17 Eylül 2026

KAPILDIM GİDİYORUM...

Oldum olası "Devlet Sanatçısı" kavramına karşı durmuşumdur.
Bence sanatçı bağımsız, özgür ve gerektiğinde muhalif olmalıdır. 

Çünkü sanat, iktidarın gölgesinde değil, insanın vicdanında ve özgür düşüncesinde yeşerir.
İktidarlar değişir, makamlar el değiştirir; sanat ise kalıcıdır.

Neyse, gelelim güzelim memleketimiz Amasya'ya.
Geçenlerde sormuştuk:
1913 yılında kurulmuş, Osmanlı mirası Amasya Musiki Cemiyeti'ne ne oldu?
Ben 12 Eylül'e kadar olan dönemini biliyorum. 

Son başkanımız Gündüz Türem ağabeydi. 
Sonra darbe oldu.
Peki ya sonrası?
Irmak kenarındaki cemiyet binasına ne oldu? 
Yıkıldı mı, kapatıldı mı, başka bir kuruluşa mı devredildi? 
Yöneticileri, üyeleri, arşivi, notaları nereye gitti?

Cemiyetler sivil toplum kuruluşlarıdır. 
Dernekler Kanunu'na tabidir. Öyleyse böylesine köklü bir kuruluşun akıbeti neden bilinmez?
Deniyor ki Amasya Musiki Cemiyeti, "Belediye Konservatuvarı" oldu.
Eyvallah, ama aynı şey mi?

Benim cevabım açık: 
Asla ve kat'a.
Çünkü cemiyetler gönüllülükle büyüyen doğal yapılardır. 
İnsanların sevgisiyle yaşar, zamanla kök salarlar.
Amasya Musiki Cemiyeti de sıradan bir müzik kursu değildi.
Yaşı müsait hemşerilerim hatırlar; kapıları herkese açıktı. 
Dil, din, ırk, mezhep, yaş ayırımı yoktu. 
Ver parayı düdüğü çal anlayışı geçerli değildi.
Müziği seviyorsan gelirdin.
Meşk meclisine katılır, ustadan öğrenir, sabırla yetişirdin.

Çıraklık ve ustalık ilişkisiyle yürüyen, Anadolu'nun ahilik geleneğini sanat alanında yaşatan güzel bir okuldu.
Böylesine köklü bir mirasın öncüsü Giriftzen Asım Bey'di.
1913'te yakılan bu ışık, yalnızca Amasya'nın değil, Anadolu'nun kültür tarihinde de önemli bir yere sahipti.

Sanatın güzelliği de zaten burada.
İktidarların adamı olmadan, herhangi bir makamın lütfuna ihtiyaç duymadan var olabilmekte.
Güzel sanatlar, şehirlerin vitrininden ibaret değildir; ruhudur, hafızasıdır.
Gençleri sanatla buluşturmak, onlara yalnızca nota öğretmek değildir. Dinlemeyi, sabretmeyi, birlikte üretmeyi ve insanı anlamayı öğretmektir.

Bugün Amasya Musiki Cemiyeti'nin nerede olduğunu bilmiyoruz.
Belki arşivleri bir yerlerde duruyor, belki eski üyelerden hayatta olanlar var.
Ama bilinmesi gereken bir şey var:
Kültürel miras, sessizlik içinde kaybolmamalıdır.
Çünkü bazı kurumlar yalnızca bina değildir.
Bazıları bir şehrin hafızasıdır.
Bazıları ise insanın içinde yıllarca süren bir şarkıdır.

Ve şimdi, eski bir makamın son perdesi gibi, insanın içinden şu sözler geçiyor:
"Kapıldım gidiyorum..."
Belki de Amasya Musiki Cemiyeti'nin ardından değil,
yeniden doğacak güzel nağmelerin peşinden...

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...