01 Eylül 2026

SAYIN BAŞKAN’A AÇIK MEKTUP

Dost acı söyler…

Sayın Başkan,
öncelikle merhaba.
Ben Gümüşlü Mahallesi doğumlu,
İstanbul’a göç etmiş bir Amasyalıyım.
Ama insan memleketinden göç eder de
memleket insanın içinden göçer mi?

Benim Amasyam
Yeşilırmak’ın kıyısında bıraktığım bir şehir değil yalnız;
çocukluğumdur,
hatıramdır,
sokağıdır, taşıdır, toprağıdır…
Ve yıllardır uzaktan da olsa
gözümün, gönlümün ucuyla
takip ederim memleketimi.
Özetle;
Amasyalı olmaktan gurur duyan
sade bir vatandaşım.
Şimdi gelelim sadede…

Sayın Başkan,
seçildiğiniz günden beri sizi
ilgiyle izliyorum.
Hakikaten şanslı bir siyasetçisiniz.
Kırk dört yıllık bir geleneği yıktınız;
daha doğrusu,
sağ partilerin adaylarını geride bıraktınız.
Siz yüzde kırk üçle başkan oldunuz,
AKP ile MHP adayları
ayrı ayrı mindere çıkıp
toplamda yüzde elli ikiyi buldukları hâlde
sandıkta kaybettiler.

Siyaset bazen insana
böylesine tarihi fırsatlar sunar.
Size de sundu.
Koltuğunuzu güle güle kullanın
diyeceğim ama
iki buçuk yıl geçti artık;
makamın tadına varmışsınızdır.

Asıl mesele şu:
Bugün seçim olsa,
sandık yeniden kurulsa
aynı halk sizi yine seçer mi?
İşte bundan emin değilim.
Neden mi?
Çünkü Sayın Başkan,
ne camiye yaranabiliyorsunuz
ne kiliseye…
Biraz İsa,
biraz Musa;
biraz oradan,
biraz buradan…

Ama halkın gönlünde
siyasetin pusulası şaşınca
yol da şaşıyor.
CHP’den seçildiniz.
Ama halkın taleplerine
kulağınızı yeterince vermezseniz
halkçı olmak mümkün mü?
Bu bir…

Sonra;
Bolca yağmur duasına çıktınız.
Kuraklık elbette kader değildir,
çiftçinin duası da ayıplanmaz.
Ama Çakallar’da
olmayacak bir yere
tarikat yurdu yapılmasına izin verirken
hangi halkın sesini dinlediniz?

Cumhuriyet değerleriyle
mesafesi herkesçe bilinen odaklarla
kurduğunuz yakınlık
öyle bir noktaya vardı ki,
neredeyse
“Umre turları ne zaman başlıyor Sayın Başkan?”
diye soracağız.
Bu da iki…

Bir de
vatandaşla yakınlaşayım derken
başka bir tuzağa düştünüz:
Popülizm.
Öyle ki;
Instagram’ı açıyorum,
siz…
Facebook’u açıyorum,
yine siz…
X’e giriyorum,
karşımda yine siz!
Reis ulusal ölçekte,
siz yerel mevzilerde…
Kâh namazda,
kâh maçta,
kâh esnaf sohbetinde,
çoğunlukla da
Vali hazretlerinin sağ başında…

Sayın Başkan,
Haksız mıyım?
Halep oradaysa
arşın burada.
Sosyal medya elimizin altında.
İsterseniz birlikte bakalım.
Çünkü belediye başkanlığı
her gün fotoğraf vermek değil;
halkın derdine
dokunmaktır.

Şimdi gelelim
Amasya’nın asıl yaralarından birine:
Orduevi meselesine…
On iki Eylül’ün
Amasya’ya bıraktığı kazıklardan birine…
Ve hemen yanı başındaki
o natamam otel meselesine…
Soruyorum Sayın Başkan:
Bunların
ruhsatı yok mu?
İskânı yok mu?
Hukuku yok mu?
Şehircilik ilkeleri yok mu?
Geçmiş başkanlar
vahşi talana göz yumduysa
“Onlar yaptı” deyip
kenara çekilmek kolay.

Ama siz?
Sizin tavrınız ne olacak?
Çünkü siz
31 Mart 2024 seçim beyannamenizin
en başına
“Şeffaflık”
sözünü yazdınız.

Şimdi soruyorum:
N’oldu o şeffaflığa?
Nerede?
Hangi dosyanın içinde kaldı?
Hangi çekmecede unutuldu?
Amasya’nın ortak aklıyla
aynı masaya oturdunuz mu Sayın Başkan?
Avukatları,
ticaret erbabını,
mimarları, mühendisleri,
sendikacıları,
Kent Konseyi’ni,
esnaf temsilcilerini,
sivil toplumu,
siyasi partileri…
Ben sizi
bunların hepsiyle yan yana
Amasya’nın meselelerini konuşurken
yeterince göremedim.

Belki görüştünüz.
Belki ben kaçırdım.
Ama mesele tam da burada:
Şeffaflık,
“Ben yaptım, oldu” demek değildir.
Şeffaflık;
halkın önüne çıkıp
“Gelin konuşalım” diyebilmektir.
Çünkü Amasya’nın halkı
sizi seçti.
Ama ne yazık ki
halkın sesi size ulaşmıyor.
Bir tarafta
rap rap yürüyen asker…
Öte tarafta
atanmış bürokrat…
Ve bütün bu görüntünün ortasında
seçilmiş bir belediye başkanı…
Turgay usta!
İşte burada
söz sırası size geliyor.

Çünkü bu şehirde
halkın doğrudan seçtiği
en güçlü umut sizsiniz.
Gel hemşerilerinizi dinle.
Gel kapıları aç.
Gel sivil toplumla,
meslek odalarıyla,
esnafla,
siyasetle,
Kent Konseyi’yle
aynı masaya otur.
Ve en önemlisi;
Şeffaf ol.
Otel konusunda
gizli kapılar ardında
pazarlıklar yapma.
Amasya’nın geleceğini
birkaç kişinin kararına bırakma.

Ve Orduevi alanına gelince…
İşte orada
tarihin sana sunduğu
büyük bir fırsat var.
Belediye binasından
Kuş Köprü’ye kadar uzanan
o kıymetli alanı
betona,
rant’a,
yüksek duvarlara
teslim etmek yerine
tarihi bir park yap.

Öyle bir park yap ki;
çocuklar koşsun,
yaşlılar soluklansın,
gençler buluşsun,
turist fotoğraf çeksin,
Amasyalı nefes alsın.
Bir ucunda
Yeşilırmak aksın,
öte ucunda
Amasya’nın tarihi…
Ve ortasında
halkın ortak hafızası
yeşersin.

İşte o zaman
Sayın Başkan,
bir belediye başkanı
olmaktan öteye geçersiniz.
Kent tarihine geçersiniz.
Bugün sıradan görünen
bir kararınız,
yarın çocuklarımıza
“Bir zamanlar bir başkan vardı…”
diye anlatılabilir.
İyi anılmak da sizin elinizde,
unutulmak da…
İsterseniz
Amasya’nın tarihine
efsane başkan diye yazılırsınız.
İsterseniz
düzenin sıradan bir adamı olarak
tarihin çöplüğünde
bir yonga gibi kalırsınız.

Tercih sizin.
Çünkü makamlar geçicidir Sayın Başkan.
Koltuğun ömrü sınırlıdır.
Seçim gelir,
sandık kurulur,
oylar sayılır…
Sonra o koltukta
başka biri oturur.
Ama şehirler kalır.
Amasya kalır.
Yeşilırmak kalır.
Kuş Köprü kalır.
Taşlar, sokaklar,
evler, hatıralar kalır.
Ve insanın ardından
bir tek soru kalır:
“Bu şehir için ne yaptı?”
Ben bugün size
dostça,
hemşerice,
ama açık yüreklilikle
bu soruyu soruyorum.

Çünkü benim derdim
sizi yıpratmak değil;
Amasya’yı yüceltmek.
Benim meselem
makamınız değil;
memleketim.
Benim beklentim
iltifat değil;
adalet, şeffaflık ve ortak akıl.
Ve bilin ki
bu sözlerin ardında
kişisel bir hesap yok.
Sadece
Gümüşlü’de doğmuş,
memleketinden uzak düşmüş,
ama yüreğini Amasya’da bırakmış
bir hemşerinizin
sesini duyuyorsunuz.

O yüzden…
Dost acı söyler Sayın Başkan.
Lütfen bağışlayın.
Belki sözlerim serttir.
Ama niyetim
Amasya kadar temizdir.
Saygılarımla,
sevgilerimle…

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...