11 Temmuz 2026

YORGUN ZAMANLAR



Bir bayram sabahı değil artık zaman…
Ne kapılar ardına kadar açık,
ne de sokaklarda çocuk 
sesleri var.
Bir selamın hatırı,
bir dost bakışının sıcaklığı
eski bir fotoğraf gibi 
kaldı avuçlarımızda.

Bir zamanlar dünya daha kalabalıktı sanki…
İnsanlar azdı belki,
ama gönüller daha genişti.
Bir kapı çalınır,
bir sofra kurulur,
bir dert paylaşılırdı sessizce.
Şimdi aynı şehirlerde yaşıyoruz;
ama birbirimize uzak 
ülkeler gibiyiz.

Aynı gökyüzüne bakıyor,
başka yalnızlıkların içinde kayboluyoruz.
Sokaklar kalabalık…
Yürekler ıssız.
Kelimeler çoğaldı,
ama anlamlar eksildi.
Gülüşler çoğaldı,
ama içtenlik azaldı.
Ne çok şeyi fark etmeden 
bıraktık geride…

Bir çocuğun tertemiz kahkahasını,
uzayıp giden dost sohbetlerini,
akşamüstü kapı önlerinde başlayan muhabbetleri,
bir yüreğin başka bir yüreğe sığınmasını…

Hepsi uzak bir mevsimin 
hatırası şimdi.
Belki de en büyük kaybımız;
içimizde büyüttüğümüz o eski ışığı kaybetmekti.
Sevmeyi unuttuk biraz,
beklemeyi, sabretmeyi,
bir insanın gözlerinde 
kendimizi bulmayı…

Şimdi herkes kendi duvarlarının ardında,
kendi sessizliğinin bekçisi.
Kendi yaralarını saklıyor,
kendi yalnızlığını taşıyor.

Biz ise eski bir şarkının içinde kalmış gibiyiz…
Bir hüzzam akşamında,
solmuş bir fotoğrafın kenarında,
yarım kalmış bir sevdanın gölgesinde…
Geçmişe dönüp bakıyoruz.

Orada çocukluğumuz duruyor;
tozlu sokaklarda koşan hâlimizle.
Orada dostlarımız var;
sesleri hâlâ kulaklarımızda.
Orada kaybettiğimiz yıllar,
dokunamadığımız hayaller var.

Ah zaman…
Sen ne uzun bir yolcusun.
Aldıklarını geri getirmiyorsun.
Sadece hatıraları bırakıyorsun
yorgun ellerimize.

Biz de her gece
sessizce açıyoruz o eski sandığı.
Bir yüz arıyoruz,
bir ses,
bir sıcaklık…
Yorgunuz…
Çünkü çok şey yaşadık.
Çok sevdik,
çok özledik,
çok yara aldık.

Bir yanımız hâlâ yarına inanıyor,
bir yanımız geçmişin kapısında bekliyor.
Belki hayat dediğimiz şey;
kaybettiklerimizin ardından
sessizce yürümeyi öğrenmektir.
Belki insan,
en çok kendi içinde kaybolur.
Ve geriye yalnızca bir kelime kalır:
Keşke…

Sonra uzun bir sessizlik…
Uzaklarda bir şarkı çalar;
kimsenin duymadığı,
ama herkesin içinde taşıdığı…
Ve biz,
yorgun zamanların içinden geçerken
biraz geçmiş,
biraz hüzün,
biraz da umut olarak kalırız.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

Amasya doğumlu hemşerimiz ve tiyatromuzun efsane duayeni Sermet Çağan'ı vefatının  56. yılında özlemle saygıyla anıyorum. 19...