28 Ocak 2026

DÜŞÜNCE DÜNYASI



Bazen hayatın hızına yetişemiyorum. 
Yapmam gereken o kadar çok işim var ki,
bu kadar iş ne zaman birikti diye inanın ben de şaşırıyorum.
Demek ki dünya düzeni böyle, geldik gidiyoruz derken hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıyorum.
Sakın ha şikâyetçi olduğumu sanmayın, ne kadar çok iş o kadar ruh sağlığı ve huzur.

Elbette taş taşımıyorum, cam çerçeve silmiyorum, yemek yapmıyorum, alış verişe gitmiyorum...
Emeklilikte tek işim var, o da: ''Düşünmek''.
Aman ha küfür etmeye kalkmayın, yerin kulağı var.
Ayrıca düşünme eylemini küçümsemeyin, ciddi iştir.
Yaşım gereği doğal olarak güne erken başlıyorum.
Uykumda yazılar kaleme almışım, onlarca rüya görmüşüm.
Tabii bir kısmı hafızamdan silinse de, iz bırakanlar çoğunlukta.

Hani derler ya: ''Dervişin zikri neyse fikri de odur.''...
Biliyorsunuz aşk çocuğuyum, sevda sanat yaşam biçimim.
''İnsan yedisinde neyse yetmişinde de aynıdır'' derler...
Ne kadar da haklılar, müzik sevgisi çocuk yaşlarımda içime işlemiş.
Bilhassa kadınların gözleri hayâl dünyamın merkezi, âdeta kâbesi.
Bu kadar zengin hasletlerden sonra ne beklerim hayattan?
Öyleyse şükretmesini bilenler safındayım.
Cami de, medrese de değil canım...
Kadıköy postanesinin arkasında kırk yıldır mudavimi olduğum meyhanede.
Adı: Benusen, dostlarım Ömer Hayyam, Neyzen Tevfik, Şair Eşref ...
Cümbür cemaaat kadeh kaldırıp koro hâlinde şükrederiz kutsal suyun başında: ''Hayat eksikliğini göstermesin'' diye.

Gördünüz mü yapılacak ne çok işim varmış?
Evet: Düşünmek.
Günde üç beş satır yazmam düşünmem sayesinde...
Gönül dünyamda da sık sık yolculuğa çıkarım...
Hem de tahmin edemeyeceğiniz kadar uzaklara.
Bu arada yalnızlığı sevmem, yanımda bir nefes, bir yoldaş, bir can illâki olacak.
Hele de gözler zümrüt yeşiliyse..
Artık bana her yer cennet.

Oysa gençliğimde Elizabeth'e hayrandım.
Tabii menekşe gözlerine.
Fakat bu yaşıma geldim, menekşe gözlü kadını bırakın tanışmayı uzaktan bile görmedim.
Ne büyük kayıp?
İnşallah kalan ömrümde görürüm de bu dünyadan gözüm açık gitmem.

Evet, düşüncenin yaşamıma kattığı güzellikleri burada sıralamaya kalksam ciltlerle 
kitap olur.
Aşk, sanat tamam, bir de torunlarımla zaman geçirmem lâzım.
Az buz değil, iki kız iki oğlan dört mücevher.
Hepsi pamuk elli, hepsi ateş parçası...
Tahmin edeceğiniz gibi hepsi telefonun ayrılmaz parçası.
Evde, yolda izde...
Bir sohbet bir sohbet desem de inanmayın...
Zaten bu dert çağımızın insanlığa sunduğu en kazık hediye!
Atsan atamazsın, satsan satamazsın...
Açtırmayın kutuyu...
Evet, bugünlük bu kadar hasbıhal yeter.
Hepiniz öpüldünüz...
Yarın görüşmek umuduyla hoşça kalın canlar!

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...