir emekliyim,
ama güzellikleri ıskalamam.
Şikâyet etmeyi bilmem,
iyimserliği hiç kaybetmedim.
Halk düşmanı iktidara rağmen,
umutlu kaldım.
Sığınağım kitaplar,
bir de müzik.
Ülke Ortaçağ karanlığında,
siyaset çürük,
muhalefet perişan.
Ben mi?
Muhayyer makamında
“Çile bülbülüm çile…” dinlerim.
Yorgun yüreğime iyi gelir.
Ardından Münir Nurettin:
“Ey ömrüm, nasıl geçersen geç…”
Ve geçip gidersin işte,
acıyla, inatla,
biraz şarkıyla,
biraz umutla.
Macit CÜNÜNOĞLU
🎼🎶
.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder