23 Eylül 2026

TEŞUP İLE İRİS



Bir zamanlar Teşup
Harşena’nın üstünde yaşardı.
Elinde yıldırım,
omuzlarında fırtına…
Göğü yarar,
dağları titreştirir,
yağmuru Amasya’nın üzerine bırakırdı.

Ama onun asıl aradığı
ne gök, ne yıldırım,
ne de tanrısal kudretti.
İris’ti.
O eski nehir…

Bir zamanlar Amasya’dan geçen,
sonra sessizce kaybolan İris.
Teşup onu
yıllarca dağların ardından çağırdı.
Bulutları sürdü vadilere,
yağmurlar gönderdi,
Yeşilırmak’ın kıyısında bekledi.
Ama İris dönmedi.

Çünkü bazı nehirler
kuruyarak değil,
zamana karışarak kaybolur.
İris de öyle kayboldu.
Yatağı kaldı belki,
taşları kaldı,
adı kaldı…
Bir de Teşup’un içinde
dinmeyen bir boşluk.
Sonunda tanrı anladı:
İris artık bir nehir değildi.
Amasya’nın hafızasına dönüşmüştü.

O günden sonra
Teşup yıldırımını susturdu.
Harşena’nın tepesinde
uzun uzun Yeşilırmak’a baktı.
Ve belki ilk kez
bir tanrı ağlamanın
yağmurdan başka bir şey olduğunu öğrendi.
İris yoktu.

Ama her akşam
Yeşilırmak’ın yüzünde
onun hayali beliriyordu.
Teşup baktı,
Amasya sustu.
Ve binlerce yıl sonra bile
bir yerlerde gök gürlüyorsa
belki de Teşup hâlâ
İris’i çağırıyordur.
Çünkü bazı aşklar
kavuşmak için değil,
kaybolanı sonsuza kadar aramak için vardır.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...