14 Eylül 2026

KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK

Geçenlerde bir büyüğüm aradı,
sesi yılların içinden geliyordu.
Kırk beş dakika sustu dünya,
o konuştu.
On iki Eylül'den başladı sözleri,
eski günlerin tozunu kaldırdı,
bir ömür sığdırdı telefona;
ben dinledim.

Belki de anlatacak çok şeyi vardı,
belki dinleyecek kimse bulamamıştı.
İnsan bazen bir cümle kurmak için
bir ömür bekler.

Telefonu kapatırken söyledi:
“Macit, yaşıtlarımın çoğu Alzheimer oldu.
Uzun konuşmak iyi geliyor bana.”
O an sustum.
Çünkü anladım,
mesele yalnızca yaşlanmak değildi.
Mesele, insanın kendine ait bir sesi
başkasının dünyasında bulamamasıydı.

Şimdi koskoca şehirlerde
milyonlarca insan yaşıyor.
Yan yana evler,
üst üste apartmanlar,
kalabalık caddeler…
Ama kimse kimsenin kapısını çalmıyor.
Komşuluk, eski bir fotoğraf gibi
duvarlarda sararıyor.

Mahalleler büyüyor,
insanlar küçülüyor birbirine.
Ve biz,
kalabalıkların ortasında
sessizce eksiliyoruz.
Belki de çağımızın en büyük hastalığı
unutmak değil;
hatırlanacak kadar yakın
kimseyi bulamamak.

Bir insanı dinlemek,
bazen bir ömrü kurtarmaz belki,
ama o ömrün
boşa yaşanmadığını hissettirir.
Ne garip dünya…
Herkes konuşacak birini arıyor,
ama kimsenin dinlemeye vakti yok.
Oysa insan,
en çok da bir başkasının dikkatinde
hayatta kalıyor.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...