Yaş kemâle erince gönül sessizce zenginleşiyor. İnsan, ömrün en uzun yolculuğunu kendi içine doğru yapıyor.
Tam her şey bitti sanırken, aşk usulca kapıyı çalıyor. Belki de niyeti, giderayak altın bir tepside ömrün eksik kalan mevsimlerini sunmak.
Sakın geri çevirmeyin...
Belki de hayat, en kıymetli armağanını en son sayfaya saklamıştır.
Bir çift göz değiyor yüreğinize, yıllardır susan kuşlar yeniden şarkıya başlıyor.
Kuruyan dallar filizleniyor, içinizdeki çocuk yeniden koşmaya başlıyor.
Sonra...
Bir rüzgâr esiyor Yeşilırmak kıyılarından.
Adını fısıldıyor: Amasya...
Bir şehir değil artık O; annemin sesi, babamın gölgesi, çocukluğumun gülüşü, ilk sevdamın utangaç bakışı...
Harşena Dağı omzunu yaslamış zamana.
Kral Kaya Mezarları, binlerce yıldır ölümsüzlüğün nöbetini tutuyor.
Irmak, eskisi gibi ağır ağır akıyor.
Sularında çocukluğumun taşları, gençliğimin hayalleri, gurbetin gözyaşları birlikte yüzüyor.
Her köşesinde bir hatıram bekliyor beni.
Bir dut ağacı, bir eski sokak, taş bir çeşme, ahşap bir pencere...
Hepsi adımı biliyor sanki.
Ne zaman gözlerimi kapasam, Amasya geliyor. Bir türkü oluyor bazen, bazen hüzzam bir şarkı, bazen de akşam ezgilerine karışan ince bir hüzün...
Anlıyorum ki insan sadece birini sevmez.
Bir şehri de sever.
Bir sokağı...
Bir nehri...
Bir gökyüzünü...
Ve bazen en büyük aşk, doğduğu toprağın kokusudur.
Yıllar omuzuma çökmüş olabilir.
Saçlarıma kar yağmış olabilir.
Dizlerim eski gücünde değildir belki.
Ama yüreğim...
Hâlâ Yeşilırmak boyunca yürüyebiliyor.
Hâlâ Harşena'nın rüzgârını ciğerlerine çekebiliyor.
Hâlâ gecenin en sessiz saatinde Amasya diye atabiliyor.
İşte o yüzden yaş dediğiniz yalnızca takvimlerin hesabıdır.
Gönül sevmesini biliyorsa, bir çiçeğe eğilip koklayabiliyorsa, bir çocuğun gülüşünde geleceği görebiliyorsa, bir dostun elini eski günlerdeki gibi sıkabiliyorsa, daha yol bitmemiş demektir.
Aşk yeniden gelir.
Umut yeniden doğar.
Sabah yeniden ağarır.
Ve insan, içinde Amasya'yı taşıyorsa, gurbete yenilmez.
Çünkü bilir ki her hasretin sonunda Yeşilırmak gibi eve dönen bir su vardır.
Her ayrılığın sonunda ışığını hiç kaybetmeyen bir pencere vardır.
Her ömrün sonunda bile sevgiye açılan bir kapı mutlaka vardır.
İçinizde aşk, gözlerinizde umut, avuçlarınızda memleketinizin sıcaklığı varsa...
Yıllar size ne yapabilir?
Hüzün size ne yapabilir?
Zaman size ne yapabilir?
Yüreğinizde Amasya, dudaklarınızda bir türkü, ufkunuzda hâlâ mavi bir sabah varsa...
Artık kim tutar sizi?
Kim tutabilir ki...