12 Temmuz 2026

İSTANBUL’DAN AMASYA’YA

“Dalgalandım da duruldum…” 
der Müzeyyen,
bir eski plak döner gecenin koynunda.
İğnesi takılır yüreğimin
unutulmuş, çizilmiş yerlerine.

Akşam iner İstanbul’a,
zaman ağır bir yük gibi çöker omuzlarıma.
Bedenim yorgun belki,
saçlarımda yılların sessiz karı…

Ama ruh dediğin söz dinler mi hiç?
İçimde bir ses hâlâ genç,
hâlâ aşk diye çarpıyor.
Sus diyorum kendime,
ama hangi yürek susturur kendini?

Sonra hatıralar gelir yanıma,
eski bir sandığın içinden çıkan
sararmış mektuplar gibi…
İstanbul’u gezerim gece gece.
Adalar’da mimoza kokar ellerim,
erguvanlar eğilir omuzlarıma.

Bir şiir düşer Boğaz’ın sularına,
martılar kanatlarında taşır uzaklara.
Aşiyan’da Orhan Veli susar,
ama mezarı bile gençtir hâlâ.
Yahya Kemal uzaklardan dinler
son faslın hüzzam nağmesini.
Çamlıca bakar şehre,
Boğaz yorgun bir şarkı söyler.

İstanbul güzeldir elbet,
ama gözlerinde eski bir hüzün var.
Geçerim…
Ve bir sabah değil belki,
bir ömür sonra
Amasya’ya varırım.
Doğduğum topraklara…

Yeşilırmak karşılar beni,
çocukluğumun sesiyle.
Çınarın gölgesinde durur zaman,
Örnek Otel’de bir oda açılır geçmişime.
Selağzı’na inerim usulca,
Kale’ye selâm veririm önce.
Mahzen’in kapısından girince
gençliğim oturur yanıma.
Bir kadehte eski günler,
bir sohbette kaybolan dostlar…

Süer kardeşler,
Selim Salim amcalar…
Birer ışık gibi geçer masamdan.
Nurlar içinde uyusunlar;
dostluğu öğreten güzel insanlardı.

Sonra Hükümet Köprüsü…
Irmak yine aynı ırmak,
ben biraz eksilmişim sadece.
Gümüşlü Camii bakar yüzüme,
yok olan sokaklara el sallarım.
Bir ev, bir kapı, bir çocuk sesi…
Hepsi kalmış hatıraların avlusunda.

Ağlamam…
Gözyaşlarımı içimde büyütmeyi öğrendim.
İlâankaya yollarında,
Kuş Köprü’nün sessizliğinde
geçmişle konuşurum.
Yitip giden parklar adına
bir küçük isyan bırakırım taşlara.

Çünkü şehirler de ölür bazen,
insanlar gibi…
Kumacık Hamamı’nda arınırım sonra,
su alır yorgunluğumu.
Savadiye yollarında yürürken
Ulu Mama’nın ayazmasından içerim.
Uzaklarda kalan ahpariklerimi anarım,
aynı gökyüzüne bakan
eski dostlarımı…

Bugünlük biter yolculuğum.
Ama Amasya bitmez.
Çünkü bazı şehirler
bir haritada değil,
insanın kalbinde yaşar.
Söz uçar…
Yazı kalır.
Ve konu Amasya ise
gerisi yalnızca ayrıntıdır.
İstanbul’dan Amasya’ya
bir ömrün selâmını gönderiyorum.
Yeşilırmak’a,
Harşena’ya,
Gümüşlü'ye,
çocukluğuma…
Bir kere değil, bin kere 
selâm olsun 
doğduğum bereketli topraklara,
uygarlığın başkentine.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...