20 Ocak 2026

KALAN ÖMÜR

 

Yeni bir hafta,
yeni umutlar…
Aşk Amasya’ya
yeniden uğramış mıdır?
Yeşilırmak boyunca
yaşlı çınarların dallarına konan serçeler üşümüş müdür?
ne dersin sevgilim?

Gülhane’deyim,
Nazım’ın yaslandığı
ceviz ağacının dibinde.
Az ötede Sarayburnu,
bir zamanlar kulaç attığım
masmavi Boğaz…
Şimdi el sallarım sadece,
yorgun bir bedenle
geçmişe.

Zaman su gibi akıyor,
ama bitmiyor
ne İstanbul aşkım
ne Amasya hasretim.
Yardan da serden de
vazgeçemiyorum.
Bir saatlik mesafe memleket,
ama İstanbul
paçamdan tutuyor:
“Beni bırakma".

Yarım asırdan fazla
birlikte yaşlanmışız meğer,
Ferhat’la Şirin olmuşuz
fark etmeden.
Aşkın yaşı olur mu?
Binlerce yıllık İstanbul
çıtır bir delikanlıyı
nereden bulsun
benden başka!

Ama ya çocukluğum?
Ya gençliğim?
Onlar Amasya’da kaldı,
dağların arasında
Yeşilırmak’a yaslanmış
bir başka kalbim var.
Gelsem…
Ne sokağım durur yerinde
ne mahallem.
Parkım yok,
Emrullah Usta yok,
sadece
sararmış mektuplar gibi
hatıralar.
Kale’ye tırmanmak isterim yine,
avazım çıktığınca haykırmak:
“Ey Amasya,
terk ettiğim Amasya,
neredesin?”

Binlerce yıllık
tarihin var ama
saygınlığın yaralı.
Sanat suskun,
dost masası eksik,
iki duble muhabbet
çoktan göçmüş.
Hilton senin olsun,
bana Şehir Kulübü’nün
balkonu yeterdi
bir zamanlar.

Şimdi o da yok,
kuruttular her şeyi,
tarihi de insanı da.
Yine de severim seni,
uzaktan…
Çünkü bazı aşklar
yaklaşınca değil,
uzak durunca
dayanır.
Kar kış gönüllerimizde,
direnir bilincim
bedenim yorulsa da.
İki şehir,
tek yürek…
Biri yüzde yetmiş beş
diğeri
kalan ömür.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...