26 Ocak 2026
BAHARI BEKLERKEN
25 Ocak 2026
ŞİİRİN DÜNYASI
HELENA'NIN GÖZYAŞLARI
BİR ÖMÜR
İNADINA AŞK
24 Ocak 2026
MAHUR VAKTİ
"GELDİK GİDİYORUZ" DERKEN...
23 Ocak 2026
AKŞAMA DOĞRU
VEFASIZ ŞİİRLER
ŞİKÂYETİM YOK
22 Ocak 2026
AH AMASYA
GÖNÜL İŞTE, ESTİ YİNE
YOLCULUKLAR
NASIL BİLİRSİNİZ?
21 Ocak 2026
VEDA VAKTİ
"Amasya Fotoğraf Platformu''nun değerli üyelerine gönül dolusu MERHABA.
Evet, bugün 21 Ocak 2026, sevinerek duyuruyorum ki 10 bin üyeye ulaştık.
Ne mutlu bizlere, nitelikli grubumuz hak ettiği üye barajına geldi.
Bu sayfayı 19 Ağustos 2021 tarihinde kurdum.
Bir gün önce de yaş günümü yakınlarım ve dostlarımla kutlamıştım.
Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ne bitişik ''Güneşin Sofrası'' adlı mekânda.
Yalnız o gün birlikte olduğum canım kardeşim, hemşerim, okul arkadaşım aramızda yok.
Maalesef O'nu o yıl sonsuzluğa yolcu ettik.
Şimdi Kandilli Mezarlığı'nda Kayahan ile karşı karşıya yatıyor.
Ne kadar özlüyorum bir bilseniz, Kayahan'ın deyişiyle ''yolu sevgiden geçenler elbet bir gün bir yerlerde buluşurmuş.''
Evet, bugün çok mutluyum.
Sosyal medya denilen mecranın Facebook sitesinde beş yıla yakın süredir aktif paylaşımlarda bulunuyorum.
Tabii bu süre zarfında nice arkadaşlar, dostlar kazandığım gibi epeyce de eleştirenim, düşmanım oldu.
Canları sağ olsun, şu fani dünyada değmez ama fikirsel seviyeyi tutturmak zor zanaat.
Hele hele de tartışmanın hamurunda ideolojik fanatizm varsa, artık dilin kemiği yoktur...
Allah ne verdiyse saydırmak mübahtır.
Sakın yanlış anlamayın, bu konuda ben de sudan çıkmış ak kaşık değilim, hele de masumiyet...
Asla ve tasla, yaşıma başıma bakmadan fabrika ayarlarıma geri dönüp tutuşuyorum kavgaya.
Oysa ne kadar ayıp ve de küstahça.
Ama oluyor işte, kısa yoldan iş kazası deyip geçip gidelim.
O nedenle bilerek veya bilmeyerek kalp kırdıysam yegân yegân özür dilerim, lütfen bağışlasınlar.
Bu arada bir konuyu daha duyurmak isterim.
Yaşım geldi 76'ya...
Biliyorum daha önümde uzun yıllar var...
Araya kesin evlilik olmasa bile bir kaç aşk sıkıştırırım.
Çünkü evlilik kontenjanımı doldurdum, fiziki kotalar da müsait değil...
Öyleyse selâm olsun o günlere demenin vakti geldi de geçiyor.
En iyisi üstü kalsın deyip kenera çekilmek.
Yoksa dört kollu dört gözle beni bekliyor...
Eğer ben de Cününoğlu Macit'sem kısa vadede ona bu zevki asla yaşatmam, söz; yeminim olsun.
Gördünüz mü ne diyeceğimi de unuttum.
Hah, aklıma geldi.
Şöyleki efendim, bin yaşıma kadar yaşayamıyacağıma göre bu güzel bir o kadarda değerli grubun yönetimini genç bir arkadaşımıza devretmeliyim.
Ne dersiniz?
Aldığım karar doğru değil mi?
Ayrıca atalarımız ne demiş: ''Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.''
Elbette tövbe tövbe ama...
Yine de şu devir meselesini bir düşünelim derim.
Varsa dinamik, yaratıcı, hümanist bir aday veya adaylar lütfen özelden bana yazsınlar.
Elbette bir 35'lik karşılığında 10 bin üyeli grubu seve seve devretmeye hazırım, lâkin küçük beyefendi Beyoğlulu, Göbek soyundan olacak, tek şartım bu, umarım anlayışla karşılanıp pazarlığa oturmaz...
İşte o zaman yıkılır çökerim...
Vallahi de billahi de grubun başına modaya uyup KAYYUM atarım!
Tamam mı dostlar, elbette yine buralarda olacağım...
Ara sıra takılırım.
Tekrar görüşmek umuduyla hoşça kalın, sevgiyle kalın can dostlar...
Sizleri seviyorum.
Macit CÜNÜNOĞLU
x
HÜZZAM VAKTİ
SANAT ile HAYAT
20 Ocak 2026
KOBRALAR(!)
Amasya'nın kaybolan değerlerinin başında Musiki Cemiyeti geliyordu.
Bu konudaki görüşlerimi de sayfamızda açık seçik yazdım.
Lâkin mevzunun asıl muhataplarından bugüne kadar bir ses çıkmadı.
Oysa gönül isterdi ki, en azından son yöneticileri bir kaç kelâm etsin.
Tık yok!
Belki tenezzül etmediler, belki de böylesi sosyal mecra paltformlarını ciddiye almadılar.
Her neyse, sebep ne olursa olsun, canları sağ olsun.
Gelelim bugün değineceğim asıl meseleye.
O da Amasyaspor'un dayanılmaz hâlleri.
1967 kuruluş yıllarını gayet iyi hatırlıyorum.
Hatta 3. Lig'deki ilk maçını Malatyasporla yapmış,
2-0'da galip gelmişti.
O tarihlerde rahmetli ağabeyim Adnan Cününoğlu Türk Haberler Ajansı (THA) Amasya temsilcisi.
Onun adına misafir takım koçu Mikro Mustafa ile Şehir Oteli'nde röportaj yaptım.
Ve o devirlerde başlayan Amasyaspor macerası nereden nereye geldi.
Hacıyatmaz gibi düştü kalktı, bir türlü asansör takım olmaktan kurtulamadı.
Kader utansın diyeceğim ama böylesi iniş çıkışların bilimsel sebepleri var.
Başta popülizm hastalığı, 3. Lig'de olsa maçlar Çolağın Bağı'nda oynanmıyor...
Amatörlük sizlere ömür, tedavülden kalkalı asırlar olmuş!
Artık her şey para, her şey profesyonelce.
Kamyon arkasında deplasmana giden futbolcu cilalı taş devrinde kaldı!
Şimdi yeşil zamanı (DOLAR), bastırdı mı parayı her yer ''Yeşil Amasya''...
Peki, buna güç kuvvet yeter mi?
Kentin eti budu belli, şehirde fabrika hak getire, bacasız sanayi de tık yok, bağlar bahçeler yandı bitti keten helva modunda...
Sponsor olsun devlet, belediye...
Ancak nereye kadar?
Bu arada ekstra bir konuya daha değineceğim.
Takımımızın sıfatı ''Kobralar''...
Sahi böylesi iğrenç lakabı kim buldu?
Erkek işi olduğu belli, eril böbürlenip sokmalar!
Oysa ne yakışırdı ''Misketler'.
Ankara'nın misket havası, Amasya'nın mis kokulu elması.
Valla ben ''Kobralar'' yakıştırmasını hiç sevmedim, sevemedim.
Hatta Merzfon eşekleri denseydi daha şık olurdu, en azından buralıydı!
Neyse, son söz olarak; biliyorsunuz takımın başına ''Kayyum'' atandı.
Yahu bu kayyum işi ne moda oldu.
İktidarda sevdi bu numarayı...
Sevmediği, işine gelmediği belediye veya özel sektör fark etmez; her türlü kurum veya kuruluşa basıyor kayyum soslu zokayı...
Ohhh, afiyet olsun!
Fakat bizim gibi düşük bütçeli illerde profosyonel spor dallarında iddialı olmak için takım beslemek halka verilecek en büyük cezadır.
Elbette verirsen coşkuyu gazı alçak sürünmeyle kobraların bir süre daha yaşar...
Aç kalınca da halkın kıçına kaçar!
Benden söylemesi, tez zamanda vazgeçin profesyonel zihniyetten, İzmir Altınordu Kulübü'nü örnek alın...
Çevik-Zeki-Ahlâklı sporcular yetiştirin her dalda...
Yoksa palavradan daha çok bağırır bu millet:
''Şampiyon Kobralar'' geliyor diye!
Eğer bu yoldaysanız herkese hayırlı işler...
Bana müsaade, hakikatin kendisiyle randevum var...
Sen de buyur sevindik başkan, belki iki tek atıp kentin yarınlarını konuşuruz...
Diyorsun ki su kalmadı, alarm veriyor.
Boşver şampiyonluk hayâlinden, kobralarına su taşımayı öğret...
Bak nasıl memnun olacaktır halk, yedi ceddine dua edecektir milleti susuz bırakmadığın için...
Haydi göreyim seni!
Macit CÜNÜNOĞLU
4-G’NİN GENÇLERİ
1965… Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...