29 Ocak 2026

BİR BAŞKA DÜNYADAN

Bir başka dünyadan 
sesleniyorum size,
nota aralarına saklanmış 
bir hatıradan.
Kent soylu bir ezgidir şarkılarımız,
Amasya’nın taşına toprağına
rast makamı sinmiştir çoktan.
Köyler kalabalıktı vaktiyle,
ama türkü suskundu bu şehirde.
Ud konuştu onun yerine,
ney iç çekti,
kanun sabrı öğretti zamana.

Sürgün bir ustanın gölgesi 
düştü şehre:
Griftzen Asım Bey.
Yıl bin dokuz yüz on üç,
bir musiki cemiyetinde
kaderle meşk edildi.

Evlerde enstrüman çoğaldı,
kız çocuklarının parmakları
ud telinde büyüdü.
Aristokrat bir sükûnetle
şarkılar benimsendi.
Rast makamıyla başladık hayata,
Kuba’dan bir ses yükseldi sonra:
İrfan Özbakır.
“ Sensiz kalan ömrümde…”
diye viran oldu kalpler.
Cennet mekânında bir şeref locası ayrıldı ona, inanırım.

Benim hikâyem de erkendi,
bir ağabey eliyle açıldı kapılar.
Uduna yük olurken ben,
ruhuma yoldaş oldu musiki.
Prinççi’deki meşk odasında
zaman ağır ağır yürürdü.
Neyde Asım Kemeroğlu,
udlarda emek,
kemanlarda sabır vardı.

Dede Efendi’den Bimen Şen’e
uzanan bir yoldu bu,
bazen uykum gelirdi,
bazen bir şarkı kaldırırdı başımı.
Sonra Hacer Hanım’ın rahlesi…
Ve Batı’nın çok sesli uçsuzluğu.

Mozart’la dost oldum,
Beethoven’la direndim,
Bach’la arındım,
Mahler’le dağıldım.

Caz çağırdı beni uzaktan,
New Orleans’ta buldum kendimi.
Blues içimde kaldı,
tango sürükledi Arjantin’e.

Bir bar köşesinde doğan müzikle
Itrî aynı kalpte buluştu.
Bésame Mucho
nihavendle kardeş oldu.

Döndüm memlekete,
İspanyol gitarım vardı yanımda.
Hâlâ çalarım,
dost meclisinde,
sessiz alkışlar için.

İşte böyle dostlar,
bir ömür notalara bölündü.
Bugünlük bu kadar…
Yarın anlarım
kimler kaldı bu sesle.
Hoşça kalın,
musikiyle kalın.
Her şeye rağmen.

 Macit CÜNÜNOĞLU 
 🎶

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...