![]() | |||
Hafta sonlarını torunlarla geçirmek gelenek hâline geldi.
Takdir edersiniz ki torun aşkı dünyanın en değerli duygusu. Öncelikle sorumluluk size ait değil, yetiştirip büyüten ana baba var... Size sadece sevmek kalıyor, yani sevdanın yolları... O da bende fazlasıyla mevcut, İstanbul'u saracak kadar! Büyüğüyle sohbet ediyoruz... Söz Nobel'den, bilimden açıldı ve Einstein'a kadar uzandık. Çocukluğunda konuşma zorluğu çeken afacan okul hayatını hiç sevmiyormuş... Üstelik okulları hapishaneye, öğretmenleri de gardiyana benzetiyormuş. Gerekçesi de soru sormasının hoş karşılanmaması, dolayısıyla da meraklarını, daha doğrusu öğrenme arzusunu giderememekmiş. Gel zaman git zaman büyümüş, dünyaca ünlü bilim adamı olmuş... Hatırlarsınız, neydi meşhur İzafiyet Teorisi: E= Mc2... Evet, bilimle ilgilenmek güzeldir... Ayrıca bilim insanı olmanız da şart değil... Yeter ki sevin... Hele de Cemal Yıldırım hocamızın eserleriyle tanışmışsanız... Değmeyin keyfine... Her kitabı ayrı bir heyecan... Âdeta evrenin sonsuzluğuna yolculuk... Galaksiler arası gezip yıldızlara konuyorsunuz. Neyse ki torun meraklı, bilim üzerine üç beş konuşma fırsatı buluyorum. Yoksa günlük dedikodular içinde boğulup gideceğiz... Deken acı haber yetişiyor: "Dağlıca'da üç şehit"... Bu kaçıncı? Ayrıca PKK ateşkes ilân etmedi mi? Ne yapmalı bilmem ki... Akan kanı nasıl durdurmalı? Tamam, Sultanımızın emriyle barış falan tarumar oldu... Eyvallah... Lâkin bu kadar da sahtekârlık olmaz ki... Devlet yalancı, PKK yalancı... Al birini vur öbürüne! Fakat bir kez daha inandım ki bu ülkede mutlu olmak, gülümsemek haram... Tabii vicdan sahibiyseniz... Yok burnumdan aşağısı Kasımpaşa diyorsanız... Kasımpaşalı olursunuz ki... Allah göstermesin... Ne Şam'ın şekeri ne Arabın yüzü! Üstü saraylarda kalsın! | |||
Ankara katliâmının üzerinden bir hafta geçti...
Acılar dorukta, gözyaşları sel...
Canım Türkiyem seçime gidiyor.
Açık söyleyeyim kim kazanmış kim kaybetmiş...
Artık umurumda değil.
Çünkü ülkemden istifa ettim.
Zaten uzun zamandır başka bir dünyada yaşıyorum.
Cennet gibi bir yer...
İyi müzikler, kaliteli gönül dostları ve sanatın her türlüsü...
Resimlere bakmaya doyamazsınız...
Hele bale gösterileri, tek kelimeyle hârika...
Şekspir de bizimle...
En güzel eserlerini sahneliyor...
Tolstoy yanıbaşımda, galiba âşık olmuş...
Hayatında yeni Anna Karaninalar var.
Bulutlar, martılar derken güneşe yakın yaşıyorum.
Memleketim arsızların, yüzsüzlerin idaresinde kalsın.
Yüz kûsur vatandaşım parçalanarak ölüyor...
Hem de göstere göstere göstere...
Hükümette tık yok!
Bir de meydanın adını "demokrasi" diye değiştirmişler...
Breh, breh; barıştan korkan cüceler!
İnanın; dayanamıyor, kahroluyorum.
Hangi partiye oy verirseniz verin...
Arada sırada bizim oralara uğrayın.
Elbette Kevser ırmakları, huriler yok...
Yalnızca sanat ile insanlık var.
Göreceksiniz; asla pişman olmayacaksınız.
Bol oksijen, dalından misket elmaları...
Tam kıvamında İstanbul ayvaları...
Ankara kavununun mevsimidir...
Peyniri de siz getirin!
Az da olsa yaşanacak bir ömrümüz var...
İyi yaşamanın çarelerini bulup kaliteli hayattan vazgeçmemeli...
Yoksa siyasetin kör kuyularına düşersiniz...
Çamur deryası, âdeta bataklık...
İçinde saray soytarıları, ibişler...
Kibir, azamet gırla...
Aman ha, uzak durun.
Bu aralar new age müziklere takılıyorum...
Ruhuma iyi geliyor.
İçinde felsefe, aşk, romantizm ne ararsanız var...
Yeter ki anlamaya çalışın...
Daha doğrusu yaşayın...
İşte hayat o zaman keyifli...
Daha dün okudum, ülkemizde on bin Cihatçı varmış...
Semaya yükselen tekbir seslerinden belli...
Acaba başlarında kim var?
Bana ne, ayrıca halk anlamadıktan sonra bilsem n'olacak...
O nedenle müsaadenizle...
Birazdan Carmen'le randevum var...
Çingenem benim; kelebeğim, aşk çiçeğim...
Yaşasın HAYAT!
Acılar dorukta, gözyaşları sel...
Canım Türkiyem seçime gidiyor.
Açık söyleyeyim kim kazanmış kim kaybetmiş...
Artık umurumda değil.
Çünkü ülkemden istifa ettim.
Zaten uzun zamandır başka bir dünyada yaşıyorum.
Cennet gibi bir yer...
İyi müzikler, kaliteli gönül dostları ve sanatın her türlüsü...
Resimlere bakmaya doyamazsınız...
Hele bale gösterileri, tek kelimeyle hârika...
Şekspir de bizimle...
En güzel eserlerini sahneliyor...
Tolstoy yanıbaşımda, galiba âşık olmuş...
Hayatında yeni Anna Karaninalar var.
Bulutlar, martılar derken güneşe yakın yaşıyorum.
Memleketim arsızların, yüzsüzlerin idaresinde kalsın.
Yüz kûsur vatandaşım parçalanarak ölüyor...
Hem de göstere göstere göstere...
Hükümette tık yok!
Bir de meydanın adını "demokrasi" diye değiştirmişler...
Breh, breh; barıştan korkan cüceler!
İnanın; dayanamıyor, kahroluyorum.
Hangi partiye oy verirseniz verin...
Arada sırada bizim oralara uğrayın.
Elbette Kevser ırmakları, huriler yok...
Yalnızca sanat ile insanlık var.
Göreceksiniz; asla pişman olmayacaksınız.
Bol oksijen, dalından misket elmaları...
Tam kıvamında İstanbul ayvaları...
Ankara kavununun mevsimidir...
Peyniri de siz getirin!
Az da olsa yaşanacak bir ömrümüz var...
İyi yaşamanın çarelerini bulup kaliteli hayattan vazgeçmemeli...
Yoksa siyasetin kör kuyularına düşersiniz...
Çamur deryası, âdeta bataklık...
İçinde saray soytarıları, ibişler...
Kibir, azamet gırla...
Aman ha, uzak durun.
Bu aralar new age müziklere takılıyorum...
Ruhuma iyi geliyor.
İçinde felsefe, aşk, romantizm ne ararsanız var...
Yeter ki anlamaya çalışın...
Daha doğrusu yaşayın...
İşte hayat o zaman keyifli...
Daha dün okudum, ülkemizde on bin Cihatçı varmış...
Semaya yükselen tekbir seslerinden belli...
Acaba başlarında kim var?
Bana ne, ayrıca halk anlamadıktan sonra bilsem n'olacak...
O nedenle müsaadenizle...
Birazdan Carmen'le randevum var...
Çingenem benim; kelebeğim, aşk çiçeğim...
Yaşasın HAYAT!
