Türkiye yasta...
Suud kralı öldü...
Vahhabi...
Bayraklar yarıda...
Üzgünüz, acımız büyük...
“Her
ölüm erken ölümdür” der şairimiz...
Doksan yaşındaydı mevta...
Pek de iyi bilmezdik hani...
Tanrı taksiratını ister affeder ister af etmez...
Yalnız bu dünyada yaptıkları yenir yutulur türden değil.
Zenginmiş, hem de çoook...
Bize ne...
Halkı düşünsün.
Petrolün üzerine kurulan saltanat...
Hem de nasıl...
Altından saraylar, pırlantadan hamamlar...
Ye pompacım ye...
Arkanda Yedi Kız Kardeş...
Aralarında Mobil, Shell, BP...
Sömür dibine kadar...
Nasıl olsa insanlık utanmıyor...
Mevzubahis milyarlarca dolar...
Bu arada yalnız rengin değil...
Yüreğin de arap!
Ah şu petrol denilen sıvı yok mu?
Doğanın insanlığa hediyesi...
Kan oldu aktı Ortadoğu’ya...
Zülüm oldu, baskı oldu, diktatörlük oldu...
Tanrının dinine bulaşıp lekeledi...
Sanki “kara delik”...
Kör kuyu...
Zifir karanlık...
Aydınlığı sevmeyen, ışığa izin vermeyen zihniyet...
Dün öldü...
Benim ülkem yasta...
M. Kemal’in ülkesi...
“Olacak
iş mi?” demeyin...
Daha bunlar başlangıç.
Millî görüş Arabistan’a evrildi...
Kıbleden esiyor rüzgâr...
Batı tu kaka...
Hayaller Mescid-i Aksa...
Sultanımız perperişan...
Kral öldü...
Yaşasın şeriat...
Bekle geliyoruz çok yakında...
İnancımız ulu, mezhebimiz kutsal...
Anayasamız fıkıh...
Yeşil bayrak çekeceğiz göndere...
Vicdanlar çürümüş...
Gelecek arap ve de kapkara!
Macit CÜNÜNOĞLU.
KARA-BİGA
Uzanan eski iskele, Karabiga kasabasında
Kara, karadan da kara alın yazılılar
Sırtında kömür dolu küfeler,
Solgun yüzler
Gider gelir yırtık pantolonlu çıplak ayaklar
Motor bile yorgun taşıdığı yükten
Dalgalara direnmez sallanır da sallanır
Ama o!
Bu gün işe çıktığından üstelik mutlu…
Bir yirmi beşlik bile verecek Ahmedine
Dilediğini alsın oğlan, simit, şeker ya da iğde
Kara kara titrer yürekte, Ahmedi akıllı oğlan;
“Onu bir yol okutsam, eminim Ali gibi aha şöyle bir muallim”
Ahmedi taşıyamaz küfeyi, Ahmedi akıllı oğlan
“Bizim karı yaman seneye doğurur gene, kız olsa bari sonraki”
Karısı gelir önüne, örgü örgü saçları
Kaçırdığı gün, dün gibi
İki çocuk toprağa verdi hâlbuki.
Perihan Abla öldü...
Karabigalı...
Kocası Erol Çevikçe...
Halamın oğlu, her daim gurur duyduğum.
İlk yazısında yukarıdaki şiir vardı...
“Bigazete”de yer aldı...
Hayatın içinden süzülerek gelen satırlar...
Bir an, bir tarih...
Belki de yürek...
Sustu artık...
Biga’da başlayan nefes...
Son adres; Amasya...
Halamın yanı...
Erol Ağabeyimin anası...
Eminim Hoca Kazım...
Ki -eniştem-...
Kadından iyi anlar...
Dilerim her ikisine de sonsuzluğa kadar (Hurilere kapılmadan) sevgiyle bakar...
Üçünün de huzuru bol olsun...
Nurlar içinde yatsınlar.

