Antik devirlerin tanrısı...
Tabii Zeus’un oğlu...
En önemli özelliği tüccarlara ve hırsızlara ait olması...
Sözüm meclisten dışarı; bizden birine benziyor ama...
Neme lâzım, durduk yere kaşınmayalım...
Oturalım oturduğumuz yerde.
Hele de emekli maaşına mahkûm olmuş bir vatandaş olarak
ne ceza ödeyecek hâlimiz var ne de hapis yatacak vaziyetimiz...
Yerli malı Hermes deyip geçip gidelim!
Fakat bu tanrı yaratma işi yalnız bugün değil her devirde var...
Daha doğrusu ilâhlaştırma sendromu!
O nedenledir ki biat kültüründen gelen aziz seçmenlerimizi gayet
iyi anlıyorum...
Yüzde elli yetmez...
Sınırları zorlamak lâzım...
Madem ulus devlet projesi kadük kaldı...
Ah ulan Kürtler...
Tek bayrak, tek millet, tek din, tek mezhep derken...
Bir de “barış süreci”...
Çağdaş piramitimiz yukarıdan aşağıya ilmek ilmek örülecek...
Ve en tepede Hermes...
Alt tabakada sürünen milyonlar...
Çalsın sazlar oynasın kızlar!
“Ohhh!” diyeceğim de aynı tezgâhtan bizde geçtik...
Örneğin Zeus’umuz Marx’tı...
Peygamberlerimiz kavme göre değil tarikatlarımıza göre şekillenirdi...
Leninci Lenin’e...
Stalinci Stalin’e...
Maocu Mao’ya tapardı...
Bir de Enver Hoca vardı...
Sahi o kimdi?
Kusura bakmasın yoldaşlarım, yaşlılık işte...
Ne işe yaradığını, kim olduğunu unuttum!
Yine de bir devir işte...
Geldi geçti, selâm olsun o günlere...
Lâkin Hermes müthiş...
Düşünsenize, hem tüccar hem hırsız...
Üstelik dindar...
Öyle böyle değil...
Kıldığı beş vakit namazın üstüne beş daha katıp tanrılar sofrasına
oturacak kadar...
Sizi bilmem ama ben seviyor takdir ediyorum...
Çünkü artık yanlış ata -pardon; tanrıya- oynamak istemiyorum...
Bastırıyorum oyumu Hermes’e...
Karşılığını alıyorum, yalnız bu dünyada değil...
Cennette cennette...
O nedenledir ki;
“Beraber ıslandık yağan yağmurlarda”...
“Hermes’in kıçına takılan mutlu olur iki cihanda!” diyorum...
Ve "Yola devam" sloganı eşliğinde muhabbete şimdilik üç nokta koyuyorum!
06 Mart 2015
05 Mart 2015
27 Şubat 2015
26 Şubat 2015
Benden söylemesi...
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
25 Şubat 2015
Yıllar ötesinden...
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
24 Şubat 2015
Muhalefete faydasız nasihatler!
Macit CÜNÜNOĞLU
macitcununoglu@gmail.com
23 Şubat 2015, 21:02
macitcununoglu@gmail.com
23 Şubat 2015, 21:02
Hasta ziyareti için gittiğim GATA’da bir uzman çavuşla tanışmıştım...
Menüsküs ameliyatı geçirmiş...
Acil şifa dileklerimle birlikte sohbet imkânı buldum.
Görev yeri İmralı’ymış...
Kaç kişi olduklarını sordum...
Cevap: Bin kişi...
Yani bir alay asker Apo’yu bekliyor...
Şaşırdım kaldım!
Ada Rahmetli Menderes ve arkadaşlarının mezarlarına da bir süre
ev sahipliği yapmıştı... (29 yıl)
Bursa’ya bağlı, karaya mesafesi 12 kilometre...
Marmara’nın dördüncü büyük adası...
Doğası güzel, turizme elverişli...
Gel gör ki talihsiz...
Daha doğrusu siyaset kurbanı...
Ya mezarlık ya mahpushane...
Ne fena, tam Türk işi!
Neyse ki Özal döneminde mezarlar Topkapı’ya taşındı da...
Hem cennet mekân zorunlu misafirlerinden kurtuldu hem de rahmetliler
huzura kavuştu.
Darısı Apo’nun başına...
İnşallah tez zamanda, mesela barış süreci sonunda yerli Alkatraz’dan
transfer olur da, (mesela meclise)...
Ada gerçek kimliğine, özgürlüğüne kavuşur.
Düşünsenize; ne yakışır “Barış Akademisi veya İnsan Hakları Enstitüsü”...
Başına da Hoca Efendi...
İnanın uluslararası ses getirir!
Belki benimkisi ham hayâl...
Ama Süleyman Şah gerçek...
Her ne kadar kimliği tartışmalı olsa da...
Padişahımız ve avenesine göre “ecdat”...
Üstelik yattığı yer sınır dışı olsa da vatan toprağı...
Derhal taşınmalı, IŞİD tehdidinden korunmalı...
Öyle de oldu...
Türbe başarılı bir operasyon sonucu güvenli bölgeye hicret etti..
Orası da Suriye...
Eşme köyü...
Varsın olsun...
Kutsala sahip çıkmak ancak böyle kotarılır!
Lâkin muhalefetin hâli tam bir felâket...
Allah aşkına bir kez olsun susun...
Bir velvele, bir yaygara...
“Vatan toprağı elden gidiyor”, “Bayrak iniyor, Şah’ın kemikleri sızlıyor” vs...
Yapmayın be iki gözüm...
Ortada ne büyütülecek mevzu var, ne kahramanlık destanı...
Alt üstü danışıklı döğüş...
Başta ABD ile Esad haberdar...
Ve bilcümle örgütler; IŞİD, PYD, El-Nursi...
Hatta PKK...
Neye karşı çıkıyorsunuz, kime ne anlatıyorsunuz...
Ayrıca ne çabuk unuttunuz “One Minute” numaralarını...
Yalnız içerde değil, Arap âleminde nasıl da puan toplamıştı...
O nedenledir ki lütfen susun...
Ve bir daha da konuşmayın...
İllâ muhalefet etmek istiyorsanız da...
Terör yasasına yoğunlaşın...
Ülke polis devletine gidiyor, mutlak diktatörlük kapıda...
Her şeyden önemlisi de halka anlatın...
Boş verin Süleyman Şah’ın türbesini...
Şehidimizin aziz ruhuna bir Fatiha okuyup geçip gidin!
Menüsküs ameliyatı geçirmiş...
Acil şifa dileklerimle birlikte sohbet imkânı buldum.
Görev yeri İmralı’ymış...
Kaç kişi olduklarını sordum...
Cevap: Bin kişi...
Yani bir alay asker Apo’yu bekliyor...
Şaşırdım kaldım!
Ada Rahmetli Menderes ve arkadaşlarının mezarlarına da bir süre
ev sahipliği yapmıştı... (29 yıl)
Bursa’ya bağlı, karaya mesafesi 12 kilometre...
Marmara’nın dördüncü büyük adası...
Doğası güzel, turizme elverişli...
Gel gör ki talihsiz...
Daha doğrusu siyaset kurbanı...
Ya mezarlık ya mahpushane...
Ne fena, tam Türk işi!
Neyse ki Özal döneminde mezarlar Topkapı’ya taşındı da...
Hem cennet mekân zorunlu misafirlerinden kurtuldu hem de rahmetliler
huzura kavuştu.
Darısı Apo’nun başına...
İnşallah tez zamanda, mesela barış süreci sonunda yerli Alkatraz’dan
transfer olur da, (mesela meclise)...
Ada gerçek kimliğine, özgürlüğüne kavuşur.
Düşünsenize; ne yakışır “Barış Akademisi veya İnsan Hakları Enstitüsü”...
Başına da Hoca Efendi...
İnanın uluslararası ses getirir!
Belki benimkisi ham hayâl...
Ama Süleyman Şah gerçek...
Her ne kadar kimliği tartışmalı olsa da...
Padişahımız ve avenesine göre “ecdat”...
Üstelik yattığı yer sınır dışı olsa da vatan toprağı...
Derhal taşınmalı, IŞİD tehdidinden korunmalı...
Öyle de oldu...
Türbe başarılı bir operasyon sonucu güvenli bölgeye hicret etti..
Orası da Suriye...
Eşme köyü...
Varsın olsun...
Kutsala sahip çıkmak ancak böyle kotarılır!
Lâkin muhalefetin hâli tam bir felâket...
Allah aşkına bir kez olsun susun...
Bir velvele, bir yaygara...
“Vatan toprağı elden gidiyor”, “Bayrak iniyor, Şah’ın kemikleri sızlıyor” vs...
Yapmayın be iki gözüm...
Ortada ne büyütülecek mevzu var, ne kahramanlık destanı...
Alt üstü danışıklı döğüş...
Başta ABD ile Esad haberdar...
Ve bilcümle örgütler; IŞİD, PYD, El-Nursi...
Hatta PKK...
Neye karşı çıkıyorsunuz, kime ne anlatıyorsunuz...
Ayrıca ne çabuk unuttunuz “One Minute” numaralarını...
Yalnız içerde değil, Arap âleminde nasıl da puan toplamıştı...
O nedenledir ki lütfen susun...
Ve bir daha da konuşmayın...
İllâ muhalefet etmek istiyorsanız da...
Terör yasasına yoğunlaşın...
Ülke polis devletine gidiyor, mutlak diktatörlük kapıda...
Her şeyden önemlisi de halka anlatın...
Boş verin Süleyman Şah’ın türbesini...
Şehidimizin aziz ruhuna bir Fatiha okuyup geçip gidin!
23 Şubat 2015
Sivaslı şairimize saygıyla...
Dünyayı Takdis
Dünyanın doğu tarafında
Barış olsun.
Tarlanın apak çığırları
Kan değil, ter aksın
Ve çınlarken akşam çanı
Eğilsin herkes takdise…
Dünyanın batı tarafında
Bereket olsun.
Her yıldızdan çiy yağsın
Her başaktan altın saçılsın
Ve koyunlar tepelerde otlarken
Filiz, çiçek bitsin yerden…
Dünyanın kuzey tarafında
Bolluk olsun.
Buğdayın altın denizinde
Yüzsün daima orak, tırpan,
Buğdayın tanelerinin geniş ambarı açıldığı zaman
Mutluluk sarsın dört yanı.
Dünyanın güney tarafında
Ağaçlar meyveye dursun.
Peteklerden ballar damlasın
Kadehlerden şarap aksın
Ve gelinler yoğururken ak ekmeği
Söylensin aşk şarkıları...
Taniel Varujan
Rupen Sevag'a saygıyla...
NEDEN
NEDEN, niçin âşık oldun bana?
Minicik kız, yazık sana.
Yüreğine anca bir kelebek sığar, ama
Sen tuttun, yaşlı bir kartalı hapsettin oraya.
Mavi kız mavi gözlerin aralandığında
Bir bülbülün şarkısı çınlardı orda.
Ah aşk nağmeleri duyacakken, tuttun
Uğursuz iniltilerimi doldurdun kulaklarına.
Ben başıbozuğun, serserinin biriyim
Geçmişin sonu gelmez mezarlarında ayak izlerim.
Sarıp sarmalayacakken uysal bir aşkla
Sen yüreğini tuttun, bıraktın fırtınaya.
Gözlerin aşkın aleviyle kararmış
Öyle şarkı söyleme, ölürsün sonra.
Senin gibi minicik bir aşk lazımdı sana
Sen gittin tutuldun bir aşk tanrısına.
Rupen SEVAG
Hortlayan Neo-Osmanlılık!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
22 Şubat 2015
Kaos!
Macit CÜNÜNOĞLU
macitcununoglu@gmail.com
21 Şubat 2015, 20:17
macitcununoglu@gmail.com
21 Şubat 2015, 20:17
Çürümüş bir düzende ahkâm kesmek zor...
Hele siyaset...
Gerçek anlamda kaşarlanmış politikacıların işi!
Çünkü bu ülkede namuslu amatörlere yer yok...
Hele toplumsal sorunlar, memleket meseleleri...
Biz kimiz ki?
Sadece onlar bilir, onların sesi çıkar...
Öyleyse koyverin gitsin...
Ayrıca ister inceldiği yerden kopsun, ister beli kırılsın...
Ah ulan solculuk günlerimiz...
Ne güzeldi be!
Her sabah kalktığımızda devrim yapıp Boğaz’da villalar beğeniyorduk...
Valla ben demiyorum...
Şeflerimin arzusuydu...
Herkes bir gün mutlak mehtaba çıkacaktı...
Özellikle emekçilerle, işçi sınıfı...
Şahane...
Ancak sonuç hüsran...
Hem de tepetaklak...
Hangi vakit görülmüş egemenlerin iktidarı çapulculara(!) teslim ettiği...
Kaldı ki bu işler başta ideoloji, örgütlenme işi...
Her şeyden önemlisi de inanç, mücadele, kavga ister...
Nerde bizde o alt yapı...
İdeolojimiz yüz elli yaşında...
Onlarınki bin dört yüz...
Kitabımız insan mahsulü...
Onlarınki kutsal...
İlâveten bayrak milliyet...
Bir de zalimler iktidar, bizler muhalefet...
Geriye ne kaldı?
Sürünmek, işkence, zindanlar...
Belki de müstahakız...
Ne demiş atalarımız...
“İşini bilmeyen kasap, elinde kalır masat”...
Bizim de elimizde binlerce acıyla dolu hatıralar kaldı...
Gene de selâm olsun o devirlere...
İnsandık, onurluyduk, omurgalıydık...
Tenezzül etmezdik makam mevkie...
Helâli hoş olsun boşa giden mücadelemize!
Ya şimdi, günümüzde...
Öyle bir iktidar var ki...
Muhalefeti “Paralel”...
Gelecekten haber veren “Fuat Avni”...
Kör tuttuğunu beller...
Özetle belirsizlik, karanlık, kaos, hırsızlık, rüşvet...
“Barış süreci” konjonktürel masal...
“Terör Yasası” faşizmin sopası...
Ben nadim oldum...
Kime ne söylersiniz değerli dostlar?
Hele siyaset...
Gerçek anlamda kaşarlanmış politikacıların işi!
Çünkü bu ülkede namuslu amatörlere yer yok...
Hele toplumsal sorunlar, memleket meseleleri...
Biz kimiz ki?
Sadece onlar bilir, onların sesi çıkar...
Öyleyse koyverin gitsin...
Ayrıca ister inceldiği yerden kopsun, ister beli kırılsın...
Ah ulan solculuk günlerimiz...
Ne güzeldi be!
Her sabah kalktığımızda devrim yapıp Boğaz’da villalar beğeniyorduk...
Valla ben demiyorum...
Şeflerimin arzusuydu...
Herkes bir gün mutlak mehtaba çıkacaktı...
Özellikle emekçilerle, işçi sınıfı...
Şahane...
Ancak sonuç hüsran...
Hem de tepetaklak...
Hangi vakit görülmüş egemenlerin iktidarı çapulculara(!) teslim ettiği...
Kaldı ki bu işler başta ideoloji, örgütlenme işi...
Her şeyden önemlisi de inanç, mücadele, kavga ister...
Nerde bizde o alt yapı...
İdeolojimiz yüz elli yaşında...
Onlarınki bin dört yüz...
Kitabımız insan mahsulü...
Onlarınki kutsal...
İlâveten bayrak milliyet...
Bir de zalimler iktidar, bizler muhalefet...
Geriye ne kaldı?
Sürünmek, işkence, zindanlar...
Belki de müstahakız...
Ne demiş atalarımız...
“İşini bilmeyen kasap, elinde kalır masat”...
Bizim de elimizde binlerce acıyla dolu hatıralar kaldı...
Gene de selâm olsun o devirlere...
İnsandık, onurluyduk, omurgalıydık...
Tenezzül etmezdik makam mevkie...
Helâli hoş olsun boşa giden mücadelemize!
Ya şimdi, günümüzde...
Öyle bir iktidar var ki...
Muhalefeti “Paralel”...
Gelecekten haber veren “Fuat Avni”...
Kör tuttuğunu beller...
Özetle belirsizlik, karanlık, kaos, hırsızlık, rüşvet...
“Barış süreci” konjonktürel masal...
“Terör Yasası” faşizmin sopası...
Ben nadim oldum...
Kime ne söylersiniz değerli dostlar?
21 Şubat 2015
Ada Vapuru
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
20 Şubat 2015
Domatesin kırmızısı, politikacının...
Macit CÜNÜNOĞLU
macitcununoglu@gmail.com
20 Şubat 2015, 10:50
macitcununoglu@gmail.com
20 Şubat 2015, 10:50
İstanbul 88, Çanakkale 4 milletvekili çıkartıyor...
İstanbul üç bölge, Çanakkale yekpare...
Ya mücadele?
Parti içi liste kavgalarından söz ediyorum...
Üstelik siyasî ayırım gözetmeden...
Kim bilir tansiyon nasıl da yükselmiştir...
Bir de küçük yerlerin dedikoduları...
Merkeze bağlı ilçeleri de hesaba katınca; sanırım tam bir gayya kuyusu...
Bakalım kim çıkmayı başarabilecek?
Son seçimlere göre ilde dağılım adilane...
İki iktidar, iki muhalefet...
Sanırım hedef üçü kapmak...
Geriye kalan bir de kimde kalırsa teselli ikramiyesi...
Hiç yoktan iyidir dördün birine sahip olmak!
Ah siyaset ahhh!
Sen nelere kadirsin; komşuyu komşuya, kardeşi kardeşe düşman edersin.
Hele de söz konusu milletvekilliği olunca...
Ticaretten, babadan kalan mirastan daha değerlisin!
Öncelikle risk yok...
Yeter ki parlamentoda iki yıl kalmayı becer...
Tabii başına tokmak yemeden veya merdivenden düşmeden...
Gerisi ömür boyu saadet, hem de aile boyu!
Tuhaftır bizim memleket...
Hemen hemen her alanda...
Din dâhil evrensel mevzuları bile kendimize benzetiriz.
Örneğin “kapitalizm”, “serbest piyasa ekonomisi”...
Bakmayın liberal ayaklara...
Bağımsız olması gereken Merkez Bankası bile direkt sultana bağlıdır...
Elbette manen...
O nedenledir ki ikide bir hır çıkar...
Sanki faiz politikası adamın uçkuru...
“İn” der inmez!
Aynı şekilde eğitim...
İlim, irfan aut...
Türban içeri...
İşte gelecek yaratmanın temel felsefesi...
Daha neler neler?
En iyisi mi “dinci diktatörlük” benzeri bir düzen diyeyim de...
Gerisini siz anlayın.
Neyse, şimdi ön seçim zamanı...
Geçenlerde “Bigazete”de okudum...
Toplam aday aday sayısı binlerle ifade ediliyormuş...
Hay sürüsüne bereket...
Kutlarım Çanakkalelileri...
Bu kadar hevesliyi tarlada mı, sera da mı yetiştiriyorsunuz?
Yoksa hibrit mi?
Ne demiş ulu önderimiz Atatürk (patronumuzun gönlü olsun)...
“Ben domatesin kırmızısını, politikacının hormonsuzunu severim”...
Haydi, lâfı daha fazla uzatmayalım...
Herkese kolay gelsin!
İstanbul üç bölge, Çanakkale yekpare...
Ya mücadele?
Parti içi liste kavgalarından söz ediyorum...
Üstelik siyasî ayırım gözetmeden...
Kim bilir tansiyon nasıl da yükselmiştir...
Bir de küçük yerlerin dedikoduları...
Merkeze bağlı ilçeleri de hesaba katınca; sanırım tam bir gayya kuyusu...
Bakalım kim çıkmayı başarabilecek?
Son seçimlere göre ilde dağılım adilane...
İki iktidar, iki muhalefet...
Sanırım hedef üçü kapmak...
Geriye kalan bir de kimde kalırsa teselli ikramiyesi...
Hiç yoktan iyidir dördün birine sahip olmak!
Ah siyaset ahhh!
Sen nelere kadirsin; komşuyu komşuya, kardeşi kardeşe düşman edersin.
Hele de söz konusu milletvekilliği olunca...
Ticaretten, babadan kalan mirastan daha değerlisin!
Öncelikle risk yok...
Yeter ki parlamentoda iki yıl kalmayı becer...
Tabii başına tokmak yemeden veya merdivenden düşmeden...
Gerisi ömür boyu saadet, hem de aile boyu!
Tuhaftır bizim memleket...
Hemen hemen her alanda...
Din dâhil evrensel mevzuları bile kendimize benzetiriz.
Örneğin “kapitalizm”, “serbest piyasa ekonomisi”...
Bakmayın liberal ayaklara...
Bağımsız olması gereken Merkez Bankası bile direkt sultana bağlıdır...
Elbette manen...
O nedenledir ki ikide bir hır çıkar...
Sanki faiz politikası adamın uçkuru...
“İn” der inmez!
Aynı şekilde eğitim...
İlim, irfan aut...
Türban içeri...
İşte gelecek yaratmanın temel felsefesi...
Daha neler neler?
En iyisi mi “dinci diktatörlük” benzeri bir düzen diyeyim de...
Gerisini siz anlayın.
Neyse, şimdi ön seçim zamanı...
Geçenlerde “Bigazete”de okudum...
Toplam aday aday sayısı binlerle ifade ediliyormuş...
Hay sürüsüne bereket...
Kutlarım Çanakkalelileri...
Bu kadar hevesliyi tarlada mı, sera da mı yetiştiriyorsunuz?
Yoksa hibrit mi?
Ne demiş ulu önderimiz Atatürk (patronumuzun gönlü olsun)...
“Ben domatesin kırmızısını, politikacının hormonsuzunu severim”...
Haydi, lâfı daha fazla uzatmayalım...
Herkese kolay gelsin!
CHP üzerine sesli düşünceler
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
19 Şubat 2015
Dök zülfünü...
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
18 Şubat 2015
Fıtrat!
Kar yağdı, hayat durdu!
Aklıma Avrupa, kuzey ülkeleri geliyor...
Üstelik kış mevsiminde Almanya’da bulundum...
Ne okullar kapanıyor, ne trafik felç...
Her şey yolunda, tıkır tıkır işliyor.
Seksen yedi yılı Mart ayında da yine kar yağmıştı...
İstanbul âdeta yokluğa teslim olmuştu...
Herkes evinde; makarna, bulgura talim etti!
Demek ki doğa olaylarına karşı zaaflık bu ülkenin fıtratında saklı!
Aslında yirmi birinci yüzyıldayız...
Gül gibi iktidarımız var...
Kredisi yüksek, parası bol, ulusal gelir on bin doları aşmış...
Duble yollar yapıyor, denizleri alttan üstten geçiyor...
Baştaki sultan devrimci, çılgın projelere imza atıyor...
Hatta Karadeniz’i Marmara’yla birleştirip çağ açıyor!
Gene de muhalefete yaranamıyor...
Hele sokaklar yok mu?
Vara yoğa yürüyüş yapanlar, seslerini yükseltenler...
Neymiş efendim, üç beş madenci ölüyormuş...
Tersaneler, şantiyeler kan gölüymüş...
Bir de münferit cinayetler...
Minibüsçü katlediyor, esnaf bıçaklıyor...
Milliyetçi asil Türk genci arkadan vuruyor...
Necip halkımın cinnet hâli bile birileri tarafından sürekli istismar ediliyor...
Ayıptır yahu...
Aslında kefenliler sürüsü, palalılar ordusu, döt kılları zor tutuluyor...
Camiler kışlaya dönüşmüş, minareler süngü cart curt...
Aman tanrım nasıl bir memleket olduk...
İnanç sömürücüleri, vicdan yoksunları hâlâ iktidarda...
Ve sokaklar, caddeler bomboş...
Tam da sultanımızın istediği gibi...
Kentte sessizlik hâkim...
Martılar bile susmuş...
Lâkin cinayetler hız kesmiyor...
Gözü dönmüş caniler iş başında...
Elde bıçak...
Bu kez hedef gazeteci...
Adı: Nuh Köklü...
Toprağa düşen bilmem kaçıncı fidan...
Katilin kafası IŞİD, elleri El-Kaide, yüreği Hizbullah...
İşte ideal koalisyon...
Yaratıcısı SULTAN...
Yalnız insanlık farkında değil...
Aramıza karışmış, bizden biri...
Hızını alamayıp Küba’lara kadar uzanan zihniyet...
En son projesi Kadıköy meydanına cami...
Adı “Ulu”...
Karar mercii maalesef insan...
İnsanı insanlığından utandıran!
Aklıma Avrupa, kuzey ülkeleri geliyor...
Üstelik kış mevsiminde Almanya’da bulundum...
Ne okullar kapanıyor, ne trafik felç...
Her şey yolunda, tıkır tıkır işliyor.
Seksen yedi yılı Mart ayında da yine kar yağmıştı...
İstanbul âdeta yokluğa teslim olmuştu...
Herkes evinde; makarna, bulgura talim etti!
Demek ki doğa olaylarına karşı zaaflık bu ülkenin fıtratında saklı!
Gül gibi iktidarımız var...
Kredisi yüksek, parası bol, ulusal gelir on bin doları aşmış...
Duble yollar yapıyor, denizleri alttan üstten geçiyor...
Baştaki sultan devrimci, çılgın projelere imza atıyor...
Hatta Karadeniz’i Marmara’yla birleştirip çağ açıyor!
Gene de muhalefete yaranamıyor...
Hele sokaklar yok mu?
Vara yoğa yürüyüş yapanlar, seslerini yükseltenler...
Neymiş efendim, üç beş madenci ölüyormuş...
Tersaneler, şantiyeler kan gölüymüş...
Bir de münferit cinayetler...
Minibüsçü katlediyor, esnaf bıçaklıyor...
Milliyetçi asil Türk genci arkadan vuruyor...
Necip halkımın cinnet hâli bile birileri tarafından sürekli istismar ediliyor...
Ayıptır yahu...
Aslında kefenliler sürüsü, palalılar ordusu, döt kılları zor tutuluyor...
Camiler kışlaya dönüşmüş, minareler süngü cart curt...
Aman tanrım nasıl bir memleket olduk...
İnanç sömürücüleri, vicdan yoksunları hâlâ iktidarda...
Ve sokaklar, caddeler bomboş...
Tam da sultanımızın istediği gibi...
Kentte sessizlik hâkim...
Martılar bile susmuş...
Lâkin cinayetler hız kesmiyor...
Gözü dönmüş caniler iş başında...
Elde bıçak...
Bu kez hedef gazeteci...
Adı: Nuh Köklü...
Toprağa düşen bilmem kaçıncı fidan...
Katilin kafası IŞİD, elleri El-Kaide, yüreği Hizbullah...
İşte ideal koalisyon...
Yaratıcısı SULTAN...
Yalnız insanlık farkında değil...
Aramıza karışmış, bizden biri...
Hızını alamayıp Küba’lara kadar uzanan zihniyet...
En son projesi Kadıköy meydanına cami...
Adı “Ulu”...
Karar mercii maalesef insan...
İnsanı insanlığından utandıran!
Yeni Türkiye'den manzaralar!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
17 Şubat 2015
Öl de gör!
Macit CÜNÜNOĞLU
macitcununoglu@gmail.com
17 Şubat 2015, 17:34
macitcununoglu@gmail.com
17 Şubat 2015, 17:34
On üç yılda fazlasıyla öğrendik...
“Acısıyla, tatlısıyla” diyemiyorum...
Yalnız ve yalnız eza ve sıkıntı var...
Bir de umutsuzluk, çaresizlik.
Kadıköy-Feneryolu’nda oturuyorum...
Apartmanımın karşısı çocuk yuvası...
Yanan tarihî köşkün arsasında...
Dört dönüm üzerine kurulmuş...
Adı da “Harika”...
Kar yağıyor...
Bahçede çocuklar...
Mini mini, kızlı erkekli...
Torunlarım geliyor aklıma...
Nehir ve Su...
Ve “nasıl bir gelecek bekliyor?” sorusu...
Cevap yok...
Bir sıkıntı, bir iç geçirme, bir özlem...
Karmakarışık duygular...
Ve koskocaman bir yalnızlık!
“Cumhuriyet niye kuruldu?” diye düşünüyorum...
Demokrasi, laiklik...
Hepsinden değerlisi de özgürlük...
Kibrit suyu döküldü diplerine...
Çünkü iktidarda mezhepçi faşizm!
Evet evet, yanlış okumadınız...
Neo-Osmanlıcılık Pan-İslâmizme evrildi...
Hamas, El-Kaide, IŞİD, El-Nursi, Hizbullah, İhvan, Boko Haram...
Hepsi bizim dostlarımız...
“Yaşasın din kardeşliği”...
Geliyor radikal İslâm!
Bahçede çocuklar...
Her şeyden habersiz cıvıl cıvıl kartopu oynuyorlar...
Torunlarım gönlümün en derinlerinde...
Nasıl bir Türkiye?Yüreğim sıkışıyor...
Özgecanımız el sallıyor sonsuzluktan...
Psikoloji okumuş...
Freud’u, Pavlov’u tanıyor...
Cinsel açlığı anlatıyor dilinin döndüğü kadar...
Şartlı refleksten dem vuruyor...
Ve köpekleşmekten...
Salyanın, saldırganlığın, kuduzluğun psikanalizini yapıyor...
Son söz olarak da...
“Aman ha, evlâtlarınızı koruyun”...
“Güvenmeyin dine, imana, kanuna”...
“Ben yandım, artık aydınlık olsun dünya” diyor...
Ben de “ÂMİN” diye haykırıyorum sessizce...
Lânet okuyarak, kahrederek!
Birileri de Ankara’dan seslenmez mi...
“Dans etmeyin, Fatiha okuyun!”...
Hasbinallah...
Ölür müsün, öldürür müsün...
Yoksa yüzüne mi tükürürsün?
Ah ulan “İç Güvenlik Yasası”...
Daha gelmedin...
Ama kurban çok...
Ne diyeyim bilmem ki...
Toprak olursun tez zamanda...
Eğer Karacaahmet’e gelirsen de...
Ben de mezarına...
Öl de gör!
Maya!
Macit CÜNÜNOĞLU
| ||||||||||
| ||||||||||
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
4-G’NİN GENÇLERİ
1965… Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...
-
Mehmet Ali'yi de yitirdik. Yiğit dostum benim. Önce Yüksel, şimdi de O. İnşaat Yüksek Teknikeri ve sendikacıydı. Fakat ömrünü işçi s...
-
Şeref Gülsün Büyük sanatçılar vardır, çevreleri dışında tanınmazlar. Emekçilerdir, vitrin malzemesi olmazlar. N...
-
Üç Silahşör ve bir Melek Çok uzaklardan Evrim'in sesi geliyor. Uğur ile Mehmet Ali'nin kızı. Kanada'da yaşıyor. Ve kanlı 12 ...


