04 Temmuz 2026

ZANTARA

Köyün adı değişmiş… 
Şimdi Akharman diyorlar. 
Ama benim gönlümde hâlâ Zantara'dır. 
Bazı isimler tabelalardan silinir; insanın yüreğinden ise hiçbir zaman.

Ne zaman bir fotoğrafına rastlasam, yılların ötesinden bir rüzgâr eser. 
Gözlerim, genç bir öğretmenin umut dolu günlerine gider. 
Dağların sessizliği, derelerin türküsü, fındık dallarının Karadeniz'e uzanan selâmı yeniden canlanır içimde. 

Yeşil orada gerçekten yeşildir; su, yalnız susuzluğu değil, ruhu da doyurur.
1970 ile 1972 arasında iki yıl öğretmenlik yaptım o köyde. Takvim için kısa, ömür için çok uzun iki yıl… 
Çocukların gözlerinde geleceği, köylünün emeğinde alın terinin bereketini gördüm. 

O günlerden geriye yalnız hatıralar değil, ömür boyu taşınacak dostluklar kaldı.
Salif'i hatırlıyorum… 
Nüfustaki adıyla Salih Turp. 
Çocukluğun yaramazlığı ile temizliğini aynı yürekte taşıyan o güzel evladı… 
Yusuf ağabeyin emaneti. 
Aradan geçen onca yıla rağmen bazı yüzler hafızadan hiç eksilmiyor.

Bekir Hoca'yı da unutmak mümkün mü? 
Hayatın insana her zaman yeni bir başlangıç sunduğunu gösteren bilge bir Anadolu insanıydı. Yanlışlarıyla da doğrularıyla da köyün hafızasına karışmış, ardından güzel izler bırakmıştı.

Yıllar sonra İstanbul'da Ahmet'le tanıştım. 
Köyünü unutmayanlardan… Nerede yaşarsa yaşasın, gönlünün pusulası hep Zantara'yı gösterenlerden. 
Dernek başkanı olmuş ama makamın değil, hizmetin peşine düşmüş. 
İhtiyaç sahibi çocuklara uzanan eli, cenaze günlerinde köylünün yükünü hafifleten gayreti, imece ruhuna olan inancı bana 
Anadolu'nun hâlâ dimdik ayakta olduğunu hatırlattı.
Ahmet yalnız değildi. 
Osman, Recep, Haydar ve daha niceleri… 
Her biri aynı sevdanın, aynı vefanın yolcusuydu. 
Kimse kendisi için değil, doğduğu topraklar için emek veriyordu. 

İşte insanı asıl zengin eden de buydu.
Bugün dönüp geriye baktığımda anlıyorum ki insan bazen bir köye öğretmen olarak gider, ama oradan bir ömür yetecek dostluklarla döner. 
Bana düşen de geçen yıllara şükretmek oluyor.
İyi ki Zantara'yı tanımışım.
İyi ki o güzel insanlarla aynı gökyüzünü paylaşmışım.
Ve iyi ki, aradan geçen bunca yıla rağmen, yüreğimde hâlâ o köyün dereleri akıyor, fındık dalları Karadeniz'e el sallıyor, çocukların gülüşleri sınıfın pencerelerinden bana sesleniyor.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...