Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
19 Eylül 2012
18 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
17 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
16 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
15 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
13 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
11 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
09 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
08 Eylül 2012
Kurnazlığın Zaferi!
Macit CÜNÜNOĞLU
AKP yöneticileri Beyaz Türkleri iyi tanıyor, analizleri sağlam.
Yoksa yerel seçimlerin tarihini 27 Ekim olarak saptar mıydı?
Epeyce kurnazca ama zaten siyasetlerinin özü katakulli!
MHP gibi bir partiyi de yedeğine aldı mı, gelsin yasalar, çağ dışı uygulamalar.
Peki Beyaz Türkler dediğimiz grup kim veya sosyolojik temeli ne?
Öncelikle belirtmek gerekirse büyük çoğunluğu mürekkep yalamış,
modern dünyaya entegre olmuş ve yaşam biçimiyle batılı.
Seçimlerdeki oy haritalarına baktığımızda da bu gerçek daha iyi anlaşılıyor.
Doğal olarak bu kitlenin önemli bir bölümü CHP’nin seçmeni…
Kemik diye tabir edilen türden, ama M.Kemal aşkı ama şeriat korkusu
asla partilerinden vazgeçmezler.
Ancak oranları yüksek değil, toplam seçmen sayısının elli milyon
civarında olduğunu düşünürsek yüzde 10’u geçmezler.
Elbette önemli bir özellikleri daha var; vatandaşlık bilinci yüksek bireylerdir.
Cumhuriyeti ve laikliği özümsemişlerdir. Demokrasiyi sever görünürler ama
devletin tehlikeye düştüğünü hissettiği zaman darbelere yeşil ışık yakarlar.
Yeter ki doksan yıllık kazanımlara hâlel gelmesin!
İşte tüm bu faktörler bir araya gelince çağdaşlaşmış ve birey olmayı becerebilmiş
CHP’li seçmen konformist alışkanlıklarından da kolayına vazgeçmez.
Örneğin yemek-içmek gibi tatilleri de yaşamlarında önemli bir yer tutar.
Yurt içi yurt dışı programları aylar öncesinden plânlanmıştır.
Elbette başka unsurlarda eklenebilir ama sadece sıraladıklarımız bile
yerel seçimlerin 27 Ekim Pazar günü yapılması için fazlasıyla gerekçe teşkil eder.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın Salı günü olduğunu göz önüne alırsak
hiçbir Beyaz Türk karşılarına çıkan “Beş günlük” tatil fırsatını ıskalamaz.
AKP yöneticileri Beyaz Türkleri iyi tanıyor, analizleri sağlam.
Yoksa yerel seçimlerin tarihini 27 Ekim olarak saptar mıydı?
Epeyce kurnazca ama zaten siyasetlerinin özü katakulli!
MHP gibi bir partiyi de yedeğine aldı mı, gelsin yasalar, çağ dışı uygulamalar.
Peki Beyaz Türkler dediğimiz grup kim veya sosyolojik temeli ne?
Öncelikle belirtmek gerekirse büyük çoğunluğu mürekkep yalamış,
Seçimlerdeki oy haritalarına baktığımızda da bu gerçek daha iyi anlaşılıyor.
Doğal olarak bu kitlenin önemli bir bölümü CHP’nin seçmeni…
Kemik diye tabir edilen türden, ama M.Kemal aşkı ama şeriat korkusu
asla partilerinden vazgeçmezler.
Ancak oranları yüksek değil, toplam seçmen sayısının elli milyon
civarında olduğunu düşünürsek yüzde 10’u geçmezler.
Elbette önemli bir özellikleri daha var; vatandaşlık bilinci yüksek bireylerdir.
Cumhuriyeti ve laikliği özümsemişlerdir. Demokrasiyi sever görünürler ama
devletin tehlikeye düştüğünü hissettiği zaman darbelere yeşil ışık yakarlar.
Yeter ki doksan yıllık kazanımlara hâlel gelmesin!
İşte tüm bu faktörler bir araya gelince çağdaşlaşmış ve birey olmayı becerebilmiş
CHP’li seçmen konformist alışkanlıklarından da kolayına vazgeçmez.
Örneğin yemek-içmek gibi tatilleri de yaşamlarında önemli bir yer tutar.
Yurt içi yurt dışı programları aylar öncesinden plânlanmıştır.
Elbette başka unsurlarda eklenebilir ama sadece sıraladıklarımız bile
yerel seçimlerin 27 Ekim Pazar günü yapılması için fazlasıyla gerekçe teşkil eder.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın Salı günü olduğunu göz önüne alırsak
hiçbir Beyaz Türk karşılarına çıkan “Beş günlük” tatil fırsatını ıskalamaz.
Dolayıyla tatile çıkmış CHP’lilerin olmadığı koşullarda seçmeni sandık başına
davet etmek ancak iktidar kadrolarının düşünebileceği manevraların ürünüdür!
Böylesi kurnazca projeler tutar mı? Peşinen söyleyeyim, bal gibi tutar.
Zaten elde avuçta üç-beş yer…
İzmir Antalya Kadıköy Beşiktaş Bakırköy…
Bu yerleri düşürmeyi gözüne kestirmiş AKP…
Hepsi olmasa bile çoğu giderse şaşırmam, arkama dönüp “vah vah”lar da çekmem!
Çünkü Beyaz Türklerin elle tutulur ideolojisi yok…
Pek çoğu şovenizmin sınırlarında gezinir, ulusalcılık (milliyetçilik) motifli
çıkışlarla Sözcü gazetesini bayrak edinir.
Geriye kalır M.Kemal…
O’nuda Kemalizm, Atatürkçülük sosuna batırıp Jakobencilik batağına saplanır!
Evet, dost acı söyler ama maalesef gelinen manzara-ı umumiye bu…
İnce hesaplar peşinden koşar AKP, stepnesi MHP…
Yeri gelir dincilik yapar, yeri gelir bayraktan medet umar.
Oval Ofis’in önünde kırk takla atar…
Amacı everensel kapitalizmi küstürmemek!
davet etmek ancak iktidar kadrolarının düşünebileceği manevraların ürünüdür!
Böylesi kurnazca projeler tutar mı? Peşinen söyleyeyim, bal gibi tutar.
Zaten elde avuçta üç-beş yer…
İzmir Antalya Kadıköy Beşiktaş Bakırköy…
Bu yerleri düşürmeyi gözüne kestirmiş AKP…
Hepsi olmasa bile çoğu giderse şaşırmam, arkama dönüp “vah vah”lar da çekmem!
Çünkü Beyaz Türklerin elle tutulur ideolojisi yok…
Pek çoğu şovenizmin sınırlarında gezinir, ulusalcılık (milliyetçilik) motifli
çıkışlarla Sözcü gazetesini bayrak edinir.
Geriye kalır M.Kemal…
O’nuda Kemalizm, Atatürkçülük sosuna batırıp Jakobencilik batağına saplanır!
Evet, dost acı söyler ama maalesef gelinen manzara-ı umumiye bu…
İnce hesaplar peşinden koşar AKP, stepnesi MHP…
Yeri gelir dincilik yapar, yeri gelir bayraktan medet umar.
Oval Ofis’in önünde kırk takla atar…
Amacı everensel kapitalizmi küstürmemek!
Ya CHP?
Garibim ne yapsın…
Çırpınır durur Kılıçdaroğlu, konuşması muhabbeti tatlı…
Lâkin ne kiliseye yaranır ne camiye…
İlk ciddi sınavdır 27 Ekim seçimleri…
Bekleyip göreceğiz, sandıktan takke mi güvercin mi çıkacak?
Garibim ne yapsın…
Çırpınır durur Kılıçdaroğlu, konuşması muhabbeti tatlı…
Lâkin ne kiliseye yaranır ne camiye…
İlk ciddi sınavdır 27 Ekim seçimleri…
Bekleyip göreceğiz, sandıktan takke mi güvercin mi çıkacak?
07 Eylül 2012
Eylül'de Hüzün!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
06 Eylül 2012
Ucuzlayan hayatlar!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
05 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
04 Eylül 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
02 Eylül 2012
Sonbaharda Nihavent!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
Tankut Öktem
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
31 Ağustos 2012
Ölen Ruhlar!
Söze “Nerde
o eski bayramlar?” diye başlamayacağım…Lâkin bu kadar da ruhsuzluk olur mu?
Sanırım mevzuu anlaşılmıştır, 30 Ağustos’tan söz ediyorum.
Malûmunuz; devleti âlimiz millî bayramlardan elini eteğini çekti.
Şaşırmadık, fıtratlarına layık, yakışır!
Peki, CHP’li-sosyal demokrat geçinen belediyelere ne oluyor?
Onlarda mı uydular kervana veya sisteme entegre mi oldular?
Yoksa bilemediğimiz yasaklar mı var?
Olur ya, bu iktidarın sağı solu belli olmaz…
Yollamıştır bir KHK (Kanun Hükmünde Kararname), lâğvetmiştir gösterileri.
Eğer öyleyse çok yazık, bu da mı millî iradenin tecellisi?
Hâlbuki Selamiciğim (Kadıköy Belediye Başkanı- Özellikle avukatlığını yazmadım)
iki de bir döşenir billboardlara; “Kadıköy’de yaşamak ayrıcalıktır”.
Sevsinler, canım ülkemin dört bir tarafı kaka, bir Kadıköy kurtarılmış bölge.
Bir de afişlerde sanatçıları konuşturmaz mı?
Halûk Bilginer’den Hakan Aksev’e daha nicelerini…
Neymiş efendim, nefes alıyorlarmış(!)
Sanırsınız yeryüzünde tek oksijenli bölge, bizim yaka!
İşte bu hevesle 30 Ağustos gecesi Özgürlük Parkı’na gittim…
Amacım sessizce kalabalığa karışıp bayram aktivitelerini izlemek.
Umut bu ya, kesin bir şenlik/şölen vardır dedim!
Hayâl etmez olsaydım, parkta in cin top oynuyor…
Açık hava tiyatrosunun ışıkları yanıyor, içi bomboş…
Çay bahçesinde üç beş vatandaş, maç seyrediyor!
İçimi derin bir hüzün kapladı…
Sitem de yollamadım Allah’a…
Okkalı bir küfür savurdum solcu müsveddesi belediye erkânına!
Çünkü işleri güçleri yaklaşan seçimler…
Kırk bin tilki dolaşıyor kafalarında.
Dört dönemdir başkanlık yapıyor Selami, toplam yirmi yıl eder…
Gözü hâlâ beşincisinde!
Bu ne hırs bu ne ihtiras arkadaş, gözünüz doymaz mı sizin koltuğa, makama?
Yaptınız yapacağınızı, kazandıklarınız yedi ceddinize yeter…
Çekilin ikbâl ile, birazcık da başkaları nasiplensin.... Değil mi ya?
Nasıl olsa uğruna mücadele edilecek ne ideoloji kaldı ne ideal…
Sosyal demokrasinin ilkeleri yıllar önce mutasyona uğrayıp sentetik
yapıya büründü, plastikleşti…
Emekçi, fakir, fukara AKP’nin şefkâtli kollarına teslim…
Geriye kaldı; Ulusalcı, Atatürkçü, Kemalist motifli Beyaz Türkler…
Onlar da çantada keklik…
Suyundan da koy, yaşasın tatlı hayat, yaşasın yüzde 20’lik siyaset!
Canım sıkılıyor canım…
Derdim bayram değil, davul-zurna-hamaset hiç değil…
Kurtuluş savaşının ruhu öldü…
Kaleler yıkılıyor tek tek…
Çoğalıyor cenaze törenleri…
Bugün 30 Ağustos, yarın 29 Ekim…
Ne CHP farkında ne seçmen!
Soruyor imam: “Nasıl bilirdiniz?”…
Ulusça haykırıyoruz; “İyi bilirdik, elden ne gelir, takdir-î ilâhi”
Evet, bir avucuz, belki daha az…
Kan ağlıyor yürekler…
Derdimiz vatan, kaliteli yaşam…
Reva mıdır çektiklerimiz, kahrolsun halkını süründürenler...
Yaşasın onurlu insan!
.
30 Ağustos 2012
Mozart'ı keşfetmek...
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
29 Ağustos 2012
Riyakâr dostluklar!
.
| Heykel: Tankut Öktem Arnavutköy |
İşgâl altında memleket
Paramparça.
Ah “Ana”lar…
Tarih boyunca ağlar.
Batı’nın şımarık çocuğu
Verdiler gazı
Tarih: 15 Mayıs 1919
Kirlendi İzmir…
Komşunun ayak izleri!
Yakıştı mı kardeşim…
Egelim, canım…
Değer mi…
Emperyalist köpekliğe?
Yıllar geçti…
Büyük lâf söyledik…
21.Yüzyıl
Yine efendiler…
Buyurdular; “düşmanı ez”…
Aynen "Komşi"nin başına gelenler!
Ezdik Kaddafi’yi…
Peşinden Mübârek...
Sırada Esad...
Hoş geldin riyakâr dostluklar!
Çok eleştirdik Yunan’ı…
Tarih kitaplarımız baştan aşağı…
Komşu düşmanlığıyla dolu!
Ya şimdi;
Biliyorum hikâye... “Yurtta barış cihanda barış”…
Tarih oldu M.Kemal…
Sürüyor saltanat; “Bir koy üç al”...
Devir madrabazların, üçkâğıtçıların dünyası!
Ne acıdır ki iktidar da onlar; rezil, yalancı, hain!
Geçmiş olsun Türkiye…
Bugün “30 Ağustos”… “Büyük Zafer”…
"Bekleriz bi daha"
Dersem...
İnanır mısınız?
.
Verdiler gazı
Tarih: 15 Mayıs 1919
Kirlendi İzmir…
Komşunun ayak izleri!
Yakıştı mı kardeşim…
Egelim, canım…
Değer mi…
Emperyalist köpekliğe?
Yıllar geçti…
Büyük lâf söyledik…
21.Yüzyıl
Yine efendiler…
Buyurdular; “düşmanı ez”…
Aynen "Komşi"nin başına gelenler!
Ezdik Kaddafi’yi…
Peşinden Mübârek...
Sırada Esad...
Hoş geldin riyakâr dostluklar!
Çok eleştirdik Yunan’ı…
Tarih kitaplarımız baştan aşağı…
Komşu düşmanlığıyla dolu!
Ya şimdi;
Biliyorum hikâye... “Yurtta barış cihanda barış”…
Tarih oldu M.Kemal…
Sürüyor saltanat; “Bir koy üç al”...
Devir madrabazların, üçkâğıtçıların dünyası!
Ne acıdır ki iktidar da onlar; rezil, yalancı, hain!
Geçmiş olsun Türkiye…
Bugün “30 Ağustos”… “Büyük Zafer”…
"Bekleriz bi daha"
Dersem...
İnanır mısınız?
.
28 Ağustos 2012
Vincent van Gogh
Boşlukta yankılanan silah sesi…Sol memenin altından girmiş kurşun.
Yaralı Van Gogh, kan içinde gömleği.
Hiçbir şey olmamış gibi dönüyor oteline, sessizce.
İki gün sonra kardeşi Theo’nun kollarında geliyor ölüm…
Çılgın yürek durmuştur artık, tarih: 29 Temmuz 1890.
Vincent kadar çok konuşulan, insanlığın ilgi odağı olmuş
başka ressam var mıdır?
Hiç sanmam, o sıra dışı, tek, kutup yıldızı.
Cézanne resimlerine bakıp: “Bunlar deli saçması” diyor.
Farkında olmadan gerçeği söylüyor.
Çünkü Van Gogh dâhiliğinin yanı sıra deliydi; şizofren, saralı, manik depresif.
Aylarca tımarhanede yatmıştı.
Ressam dostu Gauguin ile girdiği bir tartışma sonucu kulağını kesip
fahişe arkadaşına göndermişti, uçlarda yaşamak alışkanlığıydı.
Hayata dindar başladı, babası gibi papaz olmak istiyordu…
Beceremedi, misyoner oldu.
Dâima yoksulları emekçileri sevdi…
Maden işçileri, tarlada çalışanlar yoldaşıydı.
Ancak tanrı o’na göre değildi, bir türlü barışamadı…
Nihayetinde dinsizliği seçti.
Ve ışığa, renge, resme tapan insanın kısa hayat serüveni…
Yüzlerce tablo, başyapıt, hiçbiri karşılık bulmayan…
Ne kadar acı, kardeş yardımıyla yaşamak!
Halbuki adı Vincent, zafer demek…
Kendinden önce doğan ölü kardeşin adı!
Kolay mı böylesi ağır yükle yaşamak?
Fakat tek bir tutkusu vardı; resim yapmak, kimseyi taklit etmeden…
Derdi Van Gogh’u yaratmaktı.
Elinde fırçası, otuz yedi yıllık macerasında…
Tuvali, boyaları, kalemleri…
Âdeta dans ettiriyor renkleri, tuşları imzası.
Bilhassa sarı, kırmızıyla yeşilin isyanı…
Kan damlayan yüreği paramparça, fırtınalardan süzülüp geliyor beyni…
Gökyüzünden, güneşten, yıldızlardan yola çıkmış…
Gecenin karanlığında ışık arayan insan…
Yalnız, aç ve sefil, başkalarının gözünde değersiz ürettikleri…
Bir tek kardeş, Theo’yla süren dostluk dayanışma gerçek.
Hazin, eserleri insanlık var olduğu sürece yaşayacak olan ressamın hâli.
19. Yüzyıl deyince nedense aklıma Van Gogh gelir…
Onca bilimsel devrime, edebiyata, felsefi akımın doğup gelişmesine rağmen…
Sanatın doruklarıdır, yirminci yüzyılı hatta çağımızı besleyecek olan.
Picasso süzülüp çıkar karşımıza, faşizme direnen…
Bizden Nazım, Şili’den Neruda, kuzeyden Mayakovski, Gorki daha niceleri.
Fakat Vincent bambaşka…
O deli o deha, yarattığı eserleriyle gönüllerimizi ruhlarımızı fetheden…
Ölümünden sonra her bir tablosuyla yüzlerce zafere imza atan…
Eşsiz varlık…
Biricik, insanlığın yüz akı.
Kavruk yaşadı, savruldu, şikâyet etmedi…
O’nun için hayat resimdi, renkti, ışıktı…
O insanın özüydü…
Düşünen, üreten, yüksek ahlâkla donanmış beyniyle yalnızlığı seçen…
Belki Kafka, belki Tanrı!
Kimbilir?
Adı: Vincent, zaferin ta kendisi, ruhlar âleminin gerçek temsilcisi…
Yıldızlı gecelerin en parlak ışığı…
İyi ki doğdun, yaşadın, sana bakıyorum her zaman…
Resimlerinde sen varsın…
Sevgili Van Gogh, çok yaşa, seninle olmak...
Güzelden de öte, sonsuzluğa yolculuk!
Macit Cününoğlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
4-G’NİN GENÇLERİ
1965… Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...