Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
26 Ağustos 2012
25 Ağustos 2012
Martıların kanatlarında...
Kanat çırpmak, denizle aşk yaşamak.
Özledim seni İstanbul
Mağrurluğunu, yıpranmayan asaletini.
Sendin bizi baştan çıkaran…
Öğretmenimiz, laboratuarımız, bahçemiz, ormanımızdın.
Özgürlüğü senden öğrendik, sevdayı da.
Üniversitelerinde okuduk, fabrikalarında çalıştık…
Ya mahpushanelerin; dostluğun dayanışmanın en yücesiyle tanışdık.
Selâm olsun o yıllara, bu günlerde o kadar uzak, o kadar uzak ki.
Cami avlularında, mezarlıklarında dolaşıyoruz artık
İlerledi yaşlar, tek tek göç ediyor yoldaşlar.
Anılar yüreğimizde, vedalaşıyoruz hüzünle
Gözyaşlarımız akıyor sessizce.
Özledim
seni İstanbul
Tapınaklarını bedestenlerini köprü altı meyhanelerini
Cahide’yle rakı içmiştim Beyoğlu’nda.
Sonku’luktan istifa etmiş arka sokaklara sığınmıştı.
Beden yorgun, saçlar ak, hatıralar zengin.
Daha kimler kimler…
Fakat bugünlerde en çok şadırvan başında musallanın yanındayım.
Birazdan çıkacağım evden, istikâmet hünkârımızın mabedi.
Ataşehir’de, adı: Mimar Sinan
Buluşacağız Sosyalist Metin’le
Son görev, sonsuzluğa bulutlara uğurlayacağız…
Emeğin sesi onurun timsâli
Daha nicelerini yolcu ettiğimiz gibi.
Özledim seni İstanbul
Yorgunluğunu yaşlılığını hüznünü
Kendimi özlediğim kadar.
Kavuşmak umuduyla
Bekle geliyorum, aç kollarını
Her zamanki sıcaklığınla dostluğunla sar beni, al içine
Kaybet derinliklerinde
Fatiha dua da istemem
Yeter ki nemli gözlerimi kurula.
Canım İstanbul
Sığınacağım tek liman
Merhametini sevgini benden esirgeme.
Tapınaklarını bedestenlerini köprü altı meyhanelerini
Cahide’yle rakı içmiştim Beyoğlu’nda.
Sonku’luktan istifa etmiş arka sokaklara sığınmıştı.
Beden yorgun, saçlar ak, hatıralar zengin.
Daha kimler kimler…
Fakat bugünlerde en çok şadırvan başında musallanın yanındayım.
Birazdan çıkacağım evden, istikâmet hünkârımızın mabedi.
Ataşehir’de, adı: Mimar Sinan
Buluşacağız Sosyalist Metin’le
Son görev, sonsuzluğa bulutlara uğurlayacağız…
Emeğin sesi onurun timsâli
Daha nicelerini yolcu ettiğimiz gibi.
Özledim seni İstanbul
Yorgunluğunu yaşlılığını hüznünü
Kendimi özlediğim kadar.
Kavuşmak umuduyla
Bekle geliyorum, aç kollarını
Her zamanki sıcaklığınla dostluğunla sar beni, al içine
Kaybet derinliklerinde
Fatiha dua da istemem
Yeter ki nemli gözlerimi kurula.
Canım İstanbul
Sığınacağım tek liman
Merhametini sevgini benden esirgeme.
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
24 Ağustos 2012
Metin Kurt
Futbol emekçisiydi “Sol açık”…
İşini iyi yapan.
Davası insancıldı…
Düşüncesi soldan.
Galatasaraylıydı…
Henüz keşfedilmemişti Pensilvanyalı…
Ahlâklar düzgün, ruhlar amatör, renkler üstün.
Işıktı güneşti Metin…
Duruşu sağlam, idealleri yüce.
İlk kez ofsayta düştü kalbi...
Dayanamadı rezil dünyaya…
Güle güle onurlu İNSAN.
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
23 Ağustos 2012
Hüzünlü ziyaret!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
21 Ağustos 2012
Ağustos sıcağında...
.
1939 Ağustos’undan durduk yere söz etmek ne kadar anlamlı?
Ancak fi tarihinden Sümerlerden bahsetmiyoruz, şunun şurasında 73 yıllık hikâye!
Aşağılık Hitler’in iktidarı sağlamlaşmış…
Leblebi çekirdek niyetine Avusturya, Çekoslovakya’yı yutmuş…
Gözünü dikmiş Polonya’ya!
Lâkin bahane lâzım, niyet kötü…
Aynen kurtla kuzu misâli.
Açıyor tezgâhı, proje Himmler’in…
Sınır boyu; Naziler Polonyalı asker kılığında…
SS soyundan, basıyorlar ülkesinin gümrük binasını peşinden radyo istasyonunu…
Dokuz ölü, figüranlar toplama kampından, zehirlenmiş Yahudiler!
“Almanlar katledildi” yalanıyla rezilce cesetler sergileniyor Dünya’da…
Coşuyor Hitler, aşağılanıyor günâhsız komşu.
Şartlar olgunlaşmış…
Çalınıyor savaş tamtamları.
Ordular ilk hedefiniz Polonya…
Tarih:1 Eylül 1939
Başlıyor insanlığın gördüğü en kanlı savaş.
Ve geride kalan: 50 milyon ölü, milyonlarca sakat!
O nedenledir ki 365 gün içerisinde “1 Mayıs” ile “1 Eylül”ü çok severim…
İkisi de bayramdır, birincisi emeğin ikincisi barışın.
Emekle barış ne çok yakışır…
Havadır, sudur, ekmektir, insanlıktır, onurdur.
Antep’i düşünüyorum şimdi…
Yanarak, parçalanarak toprağa düşen dokuz can…
Uluslararası kanlı senaryoların bir parçası mı?
Cami duvarına işemeyeceğine göre Esad…
Meselâ “özgürlük” müptelâsı gûruhların marifeti mi?
Neden olmasın, ortam müsait, “hava kurşun gibi ağır…”
Mezarlıklar doymuyor taze bedenlere!
Ayrıca kan üzerinden beslenen o kadar çok sırtlan var ki…
Türkiye-Suriye sınırında bombalar patlarsa kalleşce…
Sloganlarımız hazır; “En büyük Türkiye, yaşasın Padişah”…
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Feda olsun üç-beş Memed”.
İddia ediyorum, kötü yönetiliyor Türkiye…
Hem de kısa tarihimizin göremeyeceği kadar.
Öyle bir coğrafyadayız ki, düştük belâya, dalaşmadığımız komşu kalmadı.
Körebe oynuyoruz gözümüz bağlı…
Sağımız solumuz düşman, dokunduğumuz Esad, yıkılsın karşımızdan!
Sizi bilmem ama benim tahammülüm kalmadı…
Rahmetli Menderes bile bunlar kadar Amerikalı olmadı…
Zaten o yüzden ipi boyladı…
Kurtuluşu aramıştı son zaman…
Yollara düşüp soluğu almıştı Moskova’da…
Noktayı koydu 27 Mayıs, ölüm fermanın altında Beyaz Saray’ın imzası vardı!
Evet, karanlık bir iklim…
Başta Hitler’i, alçakça oyunlarını yazdım…
21. Yüzyıldayız…
“Tarihin tekerrürü” aptallar…
Dünü sorgulamayan anlamayanlar için.
Yitirdiğimiz dokuz can’dan ders almıyorsak…
Daha çok gider; 9 değil 99, dokuz yüz doksan dokuz can…
Ankara efendilerine saygısızca arz olunur!
“Bitsin bu travmalar, barış gelsin topraklarımıza” dersek…
Sesimizi duyan var mıdır?
Macit CÜNÜNOĞLU
1939 Ağustos’undan durduk yere söz etmek ne kadar anlamlı?
Ancak fi tarihinden Sümerlerden bahsetmiyoruz, şunun şurasında 73 yıllık hikâye!
Aşağılık Hitler’in iktidarı sağlamlaşmış…
Leblebi çekirdek niyetine Avusturya, Çekoslovakya’yı yutmuş…
Gözünü dikmiş Polonya’ya!
Lâkin bahane lâzım, niyet kötü…
Aynen kurtla kuzu misâli.
Açıyor tezgâhı, proje Himmler’in…
Sınır boyu; Naziler Polonyalı asker kılığında…
SS soyundan, basıyorlar ülkesinin gümrük binasını peşinden radyo istasyonunu…
Dokuz ölü, figüranlar toplama kampından, zehirlenmiş Yahudiler!
“Almanlar katledildi” yalanıyla rezilce cesetler sergileniyor Dünya’da…
Coşuyor Hitler, aşağılanıyor günâhsız komşu.
Şartlar olgunlaşmış…
Çalınıyor savaş tamtamları.
Ordular ilk hedefiniz Polonya…
Tarih:1 Eylül 1939
Başlıyor insanlığın gördüğü en kanlı savaş.
Ve geride kalan: 50 milyon ölü, milyonlarca sakat!
O nedenledir ki 365 gün içerisinde “1 Mayıs” ile “1 Eylül”ü çok severim…
İkisi de bayramdır, birincisi emeğin ikincisi barışın.
Emekle barış ne çok yakışır…
Havadır, sudur, ekmektir, insanlıktır, onurdur.
Antep’i düşünüyorum şimdi…
Yanarak, parçalanarak toprağa düşen dokuz can…
Uluslararası kanlı senaryoların bir parçası mı?
Cami duvarına işemeyeceğine göre Esad…
Meselâ “özgürlük” müptelâsı gûruhların marifeti mi?
Neden olmasın, ortam müsait, “hava kurşun gibi ağır…”
Mezarlıklar doymuyor taze bedenlere!
Ayrıca kan üzerinden beslenen o kadar çok sırtlan var ki…
Türkiye-Suriye sınırında bombalar patlarsa kalleşce…
Sloganlarımız hazır; “En büyük Türkiye, yaşasın Padişah”…
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Feda olsun üç-beş Memed”.
Hem de kısa tarihimizin göremeyeceği kadar.
Öyle bir coğrafyadayız ki, düştük belâya, dalaşmadığımız komşu kalmadı.
Körebe oynuyoruz gözümüz bağlı…
Sağımız solumuz düşman, dokunduğumuz Esad, yıkılsın karşımızdan!
Sizi bilmem ama benim tahammülüm kalmadı…
Rahmetli Menderes bile bunlar kadar Amerikalı olmadı…
Zaten o yüzden ipi boyladı…
Kurtuluşu aramıştı son zaman…
Yollara düşüp soluğu almıştı Moskova’da…
Noktayı koydu 27 Mayıs, ölüm fermanın altında Beyaz Saray’ın imzası vardı!
Evet, karanlık bir iklim…
Başta Hitler’i, alçakça oyunlarını yazdım…
21. Yüzyıldayız…
“Tarihin tekerrürü” aptallar…
Dünü sorgulamayan anlamayanlar için.
Yitirdiğimiz dokuz can’dan ders almıyorsak…
Daha çok gider; 9 değil 99, dokuz yüz doksan dokuz can…
Ankara efendilerine saygısızca arz olunur!
“Bitsin bu travmalar, barış gelsin topraklarımıza” dersek…
Sesimizi duyan var mıdır?
Macit CÜNÜNOĞLU
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
20 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
19 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
18 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
16 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
15 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
14 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
13 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
12 Ağustos 2012
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
10 Ağustos 2012
Selda Bağcan
Selda Bağcan demiş ki: “Erken öten horozu keserler”…
Ahmet Kaya’yı, Kürtçe şarkılarını kastetmiş.
Ah canım kardeşim!
Bu ülkede erken öten yalnız Ahmet mi?
Osmanlı’dan vazgeçtik, Cumhuriyet tarihine bak…
Hiçbirini gözün almıyorsa son altmış yıla…
Bak bakalım karşına ne çıkacak?
Nice Kayalar, Nazımlar, Kemâller, Denizler…
Saymakla biter mi?
Tarih tarih değil ki, erken öten horozlar manzumesi!
Hepsinin ortak paydası, kesilmiştir kellesi.
Lâkin insanlık tarihi de böyleydi…
Örneğin; Giordano Bruno (d. 1548, ö. 17 Şubat 1600 Roma). İtalyan filozof,
rahip, gökbilimci ve okültist. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların
en önemlilerinden biri ve şair yönüyle de edebiyata en yakınıydı.
Ona doğacı “Coşkunluğun düşünürü” de denilebilir.
Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan
İtalyan filozof Kopernik'in tezini savundu.
Evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve evrende dünyadan başka
birçok gezegenin bulunduğunu söyledi.
Aykırı görüşler beslediği için 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilân edildi ve Roma'da diri diri yakılarak idam edildi.
Aynen Sivas’ın kurbanları gibi…
Tanırdım Asım Bezirci’yi, edebiyatçılara örnekti kişiliği…
Kıydılar o’na, yoldaşlarına…
Yanıp kül oldular…
Külleri savruldu sonsuzluğa.
Üzerinden yıllar geçti…
Sanırsınız ülkemiz Ortaçağ…
Brunolar ülkesi…
Erken öten horozlar diyarı!
Zaman ilerledikçe koyulaşıyor karanlıklar…
Ancak aydınlık…
Işığının huzmesi azalsa da…
M.Kemal’den gelen umut…
İnadına var.
Gelelim Selda’ya…
12 Eylül’ün ünlü mahpusuna…
İtiraf et, sen de sevdin Tayyip’i…
İnandın yalanlarına.
“Açılım”, “İleri demokrasi” dedi…
Kulağa hoş geldi…
Tav oldun…
Umut dünyası…
Endişelenme…
Anlarız insan hâllerinden.
Fakat mahalle baskısı demen yok mu?
Asla affedemem.
Söyle kız, ne zaman baskı gördün bizden?
Ayıptır ayıp…
Söylediklerin ne vicdana ne izana sığar.
Belki cüzdan diyeceğim ama…
Dilim varmıyor daha ötesine.
Ne diyeyim bilemiyom ki…
Senin de yolun açık olsun devrimci bacım Selda Bağcan!
.
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
4-G’NİN GENÇLERİ
1965… Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...

