30 Temmuz 2026

KİM TUTAR SİZİ?

Yaş kemâle erince
gönül, meyvesini en geç veren ağaç olur.
Tam "her şey bitti" dersiniz,
aşk usulca kapınızı çalar;
ellerinde altın bir tepsi,
içinde ömrün eksik kalan baharları...

Sakın geri çevirmeyin onu.
Belki kaderin son armağanıdır,
belki de yüreğe düşen
en güzel teselli...
Bir çift göz yeter bazen;
deniz kıyısında akşamı dinlemeye,
güneşin kızıllığında
kaybolmayı istemeye...
Dudaklarınızdan usulca dökülür:
“Dönülmez akşamın ufkundayım,
bu son fasıldır, nasıl geçersen geç…”

İşte o vakit anlarsınız;
gönül adamı olmak
ömür boyu süren bir ustalıktır.
Marangoz ağacı işler,
demirci çeliği döver.
Ben ise yorgun kalpleri suluyorum;
gül dallarını,
yalnız kalmış saksı çiçeklerini...

Yeter ki bir sevda tomurcuklansın,
yeter ki bir insanın yüzü gülsün.
Bırakın siyaset,
rüzgâr gibi geçsin yanımızdan.
Su yine çatlağını bulacaktır.
Sofram zengin olmasa ne çıkar?

Ruhum hâlâ
aşka aç...
Kim çıkar karşıma da
yüreğimi durdurabilir?
Ben Ferhat'ın yurdunda doğdum.
Kayaları delemedim belki,
ama duygularımı
nakış nakış dizelere işledim.
Bir şişeye koyup
içimdeki dünyayı
engin denizlere bıraktım.
Belki bir kıyıya vurur,
belki bir yürek açar kapağını,
belki yeniden başlar
umut.

Çünkü hayat
baştan sona mücadeledir.
Biz büyük düşler kuran bir kuşaktık;
yalnız ülkemizi değil,
dünyayı değiştirmeye kalktık.
Filistin'in acısında,
Angola'nın tozunda,
Nikaragua'nın rüzgârında
aynı türküyü söyledik.
Bedeller ödedik.
Sonunda
yenilmeyi bile
onurla öğrendik.

Şimdi zaman değişti.
Kapitalizmin soğuk elleri
dünyayı sardı.
Toplumsal düşler uzaklaştı,
yalnızlık çoğaldı.
Hele bir de
duyarlı bir yüreğiniz varsa,
huzur
en zor bulunan liman oluyor.
Sandıklar kurulur,
isimler değişir;
umutlar çoğu kez
yarım kalır.

Öyleyse...
Aşk pencerenizi açık bırakın.
Şarkılar girsin evinize.
Bir gün
auranıza dokunan bir yürek çıkar mutlaka.
O vakit
yelkovan kuşları gibi
kanatlanın gökyüzüne.
Bir ada senin,
bir ada benim...
Yeter ki sevdanız özgürlüğe olsun.
Yeter ki yüreğiniz
hâlâ genç kalsın.
İşte o zaman...
Kim tutar sizi?

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...